ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

33 - SEYYİD FEHÎM EFENDİ (Kuddise Sirruh)

TETİĞİ ÇEKTİ,  AMA...

 

Gürpınar'da bir kişi, "Hacı Alî" adında,

Gelip, "Seyyid Fehîm"le tanışır bir gün Van'da.

 

Onun büyük bir "Velî" olduğunu öğrenir.

Ve o gün, talebesi olmakla şereflenir.

 

Bu hâdiseden sonra, bir gün geçer aradan.

Van'dan çıkıp, köyüne gidiyorken bir dağdan,

 

Vaktiyle hasmı olan biri çıkar önüne.

Öldürmek maksadıyla davranır tüfeğine.

 

Lâkin o bağırır ki: (Dur, vurma beni sakın!

Zîrâ talebesiyim ben mübârek bir zâtın.

 

Dünyâ gâilesiyle kalmadı bir alâkam.

Eski husûmetimiz etmesin artık devâm.)

 

Bunları, o adama derse de Hacı Alî,

Hiç tesir etmez ona, değişmez öfke hâli.

 

O anda, tüfeğinde var imiş ki "Beş fişek",

Kullanır beşini de, tetikleri çekerek.

 

Ve lâkin hiç ses çıkmaz tetiği çektiğinde.

Hem de bakıp göremez, fişekleri yerinde.

 

Hayret içerisinde kalakalır o kişi.

Düşünür ve bir türlü aklı almaz bu işi.

 

Ve kendi kendisine söylenir: "Bu mermiler,

Yoktur yuvalarında, nerye gidebilirler?"

 

Sırrı çözemeyince, oradan ayrılarak,

Döner gider evine, gâyet meraklanarak.

 

"Alî Efendi" dahî, şaşırır buna kezâ.

Gelir "Seyyid Fehîm"i görmek için Arvas'a.

 

Görür ki, Seyyid Fehîm, seccâde üzerinde,

Oturmuş, ibâdetle meşguldür geldiğinde.

 

Buyurur: (Hacı Alî, dün burada yoktunuz.

Yoksa köye giderken, dağda çok mu korktunuz?)

 

Hacı Alî Efendi, şaşırır buna da hem.

Der ki: (Evet efendim, çektim çok korku, elem.)

 

O zaman seccâdenin kaldırıp bir ucunu,

Çıkarır fişekleri, buyurur ki: (Al şunu.

 

Bunları, o adama götür hemen, teslîm et.

Zîrâ bu, kul hakkıdır, kalmasın bizde zimmet.)

 

(Peki efendim!) deyip, beş fişeği alarak,

Götürüp teslîm eder, çok hayrette kalarak.

 

O dahî yaptığına tövbe eder o günden

Gelip "Seyyid Fehîm"e tâbi olur gönülden.

 

Bir gün de, "Seyyid Fehîm", "Beşyüz" talebesiyle,

Gürpınar’a giderler ziyâret gâyesiyle.

 

Hânenin sâhibi de, "Hacı Hasan Ağa"dır.

Misâfirler gelince, bir telâşa kapılır.

 

Düşünür ki: "Dışarda bir tânecik keçim var.

Şimdi bu misâfirler, ne ile, nasıl doyar?"

 

Lâkin Hasan Ağanın bu kalbinden geçeni,

Seyyid Fehîm anlayıp, buyurur: (Dinle beni.

 

Üzülme bunun için, bu, gâyet kolay iştir.

Şu ayağı kırılmış keçiyi kes, yetişir.)

 

Arz eder ki: (Efendim, o keçi tek bir adet.

O hayvan, on kişiye ancak eder kifâyet.)

 

Buyurur: (Hasan ağa, kes onu, beni dinle.

O keçi, hepimize yeter de artar bile.)

 

"Peki" deyip, keçiyi kesip derhâl pişirir.

O beşyüz misâfire, onun eti yetişir.

 

Hattâ köy halkına da, o etten dağıtırlar.

Ve günlerce o etten yerler de yine artar.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan