|
33
- SEYYİD FEHÎM EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
SOFU BABA'NIN AŞKI
"Seyyid
Fehîm" her sene, Van'a gidip bir defâ,
Güzel
sohbetleriyle "Nûr" saçardı etrâfa.
Mevsim yaz
olduğundan, hava bir sıcaktı ki,
İnsanlar,
harâretten kavruluyordu sanki.
Gençten bir
kimse vardı, hem de "Fehîm" isminde.
Yaşardı o
zamanlar, günah işler içinde.
Bu genç,
dağdan bir tabak "Kar" temin edip bir gün,
Getirip,
huzûruna arz etti o büyüğün.
Seyyid
Fehîm, o gence buyurdu: (İsmin nedir?)
O genç, çok
sıkılarak, dedi: (İsmim Fehîm'dir.)
Bir makbûl
olmuştu ki getirdiği soğuk kar,
Şefkatle
etti ona, bir teveccüh ve nazar.
Bu, öyle
bir teveccüh, öyle nazardı ki hem,
Kalbi, "Seyyid
Fehîm"in aşkıyle doldu o dem.
Öyle bir
muhabbetle bağlandı ki o zâta,
Onun
muhabbetiyle yanar oldu âdetâ.
Sonradan "Seyyid
Fehîm", Arvas'a etti avdet.
O sene kış
mevsimi, şiddetli geçti gâyet.
Ve lâkin
yanıyordu o "Aşk"la onun gönlü
Onun
ayrılığına, yoktu hiç tahammülü.
En son
dayanamayıp, dedi ki: (Anneciğim!
Heybemi
hazır et ki, Arvas'a gideceğim.)
Dedi:
(Gitme evlâdım, bir baksana şu kışa.
Çıkarsan
yem olursun dağlarda kurda kuşa.)
Lâkin o,
kararını vermiş idi pek katî.
Zîrâ onun
aşkından, kalmamıştı tâkati.
Heybesini
alarak, düştü Arvas yoluna.
Ona
kavuşmak için, bir mâni yoktu ona.
Her an ölüm
saçarken aç kurtlar, soğuk ve kar,
O, dağ dere
demeyip, gidiyordu bir karar.
Zîrâ onu
götüren, bir "Sevgi"ydi, bir "Aşk"tı.
Çünkü "Seyyid
Fehîm"e varıp kavuşacaktı.
Bir dağın
tepesinde, tam bu aşkla giderken,
Baktı ki,
karşısına bir adam çıktı birden.
Ve sordu
ki: (Nereye gidiyorsun ey Fehîm!
Eğer
arzu edersen, sana yardım edeyim.)
Lâkin o,
cevap bile vermiyerek hiç ona,
Yine aynı
aşk ile, devâm etti yoluna.
Çünkü "Seyyid
Fehîm"le berâberdi o zâten.
Ve onun
aşkı ile gidiyordu esâsen.
Ve bir
akşam, Arvas'ta ezân okundu, fakat.
Namâz için
mihrâba geçmedi o büyük zât.
Herkes
merak ederken, niçin beklediğini,
"Seyyid
Fehîm" bilirdi bu işin hikmetini.
Buyurdu: (Bir
yolcumuz geliyor, yolda şu an.
Hem de
donmak üzere neredeyse soğuktan.)
Biraz sonra
genç Fehîm, bir "Kardan adam" gibi,
Kavuştu
mâşûkuna, dinlemeyip kar, tipi.
Buyurdu ki:
(Ey Fehîm, o yolda rast geldiğin,
Hızır'dı, niçin ondan bir yardım istemedin?)
Dedi ki:
(Berâberdim o anda sizin ile.
Çok kolay
geliyordum, sizin himmetinizle.
Siz de
geliyordunuz o yolda yanım sıra.
Sizinle
berâberken, bakar mıyım "Hızır"a?
Ben sizin
aşkınızla, dağları aşıyordum.
Her adımda,
daha çok size yaklaşıyordum.)
"Sofu
Baba" derler ki ona Van civârında,
Ziyâret
etmektedir sevenler mezârında.
|