|
33
- SEYYİD FEHÎM EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
MÜCESSEM MELEK İDİ
Evliyâyı
kirâmdan, devrinin bir tekiydi.
Resûlün
eshâbının, sanki nümûnesiydi.
Van'ın "Arvas"
köyünde dünyâya gelen bu zât,
Yine aynı
bu köyde, eyledi Hakka vuslat.
"Evlâd-ı
Resûl" olup, güzel ve sevimliydi.
Gözleri iri
siyah, kaşları yay gibiydi.
Bir miktar
yüksek idi, orta yeri burnunun.
Sakalı
normal olup, değildi kısa, uzun.
Alnı geniş
ve nûrlu bir zât idi mükerrem.
Kırmızıyla
karışık, beyaz idi yüzü hem.
Güzellik
timsâliydi her hâliyle o elhak.
Gören, "Yûsüf
Nebî"yi hâtırlardı muhakkak.
Küçük yaşta
başladı din ilmini tahsîle.
Ve hemen
ezberledi Kur'ânı bu azm ile.
Lâkin
yüksek babası, vefât eylediğinden,
Tahsîline,
bir miktar ara verdi bu yüzden.
İşte o
günlerdi ki, bir bayrâm geldiğinde,
Çok güzel
bir elbise var idi üzerinde.
Kendi
güzelliği de fevkalâde idi hem.
Olmuştu o
hâliyle, bir "Melek-i mücessem".
Onu böyle
görünce, "Şeyhû" adında bir zât,
Hemen kendi
kendine dedi ki: (Heyhât! Heyhât!
Bir
zamanlar, Arvas'tan âlimler çıkıyordu.
Şimdiyse
güzel gençler çıkıyor, bize n'oldu?)
Bunu, kendi
kendine söylediyse de o zât,
"Seyyid
Fehîm", geçerken bunları duydu fakat.
Kendisine
yaklaşıp, dedi ki: (Şeyhû baba!
Bu sözleri
ne için söylersiniz acabâ?)
(İçimden
öyle geldi) dediyse de o kimse,
Dedi:
(Lütfen söyleyin, sebebi her ne ise.)
Bu kişi,
seyyidlere beslerdi çok muhabbet.
Çocuklarına
bile, gösterirdi çok hürmet.
Dedi: (Medresemizde,
yok bir müderrisimiz.
Ümîd
ediyorduk ki, şu güzel seyyidimiz,
Çalışıp,
her ilimde kendini yetiştirir.
Çünkü
ona yakışan, en güzel iş, bu iştir.
Bir
büyük âlim olup, ilim yayar burada.
Meğer
ki, süslenmeye başlamış şimdi o da.)
Bunu duyan
genç "Fehîm", oradan gitti eve.
Güzel
elbiseleri üstünden çıkardı ve,
İlim
kitaplarını alarak omuzuna,
"Tedrîs-i
ilim" için çıktı Cizre yoluna.
Kısa bir
zaman sonra, geçerek emsâlini,
Öğrendi tam
islâmın her ilm-i zâhirini.
Sonra, "Seyyid
Tâhâ"nın devâm edip dersine,
Yükseldi
tasavvufun yüksek derecesine.
O büyük
evliyânın himmetiyle nihâyet,
"Bâtınî
ilim"de de aldı mutlak icâzet.
Hocasının
emriyle, "Arvas"a geldi tekrar.
O zaman "Şeyhû
Baba" olmuştu çok ihtiyâr.
Bastona
dayanarak, geldi ziyâretine.
İçeriye
girerek. oturdu sohbetine.
Memnun
görünüyordu ve lâkin bu gelişte.
Dedi:
(Biz, böyle görmek isterdik sizi işte.)
İltifât
buyurarak Şeyhû'ya Seyyid Fehîm,
Buyurdu: (Ortağımsın
bu işte sen de benim.)
|