|
33
- SEYYİD FEHÎM EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
KAPISINDA YATARDI
"Seyyid
Fehîm Efendi", üstâdının yanından,
Ayrılmak
istemezdi bir süre, hattâ bir an.
Hep onu
düşünür ve onu hayâl ederdi.
Onun
teveccühüne ermekti asıl derdi.
Onun,
"güneş" misâli saçtığı o "nûr"lardan,
İstifâde
etmeye çalışırdı durmadan.
Ona
muhabbetinden, çoğu kış geceleri,
Kapısında
yatarak, sabahlardı ekserî.
Başını, o
kapının koyarak eşiğine,
Kavuşmak
istiyordu onun teveccühüne.
Hattâ bâzan
şiddetli "Kar yağışı" olurdu.
Vücûdu, o
karların içinde kaybolurdu.
Bir gün,
yine yatmıştı kapının eşiğine.
Böyle "Hâlis
sevgi"nin, az rastlanır eşine.
Üstâdı "Seyyid
Tâhâ", kalkarak geceleyin,
Dışarı
çıkıyordu teheccüd kılmak için.
O gece de, dışarı çıkmak istediğinde,
Gördü ki, "Seyyid
Fehîm" yatar eşik dibinde.
Onu yerden
kaldırıp, buyurdu ki: (Ey Fehîm!
Şu anda,
hakkınızda şudur ki benim fikrim,
Siz,
ilimde çok derin bir bahr-i ummânsınız.
Bunu
yere sermeye, olmamalı hakkınız.)
O zaman
Seyyid Fehîm arz etti ki: (Efendim!
Yüksek
himmetinize çok muhtâçtır bu Fehîm.)
O zaman "Seyyid
Tâhâ", büyük bir muhabbetle,
Kucaklayıp
sarıldı, sıktı onu kuvvetle.
O an "Seyyid
Fehîm"in öyle oldu ki hâli,
Kalbine,
nûr ve feyiz aktı "Nehir" misâli.
Nihâyet
tasavvufta yükseldi ki o kadar
Artık nefis
ve şeytân, vermezdi ona zarar.
O günlerde, kalbinden geçirdi ki bir gece:
"Herhâlde kâfî gelir, çıktığım bu derece."
Sabahleyin,
varınca üstâdına pür sevinç,
Üstâdı
buyurdu ki: (Sen kaplan gördün mü hiç?)
Dedi:
(Hayır efendim, duydum ki şunu fakat,
Gâyesine
ermekte, etmezmiş hiç kanâat.)
Buyurdu ki:
(Sen dahî, o kaplanlar misâli,
Bu yolda
edindiğin şeyleri görme kâfi.)
Seyyid
Fehîm Efendi, o büyük üstâdından,
Feyz alıp,
himmetiyle çok yükseldi an be an.
Ondan
istifâdesi vaktâ ki oldu tekmîl,
O da oldu
sonunda, bir "Kâmil-i mükemmil".
Üstâdı,
kendisine buyurdu ki nihâyet:
(Seyyid
Fehîm, ben sana verdim mutlak hilâfet.)
Arz etti
ki: (Bu, gâyet ağır yüktür efendim!
Kaldıramam
ben bunu, hem de lâyık değilim.)
O zaman
buyurdu ki: (Bunu kabûl etmekte,
Siz "İhtiyâr
sâhibi" değilsiniz ebette.
Çünkü bu
hilâfeti, zâhirde versek de biz,
Bir nice
tasdîklerden geçmiştir bilesiniz.
Bizzât
tasdîk etmiştir bunu Resûl-i ekrem.
Tasdîk etti
bilcüme "Sâdât-ı kirâm" da hem.
En son
tasdîk etmekte, mecbur kaldım ben dahî.
Siz de
kabûl etmekte, mecbursunuz bittabî.)
Böylece
halîfesi olup "Seyyid Tâhâ"nın,
Yıllarca
hizmetinde bulundu cümle halkın.
|