ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

33 - SEYYİD FEHÎM EFENDİ (Kuddise Sirruh)

SOFU BABA'NIN AŞKI

 

"Seyyid Fehîm" her sene, Van'a gidip bir defâ,

Güzel sohbetleriyle "Nûr" saçardı etrâfa.

 

Mevsim yaz olduğundan, hava bir sıcaktı ki,

İnsanlar, harâretten kavruluyordu sanki.

 

Gençten bir kimse vardı, hem de "Fehîm" isminde.

Yaşardı o zamanlar, günah işler içinde.

 

Bu genç, dağdan bir tabak "Kar" temin edip bir gün,

Getirip, huzûruna arz etti o büyüğün.

 

Seyyid Fehîm, o gence buyurdu: (İsmin nedir?)

O genç, çok sıkılarak, dedi: (İsmim Fehîm'dir.)

 

Bir makbûl olmuştu ki getirdiği soğuk kar,

Şefkatle etti ona, bir teveccüh ve nazar.

 

Bu, öyle bir teveccüh, öyle nazardı ki hem,

Kalbi, "Seyyid Fehîm"in aşkıyle doldu o dem.

 

Öyle bir muhabbetle bağlandı ki o zâta,

Onun muhabbetiyle yanar oldu âdetâ.

 

Sonradan "Seyyid Fehîm", Arvas'a etti avdet.

O sene kış mevsimi, şiddetli geçti gâyet.

 

Ve lâkin yanıyordu o "Aşk"la onun gönlü

Onun ayrılığına, yoktu hiç tahammülü.

 

En son dayanamayıp, dedi ki: (Anneciğim!

Heybemi hazır et ki, Arvas'a gideceğim.)

 

Dedi: (Gitme evlâdım, bir baksana şu kışa.

Çıkarsan yem olursun dağlarda kurda kuşa.)

 

Lâkin o, kararını vermiş idi pek katî.

Zîrâ onun aşkından, kalmamıştı tâkati.

 

Heybesini alarak, düştü Arvas yoluna.

Ona kavuşmak için, bir mâni yoktu ona.

 

Her an ölüm saçarken aç kurtlar, soğuk ve kar,

O, dağ dere demeyip, gidiyordu bir karar.

 

Zîrâ onu götüren, bir "Sevgi"ydi, bir "Aşk"tı.

Çünkü "Seyyid Fehîm"e varıp kavuşacaktı.

 

Bir dağın tepesinde, tam bu aşkla giderken,

Baktı ki, karşısına bir adam çıktı birden.

 

Ve sordu ki: (Nereye gidiyorsun ey Fehîm!

Eğer arzu edersen, sana yardım edeyim.)

 

Lâkin o, cevap bile vermiyerek hiç ona,

Yine aynı aşk ile, devâm etti yoluna.

 

Çünkü "Seyyid Fehîm"le berâberdi o zâten.

Ve onun aşkı ile gidiyordu esâsen.

 

Ve bir akşam, Arvas'ta ezân okundu, fakat.

Namâz için mihrâba geçmedi o büyük zât.

 

Herkes merak ederken, niçin beklediğini,

"Seyyid Fehîm" bilirdi bu işin hikmetini.

 

Buyurdu: (Bir yolcumuz geliyor, yolda şu an.

Hem de donmak üzere neredeyse soğuktan.)

 

Biraz sonra genç Fehîm, bir "Kardan adam" gibi,

Kavuştu mâşûkuna, dinlemeyip kar, tipi.

 

Buyurdu ki: (Ey Fehîm, o yolda rast geldiğin,

Hızır'dı, niçin ondan bir yardım istemedin?)

 

Dedi ki: (Berâberdim o anda sizin ile.

Çok kolay geliyordum, sizin himmetinizle.

 

Siz de geliyordunuz o yolda yanım sıra.

Sizinle berâberken, bakar mıyım "Hızır"a?

 

Ben sizin aşkınızla, dağları aşıyordum.

Her adımda, daha çok size yaklaşıyordum.)

 

"Sofu Baba" derler ki ona Van civârında,

Ziyâret etmektedir sevenler mezârında.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan