|
32
- SEYYİD ABDÜLHAKÎM
EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
VEFÂTI
"Abdülhakîm
Efendi", hiçbir suçu olmadan,
İzmir’
götürüldü, tevkîfen İstanbul'dan.
Çarptırılması için plânlanan cezâya,
Götürüldü
sonra da, İzmir’den Ankara’ya.
Yollarda
uğradığı işkence ve hakâret,
Sonunda,
hâlsiz kalıp, hasta oldu nihâyet.
Birâderzâdeleri esseyyid "Fâruk Bey"in,
Evinde
hasta yattı böylece onsekiz gün.
Git gide
zaifleyip, bunun netîcesinde,
Etten eser
kalmadı, mübârek bedeninde.
Birkaç gün
kalmıştı ki vefâtına nihâyet,
Bir şey
konuşmuyordu o sâhib-i seâdet.
Bir gün
önce dalgındı, tebessüm ediyordu.
Baş ucunda
olana, bakıp şöyle diyordu:
(Arş-ı
âlâyı gördüm, ne güzel, ne güzeldir!
Şu an
aklım başımda, şuûrum yerindedir.)
Binüçyüz
altmışiki yılı Zilkâde'siydi.
Ve
bindokuzyüzkırküç, Kasım yirmiyediydi.
Bir
cumartesi günü, güneşin tulû'una,
Tam onsekiz
dakîka vardı ki henüz daha,
Sabah,
altıbuçuğu gösterirken tam sâat,
"Şehîden"
vefât edip, eyledi Hakka vuslat.
Şevk ile
raks eyledi, sallandı yer o gece.
Ve âşık,
mâşûk'una vâsıl oldu böylece.
O gün "Keçiören"de
yapılıp teçhîz, tekfîn,
Namâzı
kılınarak, "Bağlum"a oldu defin.
Bu Bağlum,
Ankara’nın kuzeyinde bir yerdir.
Suyu ve
havasıyle, güzel bir nâhiyedir.
Eskiden bu
beldeye, sel, yağmur, dolu gibi,
Sık sık
vâki olurken bir âfet-i tabii,
Bu büyük "Evliyâ"nın
defni ile berâber,
Görülmez
oldu artık, böyle büyük âfetler.
Bu “Allah
adamı”nın teşrîfiyle, bu yöre,
Bolluk ve
berekete kavuştu birden bire.
"Abdülhakîm
Efendi" çok büyük insan idi.
O, bütün
insanlığa “İlâhî ihsân” idi.
Çeşitli
câmilerde nasîhatler ederek,
İstanbul’un
halkına fâideli oldu pek.
Buyururdu
ki: (Edeb, hudûda riâyettir.
En büyük
edeb ise, "İslâma tâbiyet"tir.
Kerâmet,
kerâmetin gizlenmesidir asıl.
Velînin
isteğiyle, kerâmet olmaz hâsıl.
Bir velîden
kerâmet görülüyorsa şâyet,
Onun
irâdesinin dışındadır o elbet.
Bu
vakitlerde bile, utanır ki o kadar,
Hattâ bir
“genç kız” gibi sıkılır, hicâb duyar.
"Îmân"a
mâlik olan, neye mâlik değildir?
Olmıyan
kimse ise, acep neye mâliktir?
Bir mü’min,
diğerine küfür isnâd ederse,
O küfür,
ona döner, o küfürde değilse.
Fadlı ile
tecellî etsin bize Rabbimiz,
"Adl"i
ile tecellî ederse, yanarız biz.
Bizim
meclisimizde, bir miktar oturanlar,
Konuşulmasa
bile, çok şeyleri anlarlar.
Öyle ki,
din bahsinde âlim geçinenlerin,
Hatâlarını,
bir bir, ayırır sözlerinin.)
Bu "büyük
evliyâ"nın hürmetine yâ Rabbî!
Resûlünün
yoluna eyle bizi tam tâbi.
|