ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

33 - SEYYİD FEHÎM EFENDİ (Kuddise Sirruh)

BU SIRRI İFŞÂ ETME

 

"Seyyid Fehîm Efendi", heybetli bir zât idi.

Sevimli, nûrlu, lâkin çok vakar sâhibiydi.

 

Bir kimse, gölgesini görseydi onun şâyet,

Derdi ki: (Bu, Allahın velî kuludur elbet.)

 

Öyle şânlı, şerefli zât idi ki o elhak,

Onu gören, "Allah"ı hâtırlardı muhakkak.

 

Zîrâ Peygamberimiz buyurdu ki bir defa:

(Onlar görüldüğünde Allah gelir hâtıra.)

 

O, eshâb-ı kirâmın nümûnesiydi bizzât.

Yok idi zamânında, onun gibi büyük zât.

 

Mâhirdi her ilimde, zirâat ve san'atta.

Yok idi bir benzeri, siyâsî mâlûmâtta.

 

Van vâlisi, çözülmez, çetin mes'eleleri,

Ona gider, danışır, yapar idi ekserî.

 

Hükümdâr olsa idi büyük bir memlekette,

Emsâlinden çok iyi hükmederdi elbette.

 

Ve lâkin dünyâya ve dünyâ adamlarına,

Katiyyen meyl etmez ve gitmezdi yanlarına.

 

Ömründe, cemâatsiz bir namâz kılmamıştır.

Ve bir tek teheccüdü, aslâ kaçırmamıştır.

 

Senede iki defâ, Van'a teşrîf ederdi.

Mahşerî kalabalık, sohbetini dinlerdi.

 

Onbinlerce insanın arasında o varsa,

Bakılınca, önce o görülürdü bilhassa.

 

Hattâ aralarında oturmuş olsa bile,

Yine o görünürdü herkesten öncelikle

 

Bin "âlim"in yanında, o idi en mükemmel.

Bin "güzel"in yanında, o idi daha güzel.

 

O devirde bir kişi, "Abdullah" ismi ile,

Anlatır ki: Arvas'tan çıktım Hac gâyesiyle.

 

Lâkin bütün paramı zâyi eylediğimden

Hacdan sonra, evime, dönemedim bu yüzden.

 

Mekke sokaklarında gezerken böyle dertli,

Birden bir "Bahçe" gördüm, akarsulu, çiçekli.

 

Süslü bir "Câmi" vardı hem bahçe ortasında.

Güzel yüzlü bir adam dururdu kapısında.

 

Düşündüm ki: "Mekkede, yok idi böyle mahal.

Ya rüyâ görüyorum, yâhut da bu bir hayâl."

 

Ben böyle düşünürken, söyledi ki o adam:

(Evliyâlara mahsus, bu, mânevî bir makâm.

 

Cumâ günü, velîler burada toplanırlar.

İkindi namâzını cemâatle kılarlar.)

 

(İmâmları kim olur?) diye suâl eyledim.

Dedi ki: (Tanırsınız, Arvas'lı Seyyid Fehîm.)

 

Sevinip, beklemeye koyuldum ben oturup.

Baktım ki, evliyâlar geliyor gurup gurup.

 

Câmi tamam dolunca, en son o zât-ı şerîf,

Büyük bir vakar ile, yanıma etti teşrîf.

 

Hürmetle öptüm hemen mübârek ellerini.

Ve derdimi söyleyip, istedim himmetini.

 

Buyurdu ki: (Bu sırrı, hayatta oldukça biz,

İfşâ etmezsen eğer, işini hâllederiz.)

 

Namâz kılıp, dışarı çıkınca o büyük zât,

Bana buyurdular ki: (Gözlerini az kapat.)

 

Biraz sonra, gördüm ki gözümü açtığımda,

Köyde bulunuyorum bir çeşmenin başında.

 

Hemen "Seyyid Fehîm"e gidip öptüm elini.

Buyurdu ki: (Unutma sana dün dediğimi.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan