|
33
- SEYYİD FEHÎM EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
HEMEN AYRILMALIYIZ!
"Seyyid
Fehîm Efendi", her sene, Müks'ten Van'a,
Gelir ve
feyz verirdi günlerce Van halkına.
Kendisini
çok seven, mahkeme baş kâtibi,
"Ahmet
Bey"in evinde ekserî kalır idi.
Lâkin o
Hac'da idi bir sene geldiğinde,
Buna rağmen
yine de, kaldı onun evinde.
Bir kaç
talebesiyle, bu evde misâfirken,
Onlardan
birisini, kaldırdı gece birden.
Buyurdu ki:
(Uyandır diğer talebeleri.
Zîrâ
terk edeceğiz çok acele bu evi.)
Arz etti
ki: (Emriniz baş göz üstüne, ancak,
Sabahı
bekleseydik, zîrâ ayıp olacak.)
Buyurdu: (Hayır
hayır, gidelim geceleyin.
Hem de
oğullarına, haber ver Ahmet Bey'in.)
Onlar dahî
uyanıp, bunu haber aldılar.
Huzuruna
çıkarak, ağlayıp yalvardılar:
(Efendim,
kusûrumuz olduysa, af ediniz.
Ne olur,
bizi böyle terk edip gitmeyiniz.
Babamız çok
üzülür ve iner yüreğine.
Nasıl cevap
veririz, sonra kendilerine?
Siz yine
lutf ederek, af buyurun bizleri.
Oturun
rahat rahat, terk etmeyin bu evi.)
Buyurdu: (Evlâtlarım,
siz müsterîh olunuz.
Bize,
fazlası ile hizmette bulundunuz.
Ben duâ
ediyorum, râzıyım hem de sizden.
Lâkin
şimdi acele gitmeliyiz bu evden.)
Çâresizlik
içinde kalarak dediler ki:
(Nasıl
emrederseniz, öyle olsun mâdem ki.)
O gece
yarısında, derhâl toparlanarak,
Başka eve
gittiler, hem de âcil olarak.
Ertesi gün
sordu ki oğlu Muhammed Emîn:
(Babacığım, hikmeti ne idi ki bu işin?
Ahmed
Bey'in evlâdı üzüldüler buna pek.
Dursaydık ne olurdu o evde sabaha dek?)
Buyurdu ki:
(Kimseye söyleme bunu evlât!
Ahmet Bey,
Beytullahta bu gece etti vefât.
Ev, "Yetîm
evi" olup, kaldı mîrâsçılara.
Ve onlar
sâhip oldu evdeki eşyâlara.
Önceden,
her eşyâyı rahat kullanıyorduk.
Her
istediğimizi, rahat alıp yiyorduk.
Çünkü
biliyorduk ki, "Ahmet Bey", seve seve,
Her şeyi
kullanmaya, izin verir bizlere.
Şimdiyse,
bütün bunlar oldu mîrâsçıların.
Kim
olduklarını da, bilmiyoruz onların.
Her şey, o
vârislerin hakkı oldu o sâat.
Bir şeyi
kullanmaya, yoktu izin ve ruhsat.
"Kul
hakkı"ndan kaçınmak maksadıyla, acele,
Ayrıldım o
hâneden, hakîkat işte böyle.)
Bu
hâdiseden sonra, bir ay geçti aradan.
Hacılar,
teker teker döndüler Beytullahtan.
Herkes
geldiği halde, "Ahmet Bey" yoktu fakat.
Dediler: (O,
bir gece, Mekkede etti vefât.)
Bir hesap
ettiler ki, bu vefât, hakîkatte,
O gece vukû
bulmuş, hem de aynı sâatte.
"Ahmet
Bey"in evlâdı anladı ki âşikâr:
Seyyid
Fehîm, o gece bu yüzden ayrılmışlar.
|