|
26
- EMÎR SULTÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
RÜYÂ HAKÎKAT OLDU
Talebesinden biri anlatır ki şöylece:
Hocamı
tanımadan, rüyâ gördüm bir gece.
Bir gurup
cemâati gördüm ki, gidiyorlar.
Diyorlar
ki: (Bursa’da, bir evliyâ kişi var.
Seyyid
olup, Resûlün evlâdındandır o zât.
Ediyor
insanlara çok tesirli nasîhat.
Sözleri,
süpürüyor kalplerden kiri, pası.
Onu
gören, kolayca kazanıyor ihlâsı.)
Bunları
işitince, bana da geldi gayret.
Zîrâ henüz
görmeden, sevmiştim onu gâyet.
Düşündüm
ki: “Ben dahî gideyim o velî'ye.
Diyeyim,
beni dahî alın talebeliğe.”
O giden
kimselere katılarak velhâsıl,
Kasabadan
çıkarak, Bursa’ya olduk vâsıl.
Ben, o
büyük "Velî"yi görünce, birden bire,
Heybet ve
vakarından, bayılıp düştüm yere.
Sonra
ayıldımsa da, ayağa kalkamadım.
Yerde
emekliyerek, huzûra öyle vardım.
Ve
düşündüğüm gibi dedim ki o velîye:
(Beni de
kabûl edin lütfen talebeliğe.)
(Kabûl
ettik) buyurup, yanlarına aldılar.
Ve mübârek
eliyle, sırtımı sığadılar.
Bir heyecân
içinde uyandım bu rüyâdan.
“Tâbiri
nedir?”
diye suâl ettim babamdan.
Dedi ki: (O
"Velî"nin huzûruna git derhâl.
Hizmetine
girerek, hayır duâsını al.
Zîrâ bu,
mânevî bir îkâzdır şimdi sana.
Kavuşursun
çok büyük lütuf ile ihsâna.
Sana
müjdeler olsun, geçirme daha vakit.
O "büyük
evliyâ"nın huzûruna durma git.)
Sevinip,
vedâ ettim annem ile babama.
Rastladım
çıkar çıkmaz ben bir gurup adama.
O
rüyâdakilere benzerdi sanki onlar.
Ve bana
dediler ki: (Bursa’da bir velî var.
Sohbetini dinliyen, buluyor râhat, huzûr.
Öyle
tesirli sohbet, dünyâda az bulunur.)
Ben, “Hayırdır
inşallah!” diyerek hemen sonra,
Onlara
katılarak, vâsıl oldum Bursa’ya.
Ve o zâtı
görünce, o rüyâ gibi aynen,
Bayılıp
düştüm yere, o zâtın heybetinden.
Biraz
sonra, kendime geldim ise de, fakat,
Ayağa
kalkmak için, yok idi bende tâkat.
O rüyâdaki
gibi, yerde emekliyerek,
Gittim o
büyük zâtın ayağı dibine dek.
Başımı
kaldırarak, dedim ki: (Efendim, siz,
Beni
talebeliğe kabûl eder misiniz?)
(Kabûl
ettik) buyurup, o mübârek eliyle,
Hemen
sonra, sırtımı sığadı yine öyle.
|