ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

33 - SEYYİD FEHÎM EFENDİ (Kuddise Sirruh)

KAPISINDA YATARDI

 

"Seyyid Fehîm Efendi", üstâdının yanından,

Ayrılmak istemezdi bir süre, hattâ bir an.

 

Hep onu düşünür ve onu hayâl ederdi.

Onun teveccühüne ermekti asıl derdi.

 

Onun, "güneş" misâli saçtığı o "nûr"lardan,

İstifâde etmeye çalışırdı durmadan.

 

Ona muhabbetinden, çoğu kış geceleri,

Kapısında yatarak, sabahlardı ekserî.

 

Başını, o kapının koyarak eşiğine,

Kavuşmak istiyordu onun teveccühüne.

 

Hattâ bâzan şiddetli "Kar yağışı" olurdu.

Vücûdu, o karların içinde kaybolurdu.

 

Bir gün, yine yatmıştı kapının eşiğine.

Böyle "Hâlis sevgi"nin, az rastlanır eşine.

 

Üstâdı "Seyyid Tâhâ", kalkarak geceleyin,

Dışarı çıkıyordu teheccüd kılmak için.

 

O gece de, dışarı çıkmak istediğinde,

Gördü ki, "Seyyid Fehîm" yatar eşik dibinde.

 

Onu yerden kaldırıp, buyurdu ki: (Ey Fehîm!

Şu anda, hakkınızda şudur ki benim fikrim,

 

Siz, ilimde çok derin bir bahr-i ummânsınız.

Bunu yere sermeye, olmamalı hakkınız.)

 

O zaman Seyyid Fehîm arz etti ki: (Efendim!

Yüksek himmetinize çok muhtâçtır bu Fehîm.)

 

O zaman "Seyyid Tâhâ", büyük bir muhabbetle,

Kucaklayıp sarıldı, sıktı onu kuvvetle.

 

O an "Seyyid Fehîm"in öyle oldu ki hâli,

Kalbine, nûr ve feyiz aktı "Nehir" misâli.

 

Nihâyet tasavvufta yükseldi ki o kadar

Artık nefis ve şeytân, vermezdi ona zarar.

 

O günlerde, kalbinden geçirdi ki bir gece:

"Herhâlde kâfî gelir, çıktığım bu derece."

 

Sabahleyin, varınca üstâdına pür sevinç,

Üstâdı buyurdu ki: (Sen kaplan gördün mü hiç?)

 

Dedi: (Hayır efendim, duydum ki şunu fakat,

Gâyesine ermekte, etmezmiş hiç kanâat.)

 

Buyurdu ki: (Sen dahî, o kaplanlar misâli,

Bu yolda edindiğin şeyleri görme kâfi.)

 

Seyyid Fehîm Efendi, o büyük üstâdından,

Feyz alıp, himmetiyle çok yükseldi an be an.

 

Ondan istifâdesi vaktâ ki oldu tekmîl,

O da oldu sonunda, bir "Kâmil-i mükemmil".

 

Üstâdı, kendisine buyurdu ki nihâyet:

(Seyyid Fehîm, ben sana verdim mutlak hilâfet.)

 

Arz etti ki: (Bu, gâyet ağır yüktür efendim!

Kaldıramam ben bunu, hem de lâyık değilim.)

 

O zaman buyurdu ki: (Bunu kabûl etmekte,

Siz "İhtiyâr sâhibi" değilsiniz ebette.

 

Çünkü bu hilâfeti, zâhirde versek de biz,

Bir nice tasdîklerden geçmiştir bilesiniz.

 

Bizzât tasdîk etmiştir bunu Resûl-i ekrem.

Tasdîk etti bilcüme "Sâdât-ı kirâm" da hem.

 

En son tasdîk etmekte, mecbur kaldım ben dahî.

Siz de kabûl etmekte, mecbursunuz bittabî.)

 

Böylece halîfesi olup "Seyyid Tâhâ"nın,

Yıllarca hizmetinde bulundu cümle halkın.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan