ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - SEYYİD ABDÜLHAKÎM EFENDİ    (Kuddise Sirruh)

HİÇ HÂTIRLIYAMADI

 

Sohbete gelenlerden “İlyâs Efendi” vardı.

Bu zât, Ayvansaray'da marangozluk yapardı.

 

Bir gün, yaşlı bir kadın gelerek dükkânına,

Bir kapı ve pencere sipâriş verdi ona.

 

Dedi ki: (Tek odalı bir evim var ki hâlen,

Oda yaptırıyorum o eve ilâveten.

 

O ikinci odayı, kirâya vereceğim.

Onun geliri ile, geçinip gideceğim.

 

Kirâ paralarından ödemek şartı ile,

Bir kapı ve pencere yapar mısın acele?)

 

(Yarın gel, konuşuruz) dedi ona cevâben.

Maksadı, Efendi'ye sormak idi esâsen.

 

O gün ikindi vakti, vardı huzûrlarına.

Lâkin unuttuğundan, sormadı bunu ona.

 

Fakat o büyük velî, bu İlyâs Efendi'ye,

Bakıp, suâl eyledi: (İşlerin nasıl?) diye.

 

(İyi efendim!) deyip, beyân etti hâlini.

Lâkin hâtırlamadı yine o suâlini.

 

(Müşteri geliyor mu?) diye sordu kendine.

(Geliyor) dedi ama, hâtırlamadı yine.

 

Abdülhakîm Efendi, sordu ki ona tekrar:

(Bir şey sipâriş veren oldu mu bu aralar?)

 

Lâkin İlyâs Efendi, yine hâtırlamadı.

Dedi: (Hayır fendim, bu gün gelen olmadı.)

 

Yine merhamet edip, buyurdu ki bu sefer:

(Bu gün gelen kadının işini hallediver.)

 

Bir genç, kışın "Bitlis"te giderken atı ile,

Tutuldu dağ yolunda, kuvvetli bir tipiye.

 

Öyle ki, fırtınadan göz gözü görmüyordu.

Şaşırıp kaldı, zîrâ, bir şey göremiyordu.

 

Ne ileri, ne geri gidemiyordu aslâ.

Allaha sığınarak, duâ etti ihlâsla:

 

(Yâ Rabbî, bu zamânın Kutb’u hangi velîyse,

O zâtı, imdât için, yetiştir bu âcize.)

 

Kalbinden geçirince bu genç bu münâcâtı,

Gördü yanıbaşında, nûr sîmâlı bir zâtı.

 

Dizginlerini tutup, bir eliyle işâret,

Ederek, kendisine verdi bir istikâmet:

 

(Bu taraftan gidersen, ulaşırsın şehire!)

Dedi ve göz önünden kayboldu birden bire.

 

Gaybdan gelen bu zâtın şekl-i şemâilini

Tuttu ve hâtırında sakladı hayâlini.

 

Otuz sene”den fazla geçmişti ki aradan,

Bu kişi, İstanbula gelmiş idi bir zaman.

 

Bâyezid câmiinde dinlerken va’z, nasîhat,

Gözüne hiç yabancı gelmedi va’z eden zât.

 

Düşündü ki: “Bir yerde gördüm ben bu kimseyi.”

Lâkin hâtırlamadı o günkü hâdiseyi.

 

"Abdülhakîm Efendi" va’zını müteâkip,

Giderek, o kimsenin kulağına eğilip,

 

Buyurdu ki: (Bitlis’te, hani otuz yıl önce,

Tipi mi hâtırına geldi beni görünce?)

 

O zât gözyaşlarına hâkim olamıyarak,

Hürmetle öptü hemen, eline sarılarak.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan