|
27
- OSMÂN BEDREDDÎN (İMÂM
EFENDİ)
(Rahmetullahi Aleyh)
KABRİ HARPUT’TADIR
"Sâminî
hazretleri", en sonunda dedi ki:
(Seven,
hiç sevdiğini bırakıp gider mi ki?)
Sözlerini
bitirip, evine gitti sonra.
O gün
akşama kadar, hiç çıkmadı bir daha.
Hâfız "Osmân
Bedreddîn", dinleyip bu sohbeti,
Hatâsını
bildi ve anladı hakîkati.
İnandı ki,
giderse, kendine olur zarar.
Hep orada
kalmaya kuvvetli verdi karar.
O "Velî"nin
sözleri, iz bıraktı gönlünde.
Rabbânî
tesir vardır evliyânın sözünde.
İçinde hiç
tereddüt kalmadı onun aslâ.
Bağlandı
ona artık, sadâkat ve ihlâsla.
Ertesi gün,
üstâdı Sâminî hazretleri,
Mescide
teşrîfinde, gülüyordu gözleri.
(Hâfız!)
diye seslenip, çağırdı huzûruna.
Titreme
ârız oldu Hâfızın her uzvuna.
Telâşla
hocasının yanına koştu hemen.
Her yeri
titriyordu, onun bu heybetinden.
Ellerini
öperek, büyük sevgi, hürmetle,
Bildirdi
ihlâsını tam bir teslîmiyyetle.
"Sâminî
hazretleri" bakarak sonra ona.
Emredip,
soktu onu “Riyâzet odası”na.
Sonra dedi:
(Hızır'dan içmişsin o gün şerbet.
"Fazîlet
kazanma"na sebep oldu o elbet.
Seyyid
Ahmed Merâmî, çok emek verdi sana.
Sebep oldu
bu dahî, "İlminin artması"na.
Erzurum’da,
rüyâda gördüğün o "Velî"ler,
Bu tarafa
gelmene işâret eylediler.
Ve Ruslar,
Erzurum’a hücûm ettiği zaman,
O sabah
minârede, okuyan sendin ezân.
Aşk ile
okuduğun o ezânınla hattâ,
"Evliyâ
rûhları"nı çağırmıştın cihâda.
Bilcümle
evliyâ ve şühedânın rûhları,
Erzurum
semâsında toplandı ayrı ayrı.
Sonra sen,
moskofları “Taşa tuttuğun” vakit,
Biz dahî
oradaydık, olmuştuk ona şâhit.
Bunlar,
evliyâlığın bâzı cilveleridir.
Lâkin
bunlar, bu yolda "aranan şey" değildir.
Asıl gâye
ve maksat başkadır ey Bedreddîn!
Himmetini
yücelt ki, tamâm olsun nîmetin.)
Hocasının
himmet ve yardımıyla nihâyet,
Onsekizinci
günü, aldı mutlak icâzet.
Çok
bereketli idi sohbetiyle dersleri.
Hidâyete
erdirdi bir nice kimseleri.
"İkiyüz
bin" müslümân, bu büyük velî zâttan,
Feyiz ve
nûr alarak, kurtuldu zulümâttan.
Kabri "Harput"da
olup, orada yatmaktadır.
Ziyâret
eyliyenler çok faydalanmaktadır.
|