|
32
- SEYYİD ABDÜLHAKÎM
EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
OT, AĞAÇ OLAMAZ
Var idi o
zamanlar, bir de "Tâhir Efendi".
“Efendi
Baba”nın da çok sevdiklerindendi.
Bu kişi
anlatıyor: Ben bir gün, "Efendi"ye,
Gitmiştim
sohbetinden istifâde etmeye.
Lâkin yolda
giderken, düşündüm ki: "Gideyim.
Ve Efendi
Baba'ya şunu arz eyliyeyim:
Diyeyim ki:
Efendim, tasavvuf yolunda biz,
Kendi
gayretimizle aslâ yükselemeyiz.
Bir himmet
ve teveccüh buyurun da bizlere,
Biz dahî
yükselelim yüksek mertebelere."
Ben böyle
düşünerek huzûruna varınca,
Baktım ki,
oturuyor ön bahçede yalnızca.
Yaklaşıp
selâm verdim ve öptüm ellerini.
Lütfedip,
yanlarına oturttu hemen beni.
Bir “Manolya
ağacı” vardı hemen o yerde,
“Çimenler”
büyümüş ve açmış idi "Güller" de.
Ben oturur
oturmaz, yüzüme nazar edip,
Sonra da,
eli ile "manolya"yı gösterip,
Buyurdular
ki: (Tâhir, bak şu ne ağacıdır?)
Cevâben arz
ettim ki: (Efendim manolya'dır.)
Sonra gülü
gösterip: (Bu ne?) diye sordular.
Cevâben arz
ettim ki: (Efendim gül’dür onlar.)
Çimenleri
gösterip sordu ki: (Şunlar nedir?)
Ben,
(Çimen'dir) deyince, buyurdu ki: (Ey Tâhir!
Su, hava ve
toprağı aynı da bunların hep,
Ne için
herbirinin boyları farklı acep?
Meselâ şu "Çimen"e,
çok gübre ve ilâcı,
Verseler,
hiç acabâ olur mu "Gül ağacı"?
"Gül"e
dahî verseler çok su, gübre ve ziyâ,
Ve çok da
uğraşsalar, olur mu hiç "Manolya"?)
(Hayır,
olmaz) deyince, buyurdu ki: (Ey
Tâhir!
Öyleyse
bu farklılık, istîdâtlardan gelir.
İnsanlar, ne kadar çok uğraşsa da bunlara,
Çimenler
gül olamaz, gül de olmaz manolya.)
Sonra bana
baktılar, başımı öne eğdim.
Dedim ki:
(Kusûrumu bağışlayın efendim.)
“Hâbil
Efendi” diye vardı ki bir terzisi,
Pek çoktu
Efendi’ye bağlılığı, sevgisi.
Ona, öyle
ihlâsla bağlıydı ki o hattâ,
Böyle hâlis
bağlılık, az bulunur hayatta.
Bir gün
ziyâretine giderken "Efendi"nin,
Düşündü ki:
"Gidince, sorayım şunu ilkin.
Diyeyim ki:
Efendim, istemiyorum ama,
Çok kötü
düşünceler geliyor hâtırıma.
Hiç
kurtulamıyorum ben bu vesveselerden.
Îmânıma bir
zarar gelir mi bu şeylerden?”
Bunları
düşünerek, vardı huzûrlarına.
Girince,
sohbetini kesti ve baktı ona.
Ve hemen
buyurdu ki: (Bir müslümânın, eğer,
Hâtırına
gelirse çok fenâ düşünceler,
Onun
kötülüğüne bir işâret değildir.
Îmânının
kuvvetli olduğuna delîldir.)
Henüz suâl
etmeden almıştı cevâbını.
Efendi,
daha sonra tamamladı va’zını.
|