|
32
- SEYYİD ABDÜLHAKÎM
EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
KİMSEYE SÖYLEME!
“Abdülkâdir
Efendi” nâm bir pamuk tüccarı,
Var idi ki,
o bizzât anlatmıştır şunları:
“Efendi
Baba” ile, Eyüp câmiinde, biz,
Bir öğle
namâzını kılıp çıktık ikimiz.
Ve “Hazreti
Hâlid”in mübârek türbesine,
Girip
oturuverdik, sandukanın önüne.
İkimizden
başka da, kimse yoktu o günü.
Buyurdu: (Bana
sokul, kapat iki gözünü.)
“Peki”
deyip kapattım ve gördüm ki o vakit:
Ayak üzre
duruyor o an "hazreti Hâlid".
Uzun boylu,
heybetli gördüm kendilerini.
Yaklaşınca,
kalktım ve hemen öptüm elini.
Bir şeyler
konuştular ikisi yavaş sesle.
Ben bir şey
duymuyordum, seyrederdim edeble.
Birazdan (Gözünü
aç!) buyurdu yine bana.
Açtığımda
gördüm ki, otururuz yan yana.
Sonra
çıktık dışarı, ikindi okunurdu.
Efendi bana
dönüp, (Neler gördün?) buyurdu.
Arzettim,
buyurdu ki: (Hayatta oldukça ben,
Kimseye
haber verme, gördüğünü katiyyen.)
“Âbidin
Bey” isminde, yakınlarından bir zât,
Var idi ki,
bu kimse eyledi bir gün vefât.
Teçhîz ve
tekfîn gibi hizmetleri gördüler.
Sonra,
cenâzesini kabrine götürdüler.
"Efendi"nin
evi de, o yol üzerindeydi.
Ve o yoldan
yüksekçe bir setin üstündeydi.
Cenâze, tam
geçerken o evin hizâsından,
"Abdülhakîm
Efendi" set üstündeydi o an.
Bir nazar
eyleyince cenâzeye ayakta,
Tabut,
hemen durdu ve bekledi muallâkta.
Taşıyanlar,
bir hayli ettilerse de gayret,
Bir milim
gitmeyince, eylediler çok hayret.
Sonra da,
ona doğru döndü tabut havada.
Kısa duâ
okudu "Efendi" o arada.
Vaktâ ki
duâ bitti, o zaman eli ile,
Bir işâret
eyledi: (Haydi götürün!) diye.
Tabut,
ancak o zaman yoluna etti devâm.
Gördü bu
kerâmeti, cemâatten çok adam.
Bir gün de,
otururken bir câminin önünde,
Ona, "Dilsiz"
bir çocuk getirdiler o günde.
Oniki
yaşındaydı, hiç konuşamıyordu.
Buna, anne
babası çâre bulamıyordu.
Duydular:
(Teşrîf etmiş o yere bir "Evliyâ”.)
Hemen kapıp
çocuğu, götürdüler oraya.
Zîrâ
îtikâdları şöyleydi ki onların,
“Hürmetine,
çok şeyler düzelir evliyânın.”
Çocuk gelip
el öptü ve oturdu yanına.
Efendi,
şefkat ile bir nazar etti ona.
Sonra suâl
etti ki: (Evlâdım, adın nedir?)
O, güzelce
konuşup, dedi: (Adım Ahmed’dir.)
O günden
îtibâren başladı konuşmaya.
Onun
himmeti ile, kavuştu tam şifâya.
Annesiyle
babası, görüp hayret ettiler.
Hattâ
sevinçlerinden çok gözyaşı döktüler.
|