ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

27 - OSMÂN BEDREDDÎN (İMÂM EFENDİ) (Rahmetullahi Aleyh)

MİSÂFİRLİK ÜÇ GÜNDÜR

 

Hâfız "Osmân Bedreddîn", Mahmûd-u Sâminî’nin,

Dergâhına geleli “On gün” olmuştu hemîn.

 

Sâminî hazretleri buyurdu: (Hâfız, kurbân!

Misâfirlik üç gündür, hizmete başla hemân.

 

Bizim bir bostânımız vardır ki ilerde bak,

Onu sulamak için sıra sende, haydi kalk!)

 

(Peki!) deyip, bostana geldi "Osmân Bedreddîn".

Havuzu dolu görüp, suyu saldı ve lâkin,

 

Sulamamış idi ki henüz bir evlek bile,

Baktı, suyu tükenmiş havuzun tamâmiyle.

 

Hâlbuki büyük idi o bostanın havuzu.

Hepsini sulamaya yeterdi hattâ o su.

 

Hiçbir şey anlamayıp, hayret etti bir hayli.

Ve dönüp, üstâdına arz eyledi bu hâli.

 

Hocası buyurdu ki: (Su vardır da muhakkak,

Sen göremiyorsundur, git de, gören gözle bak!)

 

Ayrılıp, o havuzun yanına geldi tekrar.

Baktı, havuz su dolu, hem de ağzına kadar.

 

O gün ikindi vakti, çağırdı onu yine,

Buyurdu ki: (Bostanın git falanca yerine.

 

Olmuş patlıcanlardan topla da biraz getir!

Zîrâ yârın, dergâha, misâfir fazla gelir.)

 

Bu emir üzerine bostana gitti tekrar.

Lâkin bakıp gördü ki, olmamış patlıcanlar.

 

Gelip arz ettiğinde: buyurdu: (Hâfız, kurbân!

Olgun patlıcan ile doludur şimdi bostan.

 

Lâkin göremiyorsun, bir daha bak, haydi git!

Gören gözle bakınca, göreceksin o vakit.)

 

Geri dönüp, bostana baktığında o tekrar,

Gördü ki, hakîkaten yetişmiş patlıcanlar.

 

O, bu kerâmetleri görüyordu ve lâkin,

Tütün içiyor” diye, kalbinde yoktu yakîn.

 

Onun bu tereddüdü çoğaldı ki o kadar,

Sonunda, ayrılıp da gitmeye verdi karar.

 

"Sâminî hazretleri" vâkıf oldu bu hâle.

Elinde olmıyarak üzüldü fevkalâde.

 

Sabah namâzdan sonra, cemâate dönerek,

Bir müddet durdu öyle, celâlliydi mübârek.

 

Sonra da buyurdu ki: (Herhangi derdi olan,

Ehline söylemezse, bulunmaz ona dermân.

 

Bizim bu yolumuzda, gurûrlanmak yasaktır.

Bir "Rehber"e, şüphesiz teslîm olmak esastır.

 

İnsan, birkaç hocadan ilim edinmek ile,

Ve "hazreti Hızır"dan bir şerbet içmek ile,

 

Bu yolda kâmil olmuş sayılmaz tabii ki.

Lâzımdır ona yine, bir mürşidi hakîkî.

 

Bir kimse, mürşidinden, “Tütün içiyor” diye,

Ayrılmak düşünürse, sığar mı dervîşliğe?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan