ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - EMÎR SULTÂN (Rahmetullahi Aleyh)

YERDEN SU FIŞKIRDI

 

Bir gün “Emîr Buhârî”, bâzı talebesiyle,

Bir yere giderlerdi, ziyâret gâyesiyle.

 

Az sonra, namâz vakti gelmiş idi ki, ancak,

Su yoktu o mahalde durup abdest alacak.

 

"Emîr"in bir elinde asâsı vardı o an.

Onu yere vurunca, "Su" fışkırdı oradan.

 

Talebeler sevinip, içip ferahladılar.

Sonra abdest alarak, namâzları kıldılar.

 

Bir gün de "Emîr Sultân", abdest alıyor iken,

Yanına, bir talebe gelip durdu şehirden.

 

Nereden geldiğini sordu "Emîr Buhârî".

Şehirden geldiğini arz edince o dahî,

 

Sordu ki: (Bizim için, halk neler söylüyorlar?)

Arz etti ki: (Kimyâya mâliktir o diyorlar.)

 

Buyurdu: (Çok mu merak eyledin bu husûsu.

Yâni kimya odur ki, altın olur akan su.)

 

O böyle söyleyince, kolundan akan sular,

Henüz yere düşmeden, hemen “Altın” oldular.

 

O zaman buyurdu ki: (Bu kelâmımız fakat,

Hikâye için idi, değildi arzu, murat.)

 

Böyle buyurunca da, “Su” oldu yine altın.

Emîr’e bağlılığı fazlalaştı o zâtın.

 

Yine bir tüccar vardı, “Hoca Abdullah” diye.

Bir gün "Emîr Sultân"a sarık etti hediye.

 

Teşekkür eyliyerek "Emîr" de o tüccara,

Ona, kendi cebinden bir miktâr verdi para.

 

Tüccar, "Emîr Sultân"dan o parayı aldı ve,

Ellerini öperek, ayrılıp gitti eve.

 

Çarşıdan geçiyorken, gördü ki bir aralık,

Bir “Elmas” satılıyor, toplanmış kalabalık.

 

Merakla fiyatını gidip suâl etti hem.

Sâhibi, cevâbında dedi: (Otuzbin dirhem.)

 

O elması almayı çok istemişti, fakat,

Parası olmayınca, etmedi pek iltifât.

 

İşitti o esnâda gâibden bir nidâyı.

Diyordu ki: (Say hele cebindeki parayı.)

 

Sayınca, çok şaşırıp hayret etti o demde.

Zîrâ fazla çıkmıştı "Otuzbin dirhem"den de.

 

Sevinip, o elması alıp eve giderken,

Bir yehûdî tüccarı yanına geldi hemen.

 

O elmasa baktı ve dedi: (Bunu bana sat.

Tam yüzotuzbin dirhem, senin olsun şu sâat.)

 

Elması ona satıp, düşündü ki hem dahî:

Bu iş, Emîr Sultânın kerâmeti Vallahi.

 

Tam âşıkı olarak bu evliyâ kişinin,

Gâyet büyük bir "Dergâh” yaptırdı onun için.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan