|
32
- SEYYİD ABDÜLHAKÎM
EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
NE İÇİN OKUTMUŞ?
“Hâlid
Turan Bey” vardı, sevdiği ahbâbından.
Şöyle bir
hâdise de, geçmiş onun başından.
Kendisi
anlatıyor: "Efendi"nin evine,
Bir gün,
yalnız olarak gittim ziyâretine.
Ben oturur
oturmaz, kütüphânelerinden,
Bir kitâbı
çekti ve bir yer açtı içinden.
Sonra bana
uzatıp, açık olan o yeri,
Buyurdu ki:
(Al Hâlid, oku şu sahîfeyi.)
Kitap arabî
idi, “Peki” dedim ben hemen.
Başladım
okumaya gösterdiği o yerden.
Lâkin
yanlış okudum bâzı kelimeleri
O, hemen
düzeltirdi yanlış olan yerleri.
O sahîfe
bitince, dedi: (Oku bir daha!)
“Peki”
deyip, yeniden başladım okumaya.
Yine yanlış
olunca, düzeltiyordu hemen.
Sonunda,
hiç yanlışsız okudum mükemmelen.
O zaman
buyurdu ki: (Okuman oldu iyi.
Şimdi
dahî Türkçe’ye çevir bu sahîfeyi.)
Başladım
çevirmeye yine “Peki” diyerek,
Lâkin
zorlanıyordum, kolay da değildi pek.
Takıldığım
yerlerde, o yardım ediyordu.
İyi anlamam
için, gayret sarfediyordu.
Sahîfenin
sonuna gelince en nihâyet,
Buyurdu ki:
(Al baştan, tercümeyi tekrar et.)
Okuyup mânâ
verdim yine o satırları.
Onun
yardımı ile düzelttim hatâları.
Velhâsıl
çok mükemmel anlayıncaya kadar,
O gün, o
sahîfeyi okuttu tekrar tekrar.
Lâkin hiç
bilmiyordum niçin okuttuğunu.
Kendilerine
dahî, sormadım o gün bunu.
Fakat
biliyordum ki, vardır bir sebep, hikmet.
Dedim ki: (İleride
anlarım bunu elbet.)
Velhâsıl “Yirmi
sene” geçince vefâtından,
Bir zaman,
Ankara’da açıldı bir imtihân.
Kütüphâne
müdürü alınacakmış meğer.
Düşündüm:
“Bu, belki de bana olur müyesser.”
Mürâcâtımı
yapıp, girince imtihâna,
Arabî bir
kitâbı verdiler o gün bana.
Dediler: (Şu
kitaptan, herhangi bir sahîfe,
Aç oku,
daha sonra çevir onu Türkçe’ye.)
Ben dahî o
kitaptan, rastgele bir yer açtım.
Ve lâkin
açar açmaz, hayret ettim ve şaştım.
Çünkü tam
da o yerdi, tanıdım sahîfeyi.
Hâtırladım
yirmi yıl önceki hâdiseyi.
"Efendi",
tâ o zaman onu verip elime,
Okutturmuştu bana, hem kelime kelime.
Ben, hemen
bir çırpıda okudum sahîfeyi.
Şaşırıp
dediler ki: (Okuman gâyet iyi.)
Sonra
tercüme ettim o yerleri mükemmel.
Takdîren
dediler ki: (Tercümen de çok güzel.)
Kazandım
imtihânı "Efendi" sâyesinde,
Kütüphâne
müdürü oldum netîcesinde.
İmtihândan
çıkınca, eyledim bir tefekkür.
Kendimi
tutamayıp, ağladım hüngür hüngür.
|