ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - SEYYİD ABDÜLHAKÎM EFENDİ    (Kuddise Sirruh)

OT, AĞAÇ OLAMAZ

 

Var idi o zamanlar, bir de "Tâhir Efendi".

“Efendi Baba”nın da çok sevdiklerindendi.

 

Bu kişi anlatıyor: Ben bir gün, "Efendi"ye,

Gitmiştim sohbetinden istifâde etmeye.

 

Lâkin yolda giderken, düşündüm ki: "Gideyim.

Ve Efendi Baba'ya şunu arz eyliyeyim:

 

Diyeyim ki: Efendim, tasavvuf yolunda biz,

Kendi gayretimizle aslâ yükselemeyiz.

 

Bir himmet ve teveccüh buyurun da bizlere,

Biz dahî yükselelim yüksek mertebelere."

 

Ben böyle düşünerek huzûruna varınca,

Baktım ki, oturuyor ön bahçede yalnızca.

 

Yaklaşıp selâm verdim ve öptüm ellerini.

Lütfedip, yanlarına oturttu hemen beni.

 

Bir “Manolya ağacı” vardı hemen o yerde,

Çimenler” büyümüş ve açmış idi "Güller" de.

 

Ben oturur oturmaz, yüzüme nazar edip,

Sonra da, eli ile "manolya"yı gösterip,

 

Buyurdular ki: (Tâhir, bak şu ne ağacıdır?)

Cevâben arz ettim ki: (Efendim manolya'dır.)

 

Sonra gülü gösterip: (Bu ne?) diye sordular.

Cevâben arz ettim ki: (Efendim gül’dür onlar.)

 

Çimenleri gösterip sordu ki: (Şunlar nedir?)

Ben, (Çimen'dir) deyince, buyurdu ki: (Ey Tâhir!

 

Su, hava ve toprağı aynı da bunların hep,

Ne için herbirinin boyları farklı acep?

 

Meselâ şu "Çimen"e, çok gübre ve ilâcı,

Verseler, hiç acabâ olur mu "Gül ağacı"?

 

"Gül"e dahî verseler çok su, gübre ve ziyâ,

Ve çok da uğraşsalar, olur mu hiç "Manolya"?)

 

(Hayır, olmaz) deyince, buyurdu ki: (Ey Tâhir!

Öyleyse bu farklılık, istîdâtlardan gelir.

 

İnsanlar, ne kadar çok uğraşsa da bunlara,

Çimenler gül olamaz, gül de olmaz manolya.)

 

Sonra bana baktılar, başımı öne eğdim.

Dedim ki: (Kusûrumu bağışlayın efendim.)

 

Hâbil Efendi” diye vardı ki bir terzisi,

Pek çoktu Efendi’ye bağlılığı, sevgisi.

 

Ona, öyle ihlâsla bağlıydı ki o hattâ,

Böyle hâlis bağlılık, az bulunur hayatta.

 

Bir gün ziyâretine giderken "Efendi"nin,

Düşündü ki: "Gidince, sorayım şunu ilkin.

 

Diyeyim ki: Efendim, istemiyorum ama,

Çok kötü düşünceler geliyor hâtırıma.

 

Hiç kurtulamıyorum ben bu vesveselerden.

Îmânıma bir zarar gelir mi bu şeylerden?”

 

Bunları düşünerek, vardı huzûrlarına.

Girince, sohbetini kesti ve baktı ona.

 

Ve hemen buyurdu ki: (Bir müslümânın, eğer,

Hâtırına gelirse çok fenâ düşünceler,

 

Onun kötülüğüne bir işâret değildir.

Îmânının kuvvetli olduğuna delîldir.)

 

Henüz suâl etmeden almıştı cevâbını.

Efendi, daha sonra tamamladı va’zını.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan