|
26
- EMÎR SULTÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
HOŞ GELDİNİZ EFENDİM!
Vaktiyle "Emîr
Sultân", çıkarak Medîneden,
Mânevî
işâretle "Bursa"ya gelir iken,
Gördü bu "Velî"
zâtı, yolda bir bey’in oğlu.
Kalbi, bu
büyük zâtın muhabbetiyle doldu.
Silâhlarını
atıp, hemen koştu "Emîr"e.
Dedi: (Kabûl
ediniz beni talebeliğe.)
(Olur
evlâdım!) deyip, onu dahî aldılar.
Yola devâm
ederek, bir beldeye vardılar.
Biraz daha
gidince, geldi bir yol kavşağı.
Biri sağa
giderdi, biri de sol aşağı.
O esnâda, o
yerin yerlilerinden bir zât,
Yanlarına
gelerek, dedi ki: (Ey cemâat!
Siz şu
istikâmete gitmeyiniz ki sakın!
O yolda bir
"Yılan" var, gâyet iri ve azgın.
Saldırıp
öldürüyor, kim geçerse o yoldan.
Bunun için
siz sakın geçmeyiniz oradan.)
Lâkin "Emîr
Sultân"a yol gösteren üç kandil,
O yolu
gösterirdi, başka bir yolu değil.
İlâhî
irâdeyle gittiklerinden onlar,
"Yılan"ın
bulunduğu yola revân oldular.
Ve lâkin
gördüler ki gidince biraz daha,
Yolda bir
yılan var ki, yılan değil, "Ejderha".
Fakat öyle
sevinçli görünürdü ki hayvan,
Şerefli bir
misâfir beklerdi sanki o an.
İnsanlar
onu görüp, düşünce endîşeye,
Buyurdu ki:
(Siz sakın üzülmeyin bir şeye.
Âciz bir
kuludur ki Rabbimizin o yılan,
Hakk'a
mutî olana, vermez hiç zarar ziyân.)
Böyle
buyurur iken "Emîr Sultân" onlara,
Baktılar ki
o yılan dile geldi o ara.
Dedi: (Safâ
geldiniz bu köye ey efendim!
Günlerdir buralarda yolunuzu beklerdim
Herhangi
bir emriniz var ise, deyin bize,
Hemen
îfâ edeyim, hazırım emrinize.)
Kâfilede
olanlar, çok hayret eylediler.
(Bu yılan,
insan gibi konuşuyor) dediler.
Bey’in oğlu
vardı ki, girmişti kâfileye
İnanmak
istemedi olan bu hâdiseye.
Yılan bunu
sezerek, saldırdı ona birden.
O, yardım
talep etti can havliyle "Emîr"den.
Dedi:
(Aman Allahım, sendendir yardım, medet.
Yetiş yâ
Emîr Sultân, beni bundan halâs et.)
Bir işâret
eyledi Emîr Sultân yılana,
Hayvan, onu
bıraktı ve çekildi bir yana.
Ondan sonra
kâfile, yola devâm ettiler.
Sakarya
civârında bir bölgeye geldiler.
Talebeden
birinin "Hurma" istedi canı.
Gördü o an
önünde bir "hurma ağacı"nı.
Ve hattâ
üzerinde, vardı olgun hurmalar.
Düşünceye
daldı ki: "Ne zaman oldu bunlar?"
Emîr
Sultân, anlayıp onun düşüncesini,
Buyurdu: (Tereddütte
görüyorum ben seni.
Canın
hurma yemeyi istedi ya az evvel.
İşte
hurma, al ve ye, hem çok tâze ve güzel.)
|