ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

27 - OSMÂN BEDREDDÎN (İMÂM EFENDİ) (Rahmetullahi Aleyh)

BENDEN BU KADAR

 

Ezberledi Kur’ânı henüz dokuz yaşında.

Seçildi, mümtâz oldu akrânı arasında.

 

Bütün vakitlerini, hep ilme etti tahsîs.

Öğrendi tamâmiyle tefsîr, fıkıh ve hadîs.

 

Bir gün tefsîr ederken “Hücurât sûresi”ni,

Birden korkup, bir dehşet kapladı kendisini.

 

Âhiret hâllerine oldu hep müteveccih.

Konuşmayı bırakıp, susmayı etti tercîh.

 

Onun üstün hâlleri, dikkati çekiyordu.

Ve herkes tarafından, pek çok seviliyordu.

 

Mehmet Tâhir efendi” vardı hocalarından.

Onu, hânekâhına dâvet etti bir zaman.

 

Çok iltifât ederek, dedi: (Ey Molla Hâfız!

Sana, bildiklerimi tam öğrettim noksânsız.

 

Yâni bendekilerin, vâkıf oldun hepsine.

Artık gidemiyorum, ben bundan ötesine.

 

Sana vereceğim ders, şu anda buldu hitâm.

Daha "büyük âlim" bul, dersine eyle devâm.)

 

O, bunun üzerine ayrıldı medreseden.

Bir üstâd bulmak için, duâ etti hâssaten.

 

Dedi ki: (Yâ ilâhî, dertliyim, derdim derin.

Derdime dermân için sana geldim yâ Mu’în!)

 

Zâhirî ilimlerde yetişmişti tamâmen.

Bir “Tasavvuf rehberi” arıyordu esâsen.

 

O, böyle arz edince dileğini Rabbine,

Duyurdu Allah bunu “Gönül ehli” birine.

 

Hem dahî Buhârâ’da, büyük bir velî olan,

Seyyid Ahmed Merâmî” duymuştu bunu o an.

 

Ve hemen Câmi’deki dersini bırakarak,

Ayrıldı Buhârâ'dan, o gün âni olarak.

 

Mânevî işâreti almıştı çünkü kalben.

Sessizce yola çıktı, kimseye söylemeden.

 

Erzurum’a gitmekti bir an önce maksadı.

Çünkü "Osmân Bedreddîn" bekliyordu bu zâtı.

 

"Seyyid Ahmed Merâmî", böyle âni olarak,

Buhârâ’dan gidince, çok üzüldü buna halk.

 

Zîrâ çok seviyordu cemâat kendisini.

Hiç anlıyamadılar ne için gittiğini.

 

Ve lâkin kalp gözleri açık olan mü’minler,

Anlayıp, cemâati tesellî eylediler.

 

Dediler ki: (Hocamız, evliyâdan bir kişi.

Gönül ehli zâtların, hikmetlidir her işi.

 

Bu gidişlerinde de, vardır elbet bir hikmet.

Almıştır bunun için bir mânevî işâret?)

 

İnce, uzunca boylu, beyaz sakalı vardı.

Uzun bir yolculukla "Hasan Kale"ye vardı.

 

Bevel Kasım” köyünün, imâm oldu halkına.

İnsanlar, akın akın toplandı etrâfına.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan