|
27
- OSMÂN BEDREDDÎN (İMÂM
EFENDİ)
(Rahmetullahi Aleyh)
O, HAZRETİ HIZIR’DI
O gün "Osmân
Bedreddîn" tutulunca tipiye,
Bir atlı
gelip onu, bindirmişti terkiye.
Kurtardı
böylelikle onu bu sıkıntıdan.
Ve şerbet
ikrâm etti, meşin su kırbasından.
Erzak
torbasını da uzatıp ona kezâ,
Dedi: (Ye
bundan dahî, nasîbinde ne varsa.)
Hâfız Osmân
Bedreddîn, alarak o torbayı,
Alıp yedi
içinden, tek bir adet "Hurma"yı.
“Hazreti
Hızır” idi, ona ikrâm eden zât.
Onun bu
kanaatkâr hâlini görüp bizzât,
Sırtını
okşıyarak, dedi ki: (Ey Bedreddîn!
Nasîbin
açık olup, bereket dolsun evin.
Kanaatkâr misâfir gelsin senin yanına.
Haydi,
uğurlar olsun, selâm de üstâdına.)
Baktı, köye
gelmişler, sıçrayıp indi attan.
"Hazreti
Hızır" dahî gâib oldu ortadan.
O anda
üstâdı da, onu düşünüyordu.
Tipiden
halâs için, hep duâ ediyordu.
Âniden
karşısında onu gelmiş görünce,
Çok
sevinip, Allaha şükreyledi bir nice.
Gerçi o
biliyordu olan bu hâdiseyi.
Yine de
anlattırıp, dedi: (Gizle bu şeyi.)
İltifâtlar
ederek buyurdu ki ona hem:
(Burada
tamâm oldu benim sana vazîfem.
Allahü
teâlâya olsun ki hamd ve senâ,
Bende olan
herşeyi, aktardım, verdim sana.
Bundan daha
ileri yükselirsin sen, fakat,
Bu işi
yapmak için, yoktur bende liyâkat.
Bir "kâmil-i
mükemmil" lâzım ki şimdi sana,
Yükseltsin
tasavvufta seni yolun sonuna.
Böyle
yüksek bir zâtı arayıp bulmaya bak.
Hak teâlâ
bu işte, kılsın seni muvaffak.)
Hâfız Osmân
Bedreddîn, ayrılıp ondan dahî,
Bir "Mürşid"
aramaya başladı bizâtihî.
İçli
gözyaşlarıyla ağlıyordu rûz-ü şeb.
Ona
kavuşmak için, duâ ediyordu hep.
Annesi, bu
hâlinden endîşeleniyordu.
“Acabâ
aklına mı hâlel geldi?” diyordu.
Bunu,
beyine dahî açtı bir gün nihâyet.
Dedi: (Onun
hâline üzülüyorum gâyet.)
O dedi:
(Üzülecek bir şey yok, etme merak.
O, Allah
yolundadır, sen kendi derdine bak.
Oğlumuz,
Allah için ve Resûlullah için,
Onların
aşkı ile ağlıyor için için.
O, bir "Allah
adamı" arıyor yana yana.
Ki, onun
himmetiyle kavuşsun Allahına.
Böyle bir
evlâdımız var diye iftihâr et.
O, tam
doğru yoldadır, üzülme, çok duâ et.)
|