|
26
- EMÎR SULTÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
HİKMETİ NE İMİŞ?
“Alî Fakî”
isminde, var idi ki bir vâiz,
O da, "Emîr
Sultân"dan alırdı nûr ve feyiz.
Sık sık
Balıkesir’den, Bursa’ya gelip bu zât,
Alırdı o
deryâdan çok ilim ve füyûzât.
Hayır
duâlarını alarak o büyüğün,
Dönüp,
memleketine giderdi ertesi gün.
O, bir gün
kitaplarda bir hadîs gördü, fakat,
Bunun
doğruluğuna edemedi îtimât.
Düşündü ki:
“Gideyim yârın Emîr Sultâna.
Hadîs
midir, değil mi, sorayım bunu ona.”
Geldi bu
fikir ile huzûruna "Emîr"in.
Lâkin bu
suâlini sormadan ona hemîn,
O, bu zâta
bakarak, buyurdu ki: Ey vâiz!
Sahîhtir
dün kitapta okuduğun o hadîs.
O şöyle
olmuştur ki, bir gün ceddim Resûle,
Kâfirler,
toplanarak sordular ona şöyle:
(Hak
Peygambersen eğer, şu Hacer-ül esved’den,
Senin
işâretinle, bir "yiğit" çıksın hemen.
Sarışın,
güzel yüzlü, hem de güzel konuşsun.
Hem
elbisesi dahî, temiz ve düzgün olsun.)
O gece
nâzil oldu Cibrîl aleyhisselâm.
Dedi ki:
(Hak teâlâ gönderdi sana selâm.
Buyurdu ki:
"Söyle de, Habîbim üzülmesin.
İzzetim,
azametim, celâlim hakkı için,
O duâ
eder etmez kâfirlerin yanında,
Biz o
genci, o taştan çıkarırız ânında.")
Kâfirler,
Beytullaha toplandılar o sabah.
Bir işâret
buyurdu o taşa Resûlullah.
Taş ikiye
ayrılıp, içinden güzel, şirin,
Ve temiz
elbiseli "bir genç" çıktı sarışın.
Bâzısı bunu
görüp, Resûle inandılar.
Bâzısı "Sihir"
deyip, dalâlette kaldılar.
Sonra da,
Resûlullah şöyle buyurmuşlardır:
(Ey
eshâbım, bu gencin üç günlük ömrü vardır.
Siz onu,
bir kız ile evlendirin bu gece.
Ki,
yüksek bir zürriyet kalsın ondan böylece.)
Genci
evlendirdiler, üç gün geçti aradan.
Lâkin ölüm
haberi, gelmedi yine ondan.
Eshâb,
Resûlullaha ettiler ki şöyle arz:
(Yâ
Resûlallah, sizden, yalan söz sâdır olmaz.
O gencin
ölmesini bekliyorduk biz, fakat,
Duyduk,
henüz ölmemiş, sürermiş hâlâ hayât.)
Buyurdu: (Cebrâilden
öğrenmiştim onu ben.
Yâni
vahiy değildi o sözüm Hak'tan gelen.)
O an Cibrîl
gelerek, Resûle verdi haber.
Dedi: (Yâ
Resûlallah, Rabbimiz selâm eder.
Buyurur:
“Ey Habîbim, o genç, düğün gecesi,
Ekmek
hazırlatmıştı evi için üç tepsi.
Onu,
Besmele çekip yiyeceklerdi ki tam,
Kapıya
fakîr gelip, istedi biraz taam.
Ekmekleri
fakîre verip uğurladılar.
O gece, aç
olarak yattı ve uyudular.
Biz de, üç
tepsi için, onardan otuz sene,
Ömür ihsân
eyledik, bu yüzden kendisine.”)
|