ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - SEYYİD ABDÜLHAKÎM EFENDİ    (Kuddise Sirruh)

NE İÇİN OKUTMUŞ?

 

Hâlid Turan Bey” vardı, sevdiği ahbâbından.

Şöyle bir hâdise de, geçmiş onun başından.

 

Kendisi anlatıyor: "Efendi"nin evine,

Bir gün, yalnız olarak gittim ziyâretine.

 

Ben oturur oturmaz, kütüphânelerinden,

Bir kitâbı çekti ve bir yer açtı içinden.

 

Sonra bana uzatıp, açık olan o yeri,

Buyurdu ki: (Al Hâlid, oku şu sahîfeyi.)

 

Kitap arabî idi, “Peki” dedim ben hemen.

Başladım okumaya gösterdiği o yerden.

 

Lâkin yanlış okudum bâzı kelimeleri

O, hemen düzeltirdi yanlış olan yerleri.

 

O sahîfe bitince, dedi: (Oku bir daha!)

“Peki” deyip, yeniden başladım okumaya.

 

Yine yanlış olunca, düzeltiyordu hemen.

Sonunda, hiç yanlışsız okudum mükemmelen.

 

O zaman buyurdu ki: (Okuman oldu iyi.

Şimdi dahî Türkçe’ye çevir bu sahîfeyi.)

 

Başladım çevirmeye yine “Peki” diyerek,

Lâkin zorlanıyordum, kolay da değildi pek.

 

Takıldığım yerlerde, o yardım ediyordu.

İyi anlamam için, gayret sarfediyordu.

 

Sahîfenin sonuna gelince en nihâyet,

Buyurdu ki: (Al baştan, tercümeyi tekrar et.)

 

Okuyup mânâ verdim yine o satırları.

Onun yardımı ile düzelttim hatâları.

 

Velhâsıl çok mükemmel anlayıncaya kadar,

O gün, o sahîfeyi okuttu tekrar tekrar.

 

Lâkin hiç bilmiyordum niçin okuttuğunu.

Kendilerine dahî, sormadım o gün bunu.

 

Fakat biliyordum ki, vardır bir sebep, hikmet.

Dedim ki: (İleride anlarım bunu elbet.)

 

Velhâsıl “Yirmi sene” geçince vefâtından,

Bir zaman, Ankara’da açıldı bir imtihân.

 

Kütüphâne müdürü alınacakmış meğer.

Düşündüm: “Bu, belki de bana olur müyesser.”

 

Mürâcâtımı yapıp, girince imtihâna,

Arabî bir kitâbı verdiler o gün bana.

 

Dediler: (Şu kitaptan, herhangi bir sahîfe,

Aç oku, daha sonra çevir onu Türkçe’ye.)

 

Ben dahî o kitaptan, rastgele bir yer açtım.

Ve lâkin açar açmaz, hayret ettim ve şaştım.

 

Çünkü tam da o yerdi, tanıdım sahîfeyi.

Hâtırladım yirmi yıl önceki hâdiseyi.

 

"Efendi", tâ o zaman onu verip elime,

Okutturmuştu bana, hem kelime kelime.

 

Ben, hemen bir çırpıda okudum sahîfeyi.

Şaşırıp dediler ki: (Okuman gâyet iyi.)

 

Sonra tercüme ettim o yerleri mükemmel.

Takdîren dediler ki: (Tercümen de çok güzel.)

 

Kazandım imtihânı "Efendi" sâyesinde,

Kütüphâne müdürü oldum netîcesinde.

 

İmtihândan çıkınca, eyledim bir tefekkür.

Kendimi tutamayıp, ağladım hüngür hüngür.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan