ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - SEYYİD ABDÜLHAKÎM EFENDİ    (Kuddise Sirruh)

ÜÇ BÜYÜK VELÎ

 

Şâkir Efendi” diye bir kimse var idi ki,

Yıllarca bu "Velî"nin yapmıştı hizmetini.

 

Bu kişi anlatıyor: "Efendi"yle biz yine,

Gitmiştik bir velînin kabir ziyâretine.

 

Bu zât, Zeynep Kâmil’de “Abdülfettâh Efendi”,

İdi ki, İstanbulda “Üç büyük velî”dendi.

 

Murâd-ı Münzâvî”yle, “Tokâdî Mehmet Emîn”.

Diğer ikisi idi, bu üç büyük velînin.

 

Bu zâtların kabrini ettiğinde ziyâret,

Edebe, titizlikle ederdi çok riâyet.

 

Ayakkabılarını, kabristan hâricinde,

Çıkarıp, öyle girdi bir tevâzû içinde.

 

Sonra bana dönerek, buyurdu: (Yum gözünü!

Açınca, yine bana söyle ne gördüğünü.)

 

Gözümü kapatınca, uzun boylu ve esmer,

Bir zât gördüm ve bunu, kendine verdim haber.

 

Buyurdu: (Tıpkı senin söylediğin gibidir.

O, bu yerde üç büyük evliyâdan biridir.)

 

Yeğenleri "Fâruk Bey" anlattı şunu bizzât:

Balkondan taş zemîne düşmüştü bizim "Nevzât".

 

Biz bunu haber alıp, sür'atle indik yere.

Onu, koma hâlinde zor attık hastâneye.

 

Daha sonra ayıldı ve bildi kendisini.

Lâkin kaybetmiş idi aklî melekesini.

 

Gösterdik çok sinir ve akıl tabîplerine.

Dediler: (Ümit yoktur, gelmez eski hâline.)

 

"Efendi"ye giderek, arz ettim hâdisâtı.

Şefkatli kollarına teslîm ettim "Nevzât"ı.

 

Büyük bir merhametle yanlarına aldılar.

Onu, nazarlarından bir an ayırmadılar.

 

Mübârek gözlerinden çıkan nûr ve şuâya,

Mazhar olup, çabucak kavuştu tam şifâya.

 

Öyle ki, hiç kalmadı hastalıktan bir eser.

Ve hattâ avukatlık yaptı uzun seneler.

 

"Abdülhakîm Efendi", yine günün birinde,

Vâz ediyor idi ki Bâyezid câmiinde,

 

Bir ara buyurdu ki mevzûyu değiştirip:

(İçinizden biriniz görse ki eve gidip,

 

Meselâ küçük oğlu, çıkmış evin damına,

Güvercin kovalıyor, bağırmasın hiç ona.

 

Yavaş ve güzellikle söylesin ki: “Evlâdım!

Gel de in aşağıya, bak sana şeker aldım.”

 

Böylece ürkütmeden içeri alsın onu.

Bundan sonra o ancak azarlasın oğlunu.)

 

"Abdülhakîm Efendi", bunu, cemâatına,

Söyleyip devâm etti yarım kalan va’zına.

 

Akhisarlı biri de, bunları dinlemişti.

O vâ'zın bitiminde, çıkıp eve gitmişti.

 

Ve oğlunu gördü ki evine vardığında,

Güvercin kovalıyor çıkmış evin damında.

 

Hem de kiremitlerin ucundaydı evlâdı.

Tam bağıracaktı ki, o sözü hâtırladı.

 

Buyurdukları gibi davrandı çok yumuşak.

Böylelikle düşmekten kurtuldu o yavrucak.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan