|
26
- EMÎR SULTÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
MEZÂRIMIZ O YER OLSUN
Vardı “Emîr
Sultân”ın bir "Yay"ıyla bir "Ok"u,
Onu
kullanır idi, bir savaş olsa vukû.
Lâkin yay'a
koyunca, ok'lardan bir tekini,
“Kırk ok”
çıkıp, hepsi de bulurdu hedefini.
Bir gün,
şeyhülislâmın dahî hazır olduğu,
Bir
mecliste, istedi bu "yay" ile "ok"unu.
Onu,
şeyhülislâma vererek bu büyük zât,
Buyurdu ki:
(Al bunu ve doğuya doğru at.)
Ve sonra
buyurdu ki: (Ok düşerse nereye,
Bizim
mezârımızı kazarsınız o yere.)
Oku, onun
emriyle atınca şeyhülislâm,
Şimdiki
türbesinin yerine düştü o tam.
Vaktâ ki "Emîr
Sultân" göçünce bu âlemden,
Üzerine bir
türbe yapıldı sonra hemen.
Şöyle
anlatıyor ki türbeyi yapan usta:
(Kendisinden tâlimât aldım hep bu hususta.
Zîrâ her
gün, rüyâma girerek o büyük zât,
Emirler
veriyordu kendisi bana bizzât.
“Şurası
şöyle olsun, böyle yap burayı da.”
Diye târif
ederdi o hep bana rüyâda.
İznikli bir
âlimin var idi ki bir oğlu,
Kalkıp, "Emîr
Sultân"ın kabrine geldi doğru.
Türbeye
bakanlardan alaraktan müsâde,
Dedi: (Kalmaya
geldim uzun müddet bu yerde.)
Onlar
“Peki” diyerek, verdiler ona izin.
O da girdi
içeri "Îtikâf etmek" için.
Gece gündüz
ibâdet ederek o orada,
Bulunurdu
Rabbinden çok niyâz ve duâda.
Belli ki, "bir
arzu"su var idi o kişinin.
Ona duâ
ederdi, hâsıl olması için.
Fakat altı
gün sonra, ayrıldı o türbeden.
Onu görüp,
insanlar sordular ona hemen.
Dediler:
(Uzun müddet kalacaktınız hani.
Ne için
altı günde, çıktınız böyle âni?)
Dedi:
(Benim vardı ki mühim bir ihtiyâcım,
Bu hâsıl
olsun diye, yıllardır duâcıyım.
Geldim, "Emîr
Sultân"ın rûhlarını vesîle.
Ederek,
kavuşayım arzuma bilvesîle.
Lâkin ben,
uzun müddet kalırım zannetmiştim.
Arzuma,
ancak böyle kavuşurum demiştim.
Fakat "Emîr
Sultân"ın yetişerek himmeti,
Aktı
nehirler gibi feyiz ve bereketi.
Kavuştum
murâdıma bu altı gün içinde.
Çıktım,
fazla kalmadım işte bunun için de.
Bu büyük "Evliyâ"nın
bilin çok kıymetini.
Zîrâ o,
istiyene saçıyor himmetini.)
|