ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

33 - SEYYİD FEHÎM EFENDİ (Kuddise Sirruh)

HEMEN AYRILMALIYIZ!

 

"Seyyid Fehîm Efendi", her sene, Müks'ten Van'a,

Gelir ve feyz verirdi günlerce Van halkına.

 

Kendisini çok seven, mahkeme baş kâtibi,

"Ahmet Bey"in evinde ekserî kalır idi.

 

Lâkin o Hac'da idi bir sene geldiğinde,

Buna rağmen yine de, kaldı onun evinde.

 

Bir kaç talebesiyle, bu evde misâfirken,

Onlardan birisini, kaldırdı gece birden.

 

Buyurdu ki: (Uyandır diğer talebeleri.

Zîrâ terk edeceğiz çok acele bu evi.)

 

Arz etti ki: (Emriniz baş göz üstüne, ancak,

Sabahı bekleseydik, zîrâ ayıp olacak.)

 

Buyurdu: (Hayır hayır, gidelim geceleyin.

Hem de oğullarına, haber ver Ahmet Bey'in.)

 

Onlar dahî uyanıp, bunu haber aldılar.

Huzuruna çıkarak, ağlayıp yalvardılar:

 

(Efendim, kusûrumuz olduysa, af ediniz.

Ne olur, bizi böyle terk edip gitmeyiniz.

 

Babamız çok üzülür ve iner yüreğine.

Nasıl cevap veririz, sonra kendilerine?

 

Siz yine lutf ederek, af buyurun bizleri.

Oturun rahat rahat, terk etmeyin bu evi.)

 

Buyurdu: (Evlâtlarım, siz müsterîh olunuz.

Bize, fazlası ile hizmette bulundunuz.

 

Ben duâ ediyorum, râzıyım hem de sizden.

Lâkin şimdi acele gitmeliyiz bu evden.)

 

Çâresizlik içinde kalarak dediler ki:

(Nasıl emrederseniz, öyle olsun mâdem ki.)

 

O gece yarısında, derhâl toparlanarak,

Başka eve gittiler, hem de âcil olarak.

 

Ertesi gün sordu ki oğlu Muhammed Emîn:

(Babacığım, hikmeti ne idi ki bu işin?

 

Ahmed Bey'in evlâdı üzüldüler buna pek.

Dursaydık ne olurdu o evde sabaha dek?)

 

Buyurdu ki: (Kimseye söyleme bunu evlât!

Ahmet Bey, Beytullahta bu gece etti vefât.

 

Ev, "Yetîm evi" olup, kaldı mîrâsçılara.

Ve onlar sâhip oldu evdeki eşyâlara.

 

Önceden, her eşyâyı rahat kullanıyorduk.

Her istediğimizi, rahat alıp yiyorduk.

 

Çünkü biliyorduk ki, "Ahmet Bey", seve seve,

Her şeyi kullanmaya, izin verir bizlere.

 

Şimdiyse, bütün bunlar oldu mîrâsçıların.

Kim olduklarını da, bilmiyoruz onların.

 

Her şey, o vârislerin hakkı oldu o sâat.

Bir şeyi kullanmaya, yoktu izin ve ruhsat.

 

"Kul hakkı"ndan kaçınmak maksadıyla, acele,

Ayrıldım o hâneden, hakîkat işte böyle.)

 

Bu hâdiseden sonra, bir ay geçti aradan.

Hacılar, teker teker döndüler Beytullahtan.

 

Herkes geldiği halde, "Ahmet Bey" yoktu fakat.

Dediler: (O, bir gece, Mekkede etti vefât.)

 

Bir hesap ettiler ki, bu vefât, hakîkatte,

O gece vukû bulmuş, hem de aynı sâatte.

 

"Ahmet Bey"in evlâdı anladı ki âşikâr:

Seyyid Fehîm, o gece bu yüzden ayrılmışlar.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan