|
32
- SEYYİD ABDÜLHAKÎM
EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
CÂMİDEN BEYTULLAHA
"Abdülhakîm
Efendi", Bâyezid câmiinde,
Nasîhat
ediyordu, hem de Hac mevsiminde.
O mübârek
yerleri, Kâbe, Minâ, Arafât,
Anlatırken,
zevk ile dinliyordu cemâat.
Buyurdu: (Ey
insanlar, şimdi Hac mevsimidir.
Yüzbinlerce müslümân, şimdi bu yerlerdedir.
Tahmîn
ediyorum ki, şu anda, hepinizin,
Kalpleri
yanıyordur Beytullah aşkı için.
Öyleyse
şimdi biraz, yumun gözlerinizi.
O
mukaddes yerlerde, düşünün kendinizi.)
O böyle
buyurunca, câmideki cemâat,
Herbiri,
gözlerini kapadılar o sâat.
Onlardan
herbirisi yumunca gözlerini,
O mübârek
yerlerde gördü kendilerini.
Kimi, sa’y
yapıyordu Safâ ile Merve’de,
Vakfeye
durmuş idi kimi Müzdelife’de.
Kimisi,
Beytullah’ta hem tavâf yapıyordu.
Kimisi de,
Minâ’da şeytânı taşlıyordu.
Herbiri,
bir aşk ile, bu mübârek yerleri,
Gezerek
yapıyordu bütün vazîfeleri.
Birazdan
gözlerini açınca o cemâat,
Gördüler
ki, câmide otururlar o sâat.
Abdülhakîm
Efendi, torunu “Behîk Bey”e,
Sormuştu: (Büyüyünce
ne olacaksın?) diye.
O dahî
cevâbında dedi ki: (Dedeciğim!
En çok
kaptan olmaktır şu andaki tercîhim.)
Buyurdu: (Sen
olursun, iyi muhâsebeci.
Erkek,
akşam olunca, erken eve gelmeli.)
Aradan
yıllar geçti o günden îtibâren.
"Behîk",
muhâsebeci olmuştu hakîkaten.
Bir “Hüseyin
Efendi” vardı Eyüp Sultânda.
Kendisi
Kâdirî’de şeyh idi zamânında.
Vaktâ ki
ziyârete gidince bu "Velî"ye,
Ona
hizmetçiliği, tercîh etti şeyhliğe.
Bu "Hüseyin
Efendi", yalnız ve fakîr idi.
Dostları
yardım eder, onunla geçinirdi.
Bir
"Piyango bileti" alarak bir gün bu zât,
Gizlice
cüzdanına sakladı onu bizzât.
Kimseye
söylemedi bu işi yaptığını.
Çünkü
herkes bilirdi, câiz olmadığını.
Düşündü ki:
“Bu bilet, kumardır gerçi, ama,
Belki bir
ruhsat vardır, yalnız "Odun" almama.
Eğer para
çıkarsa, alacağım sırf odun,
İnşallah bu
kadarcık mahzûru olmaz bunun.
Yâ Rabbî,
bu husûsta söz veriyorum sana,
Sırf "Odun"
alacağım, sarf etmem başkasına.
Bunu, sen
biliyorsun, bilmiyor başka biri,
Özrümü
kabûl edip, af eyle bu fakîri.”
O gün bilet
cebinde, "Efendi"nin yanına,
Gidince, o
büyük zât buyurdular ki ona:
(Yâ
Hüseyin Efendi, piyango biletiyle,
Almak
câiz değildir, sadece odun bile.)
Çıkınca,
yırtıp attı piyango biletini.
Daha iyi
anladı onun fazîletini.
|