|
27
- OSMÂN BEDREDDÎN (İMÂM
EFENDİ)
(Rahmetullahi Aleyh)
MİSÂFİRLİK ÜÇ GÜNDÜR
Hâfız "Osmân
Bedreddîn", Mahmûd-u Sâminî’nin,
Dergâhına
geleli “On gün” olmuştu hemîn.
Sâminî
hazretleri buyurdu: (Hâfız, kurbân!
Misâfirlik üç gündür, hizmete başla hemân.
Bizim
bir bostânımız vardır ki ilerde bak,
Onu
sulamak için sıra sende, haydi kalk!)
(Peki!)
deyip, bostana geldi "Osmân Bedreddîn".
Havuzu dolu
görüp, suyu saldı ve lâkin,
Sulamamış
idi ki henüz bir evlek bile,
Baktı, suyu
tükenmiş havuzun tamâmiyle.
Hâlbuki
büyük idi o bostanın havuzu.
Hepsini
sulamaya yeterdi hattâ o su.
Hiçbir şey
anlamayıp, hayret etti bir hayli.
Ve dönüp,
üstâdına arz eyledi bu hâli.
Hocası
buyurdu ki: (Su vardır da muhakkak,
Sen
göremiyorsundur, git de, gören gözle bak!)
Ayrılıp, o
havuzun yanına geldi tekrar.
Baktı,
havuz su dolu, hem de ağzına kadar.
O gün
ikindi vakti, çağırdı onu yine,
Buyurdu ki:
(Bostanın git falanca yerine.
Olmuş
patlıcanlardan topla da biraz getir!
Zîrâ
yârın, dergâha, misâfir fazla gelir.)
Bu emir
üzerine bostana gitti tekrar.
Lâkin bakıp
gördü ki, olmamış patlıcanlar.
Gelip arz
ettiğinde: buyurdu: (Hâfız, kurbân!
Olgun
patlıcan ile doludur şimdi bostan.
Lâkin
göremiyorsun, bir daha bak, haydi git!
Gören
gözle bakınca, göreceksin o vakit.)
Geri dönüp,
bostana baktığında o tekrar,
Gördü ki,
hakîkaten yetişmiş patlıcanlar.
O, bu
kerâmetleri görüyordu ve lâkin,
“Tütün
içiyor” diye, kalbinde yoktu yakîn.
Onun bu
tereddüdü çoğaldı ki o kadar,
Sonunda,
ayrılıp da gitmeye verdi karar.
"Sâminî
hazretleri" vâkıf oldu bu hâle.
Elinde
olmıyarak üzüldü fevkalâde.
Sabah
namâzdan sonra, cemâate dönerek,
Bir müddet
durdu öyle, celâlliydi mübârek.
Sonra da
buyurdu ki: (Herhangi derdi olan,
Ehline
söylemezse, bulunmaz ona dermân.
Bizim bu
yolumuzda, gurûrlanmak yasaktır.
Bir "Rehber"e,
şüphesiz teslîm olmak esastır.
İnsan,
birkaç hocadan ilim edinmek ile,
Ve "hazreti
Hızır"dan bir şerbet içmek ile,
Bu yolda
kâmil olmuş sayılmaz tabii ki.
Lâzımdır
ona yine, bir mürşidi hakîkî.
Bir kimse,
mürşidinden, “Tütün içiyor” diye,
Ayrılmak
düşünürse, sığar mı dervîşliğe?)
|