|
26
- EMÎR SULTÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
BEREKETLİ AKÇE
Bu büyük "Velî"
zâtın vardı çok talebesi.
Gece gündüz
ibâdet yapardı hemen hepsi.
Talebenin
bir çoğu fakîr idi o zaman.
Geçimlerini
dahî, sağlardı "Emîr Sultân".
Her hafta
ona gelir, ihtiyâçları kadar,
Parayı,
ondan alır ve giderlerdi tekrar.
O talebeden
biri, bir gün "Emîr Sultân"a,
Geldi ve
arz eyledi ihtiyâcını ona.
Diğer
talebelere sordu Emîr Buhârî:
(O
kardeşlerimizin nasıldır sıhhatleri?)
Dedi: (Himmetinizle,
hepsi de iyidirler.
Âfiyetiniz için duâ edicidirler.)
Emîr
Sultân, elini sokup sonra cebine,
“Bir
akçe” çıkararak, verdi onun eline.
Buyurdu ki:
(Onların yanına varınca siz,
Bizim
selâmımızı onlara söyleyiniz.
Muhâfaza
etsinler verdiğim "bu akçe"yi.
Hep bununla
alsınlar lâzım olan herşeyi.
Hattâ biz
bu dünyâda olduğumuz müddetçe,
Her
ihtiyâcınıza kâfî gelir bu akçe.
Onlar, "bu
akçe"mizle râhatça geçinsinler.
Ve kimseden
para ve bir şey istemesinler.)
“Peki
Efendim” deyip, sarıldı ellerine.
Öptü ve
vedâ edip, evine döndü yine.
Diğer
talebelerin yanına gidip tekrar,
Dedi:
(Emîr Sultânın, size selâmları var.)
O anda, hep
ayağa fırlıyarak cümlesi.
Onun bu
selâmını, ayakta aldı hepsi.
Ve hemen
sordular ki: (Sultânımız nasıllar?
Ve
nasîhat olarak, sana ne buyurdular?)
Dedi:
(Elhamdülillah, iyidir sıhhatleri.
Ve size, "şu
akçe"yi gönderdi kendileri.
Buyurdu ki:
“Bununla iktifâ eylesinler.
"Bu akçe"yi
kullanıp, bize duâ etsinler.
Öyle çok
bereketi vardır ki bunun hattâ,
Harcansa da
tükenmez, oldukça biz hayâtta.
Hep bununla
alsınlar her ne olsa ihtiyâç.
Ve aslâ
olmasınlar bir başkasına muhtâç".)
Onlar, bunu
duyunca, o andan îtibâren,
Bu "Dünyâ
muhabbeti" tam çıktı kalplerinden.
Bir kutunun
içine koydular "o akçe"yi.
Ve hep "o
akçe" ile alırlardı herşeyi.
Lâkin o "bir
tek akçe" aslâ tükenmiyordu.
Zîrâ onun
yerine, başkası geliyordu.
Onlar,
huzûr içinde kullandılar onu hep.
Ve aslâ
etmediler kimseden bir şey talep.
Vaktâ ki "Emîr
Sultân" eyledi Hakka vuslat,
Akçe
görünmez oldu kutuda tam o sâat.
|