|
26
- EMÎR SULTÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
MOLLA FENÂRÎNİN MEKTÛBU
Pâdişâh
gönderince Bursa’ya kırk sipâhî,
Haberdâr
oldu bundan, "Molla Fenârî" dahî.
Şöyle bir
mektup yazıp, gönderdi pâdişâha:
(Besmeleyle
başlar ve şükr ederim Allaha.
Kulların en
âcizi ve hakîri olan ben,
Siz
pâdişâhımıza duâcıyım dâimen.
Devlet-i
âl-i Osmân, tâ kıyâmete kadar,
Bu şân ve
şöhretiyle, her an olsun pâyidâr.
Şunu,
Sultânımıza arz edeyim ki hemen:
"Îsâ
aleyhisselâm", inançlı mü’minlerden,
"Üç
kimse"yi, bir yere gönderdi ki bir ara,
Hak yolu
bildirsinler gidip o insanlara.
Lâkin o
yerin halkı, gelen o insanları,
Hemen inkâr
ederek, öldürdüler onları.
Fakat cenâb-ı
Allah, beğenmedi bu hâli.
Gönderdi o
beldeye hazreti Cebrâili.
Emretti ki:
(O yere, kalpleri parçalıyan,
O çok
korkunç ve keskin sayhânla haykır bir an!)
Cibrîl o
yere gidip, gâyet korkunç olarak,
Haykırınca,
bir anda düşüp öldü cümle halk.
Şimdi
Sultânımıza arz edeyim ki bizzât:
Dün
öldürülmesini emrettiğiniz o zât,
"Resûl-i
kibriyâ"nın soyundan, asîl, temiz,
Hürmete
lâyık olan bir kimsedir şüphesiz.
Zamânımıza
kadar böyle olgun evliyâ,
Ayak basmış
değildir hattâ Anadolu’ya.
Bunun gibi
bir zâtı, dâvetçi göndererek,
Ve hattâ
çok kıymetli hediyeler vererek,
Getirebilseydiniz buraya Buhârâ'dan,
Olurdu
sizin için ebedî şeref ve şân.
Yapmadığınız hâlde siz böyle bir şey fakat,
İlâhî
irâdeyle buraya geldi bu zât.
Hem böyle
bir seyyide kızınızı vermekle,
Akrabâlık
kurdunuz "Resûl-i ekrem" ile.
Yine arz
edeyim ki şunu dahî bendeniz:
Bir hadîsi
şerîfte Peygamber Efendimiz,
Buyurdu: (Ümmetimin
âlimleri, hep bir bir,
Benî
İsrâildeki Peygamberler gibidir.)
Sizin
dâmâdınız da, hadîste bildirilen,
Kimselerden
olduğu, bellidir her hâlinden.
Hem de
Resûlullahtan fışkıran feyiz ve nûr,
Sizin
diyârınızda bu zâtta etti zuhûr.
Şunu da
zâtınıza edeyim ki şöyle arz:
Eğer zarar
gelseydi kılına onun biraz,
Değil
gönderdiğiniz o kırk adet sipâhî,
Mahv olurdu
bilcümle ordularınız dahî.
Bu, böyle
biline ki, hiç şek ve şüphe yoktur.
Fermân,
Sultânımıza âittir, arz olunur.)
|