ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - SEYYİD ABDÜLHAKÎM EFENDİ    (Kuddise Sirruh)

KİMSEYE SÖYLEME!

 

Abdülkâdir Efendi” nâm bir pamuk tüccarı,

Var idi ki, o bizzât anlatmıştır şunları:

 

Efendi Baba” ile, Eyüp câmiinde, biz,

Bir öğle namâzını kılıp çıktık ikimiz.

 

Ve “Hazreti Hâlid”in mübârek türbesine,

Girip oturuverdik, sandukanın önüne.

 

İkimizden başka da, kimse yoktu o günü.

Buyurdu: (Bana sokul, kapat iki gözünü.)

 

Peki” deyip kapattım ve gördüm ki o vakit:

Ayak üzre duruyor o an "hazreti Hâlid".

 

Uzun boylu, heybetli gördüm kendilerini.

Yaklaşınca, kalktım ve hemen öptüm elini.

 

Bir şeyler konuştular ikisi yavaş sesle.

Ben bir şey duymuyordum, seyrederdim edeble.

 

Birazdan (Gözünü aç!) buyurdu yine bana.

Açtığımda gördüm ki, otururuz yan yana.

 

Sonra çıktık dışarı, ikindi okunurdu.

Efendi bana dönüp, (Neler gördün?) buyurdu.

 

Arzettim, buyurdu ki: (Hayatta oldukça ben,

Kimseye haber verme, gördüğünü katiyyen.)

 

Âbidin Bey” isminde, yakınlarından bir zât,

Var idi ki, bu kimse eyledi bir gün vefât.

 

Teçhîz ve tekfîn gibi hizmetleri gördüler.

Sonra, cenâzesini kabrine götürdüler.

 

"Efendi"nin evi de, o yol üzerindeydi.

Ve o yoldan yüksekçe bir setin üstündeydi.

 

Cenâze, tam geçerken o evin hizâsından,

"Abdülhakîm Efendi" set üstündeydi o an.

 

Bir nazar eyleyince cenâzeye ayakta,

Tabut, hemen durdu ve bekledi muallâkta.

 

Taşıyanlar, bir hayli ettilerse de gayret,

Bir milim gitmeyince, eylediler çok hayret.

 

Sonra da, ona doğru döndü tabut havada.

Kısa duâ okudu "Efendi" o arada.

 

Vaktâ ki duâ bitti, o zaman eli ile,

Bir işâret eyledi: (Haydi götürün!) diye.

 

Tabut, ancak o zaman yoluna etti devâm.

Gördü bu kerâmeti, cemâatten çok adam.

 

Bir gün de, otururken bir câminin önünde,

Ona, "Dilsiz" bir çocuk getirdiler o günde.

 

Oniki yaşındaydı, hiç konuşamıyordu.

Buna, anne babası çâre bulamıyordu.

 

Duydular: (Teşrîf etmiş o yere bir "Evliyâ”.)

Hemen kapıp çocuğu, götürdüler oraya.

 

Zîrâ îtikâdları şöyleydi ki onların,

Hürmetine, çok şeyler düzelir evliyânın.

 

Çocuk gelip el öptü ve oturdu yanına.

Efendi, şefkat ile bir nazar etti ona.

 

Sonra suâl etti ki: (Evlâdım, adın nedir?)

O, güzelce konuşup, dedi: (Adım Ahmed’dir.)

 

O günden îtibâren başladı konuşmaya.

Onun himmeti ile, kavuştu tam şifâya.

 

Annesiyle babası, görüp hayret ettiler.

Hattâ sevinçlerinden çok gözyaşı döktüler.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan