ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - EMÎR SULTÂN (Rahmetullahi Aleyh)

BUNUN İÇİN ÜZÜLME

 

"Alî Efendi" diye, o zaman vardı bir zât.

O dahî bir vak'ayı anlatır şöyle bizzât:

 

Hocam, beni çağırıp huzûruna bir kere,

Göndermek istemişti bir gün Balıkesir'e

 

Buyurdu ki: (Orada, şimdi bir imâm vardır.

Ve falanca câmide vazîfe yapmaktadır.

 

Lâkin îtikâdında bozukluk var ki biraz

Allah rızâsı için, git onu eyle îkâz.)

 

(Peki efendim!) deyip, düşündüm ki o anda:

"Ne ile meşgûl olmam muvâfıktır o yolda?"

 

Düşüncemi anlayıp, kalktı hemen yerinden.

Bir "Tesbih" getirerek,  uzattı bana hemen.

 

Buyurdu ki: (Al bunu, bu benim tesbîhimdir.

Zikr-i ilâhî ile meşgûl olmak iyidir.)

 

Hocamın tesbîhini alıp koydum cebime

Çok sevindim ise de, korku düştü içime.

 

"Bu kıymetli tesbîhi düşürüp kaybedersem"

Diyerek korkuyordum, bu idi tek endîşem.

 

Velhâsıl yola çıkıp, vardım Balıkesir'e.

İmâm ile görüşüp, o gün döndüm geriye.

 

Akşam vakti, bir köye vâsıl oldum nihâyet.

Bir dere kenarında alıyordum ki abdest,

 

Ayaklarım, kumlardan kaydı ve düştüm yere.

Elimdeki "tesbîh" de, düşüverdi dereye.

 

Çok aradım ise de, yine de bulamadım.

Öyle çok üzüldüm ki, yol boyunca ağladım.

 

Hocamın tesbîhiydi çünkü düşen o suya.

Ben böyle üzülerek vâsıl oldum Bursa'ya.

 

Mahcûbiyyet içinde huzûra dâhil oldum.

Buyurdu ki: (Yolculuk nasıl geçti ey oğlum?)

 

Dedim: (İyi geçti de, üzülürüm bir şeye.

Sizin tesbîhinizi düşürdüm bir dereye.)

 

Buyurdu ki: (Üzülme, biz de seninle idik.

Fakat biz, o tesbîhi dereye düşürmedik.)

 

Sonra, aynı tesbîhi cebinden çıkararak,

Buyurdu ki: (Al oğlum, kullan feyiz alarak.)

 

Yine Emîr Sultân'ın talebesinden olan,

"Alî hoca" isminde biri vardı o zaman.

 

O şöyle anlatır ki: Bir gün, hocamız ile,

Otururken, bir köylü giriverdi hız ile.

 

Telâşlı hâli vardı, dedi ki: (Ey sultânım!

Bana bir duâ yaz ki, çok ağrıyor her yanım.)

 

Bana buyurdular ki: (Sen buna bir duâ yaz!)

(Peki efendim!) deyip, yazdım ve eyledim arz.

 

Kur'ân âyetlerinden yazılırdı ki duâ,

Kur'ânın her harfinde, bin derde vardır devâ.

 

Duânın fâidesi görüldü hemen o gün.

Ve hiç bir hastalığı kalmadı o köylünün.

 

Çok çeşitli hastalar gelirdi o dergâha.

İyileşirlerdi hep, kalkmadan henüz daha.

 

Sıhhate kavuşarak dönerlerdi pür sevinç.

Ölünceye kadar da, hasta olmazlardı hiç.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan