ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - SEYYİD ABDÜLHAKÎM EFENDİ    (Kuddise Sirruh)

ÎTİRÂZ ETME BİZE

 

"Abdülhakîm Efendi", sevdikleriyle bâzan,

Deniz sâhillerine giderdi zaman zaman.

 

"Rumeli kavağı" ve "Altın kum" sâhiline,

Veyâhut giderlerdi bâzan "Beylerbeyi"ne.

 

Vapurun üst ve arka kısmında otururdu.

Karşısına, sevdiği birini oturturdu.

 

İslâmın timsâli'ydi mübârek vücutları.

Hiçbir hâli, olmazdı kıl kadar dinden ayrı.

 

Bir gün teşrîf ettiler, yine Beylerbeyi'ne.

Oturdular sâhilin tenhâca bir yerine.

 

Sohbet ettikten sonra, biraz da serinlemek,

Maksadıyla, denize girmişti ki mübârek,

 

O sırada bir kişi, uzaktan gördü onu.

Tanıdı büyük "Âlim" ve "Velî" olduğunu.

 

Îtirâz etti fakat, bu hâline o kimse.

Düşündü ki: “Evliyâ, hiç girer mi denize?”

 

O kimsenin kalbine gelince bu îtirâz,

Girdi onun içine bir sıkıntı ve maraz.

 

Öyle düşündüğüne, duydu büyük nedâmet.

Ve özür dilemeye karar verdi nihâyet.

 

Mahcûbiyet içinde, mübârek huzûruna,

Gitti, fakat hiçbir şey demeden henüz ona,

 

O velî, kendisine buyurdu ki: (Ey kimse!

Yanlış düşünüyorsun, îtirâz etme bize.)

 

Bir kısım câmilere giderek bu büyük zât,

İlim, hikmet saçardı ederek hep nasîhat.

 

Bir kişi duydu onun böyle vâz ettiğini.

Dinlemek arzu etti, gidip onun dersini.

 

Öğrenmek istediği vardı ki mes'eleler,

Onları, bir kâğıda yazdı hep birer birer.

 

Hepsi “On husus” idi, yazıp koydu cebine.

Ve geldi namâz vakti, Bâyezid câmiine.

 

Maksadı, dersten sonra, görüp o büyük zâtı,

Sorup öğrenmek idi bu dînî husûsâtı.

 

Câmiye girdiğinde, gördü ki tam o sâat,

O, kürsîye oturmuş ediyordu nasîhat.

 

Girip de oturunca câminin gerisine,

"Abdülhakîm Efendi" ara verdi dersine.

 

Buyurdu ki: (Bu dinde, var ki bâzı hususlar,

Bâzıları bunları öğrenmek istiyorlar.

 

O dînî hususlardan, birincisi şöyledir.

Onun, dînimizdeki cevâbı da böyledir.

 

İkincisi şu olup, şöyledir cevâbı da.)

Böyle îzâh etti hep, onların onunu da.

 

Onun merak ettiği on din mes'elesini,

Söyleyip, birer birer îzâh etti hepsini.

 

O suâl ve cevaplar bulunca böyle hitâm,

Buyurdu: (Dersimize edelim şimdi devâm.)

 

İşi hallolmuş idi böylece o kişinin.

Lâkin anlamamıştı hikmetini bu işin.

 

On suâl daha yazıp, ertesi hafta yine,

Gelip oturuverdi, câminin bir yerine.

 

"Abdülhakîm Efendi" onları da tek be tek,

Söyleyip, cevapladı uzun îzâh ederek.

 

Çıkarken, buyurdu ki yaklaşıp o kimseye:

(Şimdi vâkıf oldun mu bu yirmi mes'eleye?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan