ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - SEYYİD ABDÜLHAKÎM EFENDİ    (Kuddise Sirruh)

SULTÂN’IN DÂVETİ

 

"Abdülhakîm Efendi", Beşiktaş Sinanpaşa,

Câmiinde va’z edip, çıkarken dışarıya,

 

Baktı, kapı önünde, bir saray arabası.

Kibâr bir Bey yaklaşıp, şu oldu ona arzı:

 

(Sultân Vahîdeddîn Hân, size selâm ediyor.

Ve sizi, iftâr için saraya çağırıyor.)

 

Sultânın gönderdiği husûsî arabaya,

Binerek, iftâr için teşrîf etti saraya.

 

İstanbul’un en mümtâz hoca, vâiz, imâmı,

O iftâr yemeğine çağrılmıştı tamâmı.

 

Çok mükellef bir yemek yenildikten sonra da,

Sermuhâsip, şunları arz etti o arada:

 

(Sultân, bilcümlenize önce selâm ediyor.

Sonra da, şu husûsu istirhâm buyuruyor.

 

Şu an düşmana karşı, bütün Anadoluda,

Çarpışan halkımıza ediniz hayır duâ.

 

Kuva-yı milliye'nin gâlip gelmesi için,

Müstecap duânızı bekliyor hepinizin.

 

Halkı teşvîk ediniz, millî mücâdeleye.

Ki, eli silâh tutan, koşup gitsin cepheye.

 

Para ve silâhca da, Kuva-yı milliye'yi,

Takviye etmek için, teşvîk edin milleti.

 

Bu düşman işgâlinden, vatanın kurtulması,

Husûsunda, sultânın budur sizden ricâsı.)

 

"Abdülhakîm Efendi", sarılıp bu dâvâya,

Çok insan göndermiştir, o gün Anadolu’ya.

 

Sultân Vahîdeddîn Hân, Topkapı sarayında,

Hırka-i seâdeti ziyâreti ânında,

 

“Yanında olsun” diye, gönderip birisini,

Dâvet etti saraya Hakkın bu "Velî"sini.

 

Diğer ileri gelen devlet adamlariyle,

Bir çok din adamı da, mevcut idi hâliyle.

 

"Abdülhakîm Efendi", bu dâvete icâbet,

Buyurarak, saraya teşrîf etti nihâyet.

 

Yanına, yardımcısı “Şâkir Efendi”yi de

Alarak gelmişti ve bekliyordu geride.

 

Biraz sonra, pâdişâh "Sultân Vahîdeddîn Hân",

Gelip geçti vakarla, cemâat arasından.

 

Hırka-i seâdetin bulunduğu odanın,

Kapısına gelince, duruverdi ansızın.

 

(Abdülhakîm Efendi nerededir?) deyince,

Herkes, birbirlerine bakıştılar hemence.

 

Kimse tanımıyordu bu isimde birini.

Sorarak, gerilerde buldular kendisini.

 

Herkes yol açıyordu bu “Allah adamı”na.

Teşrîf etti birazdan, pâdişâhın yanına.

 

Bir "Dünya sultânı"yla, bir "Âhiret sultânı",

Sultân-ül Enbiyâ'nın mübârek hırkasını,

 

Ziyâret etmek için, içeriye girdiler.

Büyük bir hürmet ile, ziyâret eylediler.

 

Sultân Vahîdeddîn Hân, “Teberrük olsun” diye,

Herkese, birer mendil o gün etti hediye.

 

Abdülhakîm Efendi hazretlerine dahî,

Bir değil, iki mendil vermişti bizâtihî.

 

Vaktâ ki sona erdi bu mübârek ziyâret,

O, "Şâkir Efendi"nin yanına etti avdet.

 

O ikinci mendili ona verip o zaman,

Buyurdu ki: (Bunu da, gönderdi sana sultân.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan