ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

28 - HAMÎD-İ AKSARÂYÎ (Rahmetullahi Aleyh)

DUÂ ÇINARI

 

Niğbolu'dan dönünce "Yıldırım Bâyezid Hân",

Bir câmi yaptırmayı düşünmüştü bir zaman.

 

Bursa, "Ulu Câmi"yi inşâya etti niyet.

Câminin yapılması sona erdi nihâyet.

 

Bir Cumâ günü idi, îlân edildi ki hem:

(Câmi, merâsim ile açılacaktır hemen.)

 

O gün başta pâdişâh, dâmâdı "Emîr Sultân",

"Molla Fenârî" ile, kim varsa ulemâdan,

 

Hazır oldu her biri, hem de hâfız olanlar.

Doldurmuştu câmiyi, Bursalı müslümânlar.

 

Hutbe okumak için, pâdişâh hazretleri,

O gün "Emîr Sultân"a verdiğinde bu emri,

 

Dâmâdı Emîr Sultân, emre "Peki" diyerek,

Ve "Somuncu Baba"yı eliyle göstererek,

 

Arz etti ki: (Sultânım, baş göz üstüne, fakat,

Hutbeyi okumaya, lâyıktır ancak şu zât.)

 

O dahî mecbur kaldı, emre "Peki" demeye.

Kalkıp, minbere doğru başladı yürümeye.

 

Geçerken de Emîr'e dedi: (Ey Emîrimiz!

Niçin böyle yapıp da, beni ele verdiniz?)

 

O da, ona cevâben arz etti ki: (Bu yerde,

Yok idi bir başkası, sizden daha ilerde.)

 

Cemâat, olanları görüyor, duyuyordu.

Bu sebepten durumu çok merak ediyordu.

 

Zîrâ "Somuncu Baba", onların nazarında,

Ekmek satan biriydi Bursa sokaklarında.

 

Bunun için bu işi etmişlerdi çok merak.

Ki, "Cumâ hutbesini o nasıl okuyacak?"

 

Çıktı "Somuncu Baba" biraz sonra minbere.

Öyle bir hutbe îrâd etti ki mü'minlere,

 

Aslâ duymamışlardı böyle bir hutbe onlar.

Onun büyüklüğünü o zaman anladılar.

 

Hutbede, "Fâtiha"nın, yirmi ana ilimde,

Yedi türlü tefsîri yapılmıştı o günde.

 

"Molla Fenârî" dahî demişti ki ertesi:

(Onun büyüklüğüne, şâhittir bu hutbesi.

 

Yedi türlü tefsîrden, birincisini yalnız,

İyice anladılar cemâattan her şahıs.

 

İkinci tefsîrini, bir kısmı anladılar.

Üçüncüsünü ise, çok azdı anlıyanlar.

 

Dördüncü ve sonraki tefsîrlere gelince,

Onlardaki mânâlar, çok yüksek ve pek ince,

 

Olduğundan, onları anlamadı kimseler.

İlim ve mârifette deryâ imiş o meğer.)

 

Namâz sona erince, câmideki cemâat,

Mübârek ellerini öpmek istedi, fakat.

 

Câminin üç kapısı var idi dışarıya.

"Acep hangi kapıdan çıkardı bu evliyâ?"

 

Lâkin üç kapıdan da çıkan, seviniyordu.

Hepsi de, (Ben, öpmekle şereflendim) diyordu.

 

Sonra "Molla Fenârî" hânesine giderek,

Talebesi olmayı arzu eylemişti pek.

 

Lâkin o, "Bu şehirde sırrım fâş oldu" diye,

İstedi ki, Bursa’dan gitsin başka bir il'e.

 

Bir sabah, bu niyetle çıkmıştı ki Bursa’dan,

Duyup "Molla Fenârî" yetişti arkasından.

 

"Bir çınar"ın dibinde, geri döndürmek için,

Çok yalvardı ise de, mümkün olmadı lâkin.

 

Bursa’ya doğru dönüp, mübârek zât o ara,

Duâ etti Bursa’ya, hem de Bursalılara.

 

Duâyı, o çınarın dibinde etti diye,

Bu gün, "Duâ çınarı" denilir o bölgeye.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan