ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - SEYYİD ABDÜLHAKÎM EFENDİ    (Kuddise Sirruh)

CÂMİDEN BEYTULLAHA

 

"Abdülhakîm Efendi", Bâyezid câmiinde,

Nasîhat ediyordu, hem de Hac mevsiminde.

 

O mübârek yerleri, Kâbe, Minâ, Arafât,

Anlatırken, zevk ile dinliyordu cemâat.

 

Buyurdu: (Ey insanlar, şimdi Hac mevsimidir.

Yüzbinlerce müslümân, şimdi bu yerlerdedir.

 

Tahmîn ediyorum ki, şu anda, hepinizin,

Kalpleri yanıyordur Beytullah aşkı için.

 

Öyleyse şimdi biraz, yumun gözlerinizi.

O mukaddes yerlerde, düşünün kendinizi.)

 

O böyle buyurunca, câmideki cemâat,

Herbiri, gözlerini kapadılar o sâat.

 

Onlardan herbirisi yumunca gözlerini,

O mübârek yerlerde gördü kendilerini.

 

Kimi, sa’y yapıyordu Safâ ile Merve’de,

Vakfeye durmuş idi kimi Müzdelife’de.

 

Kimisi, Beytullah’ta hem tavâf yapıyordu.

Kimisi de, Minâ’da şeytânı taşlıyordu.

 

Herbiri, bir aşk ile, bu mübârek yerleri,

Gezerek yapıyordu bütün vazîfeleri.

 

Birazdan gözlerini açınca o cemâat,

Gördüler ki, câmide otururlar o sâat.

 

Abdülhakîm Efendi, torunu “Behîk Bey”e,

Sormuştu: (Büyüyünce ne olacaksın?) diye.

 

O dahî cevâbında dedi ki: (Dedeciğim!

En çok kaptan olmaktır şu andaki tercîhim.)

 

Buyurdu: (Sen olursun, iyi muhâsebeci.

Erkek, akşam olunca, erken eve gelmeli.)

 

Aradan yıllar geçti o günden îtibâren.

"Behîk", muhâsebeci olmuştu hakîkaten.

 

Bir “Hüseyin Efendi” vardı Eyüp Sultânda.

Kendisi Kâdirî’de şeyh idi zamânında.

 

Vaktâ ki ziyârete gidince bu "Velî"ye,

Ona hizmetçiliği, tercîh etti şeyhliğe.

 

Bu "Hüseyin Efendi", yalnız ve fakîr idi.

Dostları yardım eder, onunla geçinirdi.

 

Bir "Piyango bileti" alarak bir gün bu zât,

Gizlice cüzdanına sakladı onu bizzât.

 

Kimseye söylemedi bu işi yaptığını.

Çünkü herkes bilirdi, câiz olmadığını.

 

Düşündü ki: “Bu bilet, kumardır gerçi, ama,

Belki bir ruhsat vardır, yalnız "Odun" almama.

 

Eğer para çıkarsa, alacağım sırf odun,

İnşallah bu kadarcık mahzûru olmaz bunun.

 

Yâ Rabbî, bu husûsta söz veriyorum sana,

Sırf "Odun" alacağım, sarf etmem başkasına.

 

Bunu, sen biliyorsun, bilmiyor başka biri,

Özrümü kabûl edip, af eyle bu fakîri.”

 

O gün bilet cebinde, "Efendi"nin yanına,

Gidince, o büyük zât buyurdular ki ona:

 

(Yâ Hüseyin Efendi, piyango biletiyle,

Almak câiz değildir, sadece odun bile.)

 

Çıkınca, yırtıp attı piyango biletini.

Daha iyi anladı onun fazîletini.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan