|
26
- EMÎR SULTÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
SEN DE BİZİMLE İDİN
"Fenârî"nin
mektûbu, Sultâna erişince,
Okuyup,
yaptığına pişmân oldu bir nice.
Dedi: (Eyvâh
ne yaptık, elimizle mâlesef,
O kırk
sipâhîmizi, oklara ettik hedef.
Emîr
verip, başını istediğimiz o er,
Resûlün
evlâdından bir velî imiş meğer.)
Bu
hâdiseden sonra, günler geçti aradan.
Bursa’ya
dönüş yaptı, Yıldırım Bâyezid Hân.
Cihâddan,
zafer ile dönüyordu ki ordu,
Yavaş yavaş
Bursa’ya doğru ilerliyordu.
Karşılamak
üzere, gelmişti nice insan.
Onların
arasında vardı hem “Emîr Sultân”
Pâdişâh, tâ
ilerden görünce birden onu,
Anladı
dâmâdının "bu kimse" olduğunu.
Düşündü ki:
“İşte o, o yaraları saran.
İşte o,
Niğbolu’da kapıyı bize açan.”
Yanına
yaklaşınca, dedi ki: (Evet, sendin!
Sen dahî
bu savaşta bizimle berâberdin.)
Emîr Sultân
dedi ki: (Mübârek olsun gazân!
Allah,
noksan etmesin sizi hiç başımızdan.)
Pâdişâh
attan inip, sarıldı dâmâdına.
Gözünden
sızan yaşlar, aktı yanaklarına
Yıldırım
Bâyezid Hân, sordu ki ona şöyle:
(O el
çabukluğunuz ne idi cenkte öyle?)
O da, Fetih
sûresi, onuncu âyetini,
Okuyup,
yaptı sonra meâl-i şerîfini.
Demek
istemişti ki: (Hak'tandır yardım,
medet.
Benim
yardımlarım da, O'nundur yine elbet.)
Ne zaman ki
Timur Hân, Osmânlı sınırına,
Gelince,
Bâyezid Hân, sert çıkış yaptı ona.
(Savaşa
girme!) diye, Emîr, ona nasîhat,
Ettiyse de,
Emîr’i dinlemedi o fakat.
Onunla cenk
etti ve oldu mağlûb ve esîr.
Ve bundan
ötürü de, oldu çok müteessir.
Ona, bu
mağlûbiyet, acı geldi be gâyet.
Tahammül
edemeyip vefât etti nihâyet.
Yavuz
Sultân Selîm de, ecdâdı gibi yine,
Ziyârete
giderdi büyüklerin kabrine.
Ne zaman
bir cenk için, hazırlanırsa ordu,
Gidip, "Emîr
Sultân"da çok duâ ediyordu.
Onun nûrlu
kabrini eyliyerek ziyâret,
Rûhâniyetlerinden isterdi yardım, medet.
Yine bir
defâsında geldi "Emîr Sultân"a.
Fâtihalar
okuyup, irsâl etti rûhuna.
Kabirden şu
nidâyı işitti ki: (Yâ Selîm!
Üdhulû
mülke Mısra, inşâllah âminîn.)
Yâni
buyurmuştu ki: (Yâ Selîm, inşallah siz,
Bir
emniyyet içinde, Mısır’ı fethediniz.)
Orada
olanların hepsi duydu bu sesi.
Yavuz
Sultân Selîm’i tebrîk etti cümlesi.
|