ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - EMÎR SULTÂN (Rahmetullahi Aleyh)

BİR KERÂMETİ

 

Süleymân Şâh devrinde, Penç kalesi, bir zaman,

Alınmak istenmişti mü’minler tarafından.

 

Muhâsara ânında, "Yirmi" kadar mücâhit,

Azık getirmek için gittikleri bir vakit,

 

Önlerine, âniden çıktı düşman askeri.

Hem de "Yediyüz" kadar var idi adetleri.

 

Gâzilerin sayısı az olduğundan böyle,

Esîr aldı onları kâfirler tamâmiyle.

 

Ve oradan, on günlük mesâfede bulunan,

Bir kaleye, onları hapsettiler sonradan.

 

Gündüz çalıştırdılar kalenin hâricinde.

Zincire vururlardı, gece, kale içinde.

 

Onların içlerinde "Ahmet" isminde bir zât,

Vardı ki, o günleri anlatır şöyle bizzât:

 

Altı arkadaşımla, beni bir gün kâfirler,

Bir papazın yanına, hizmet için verdiler.

 

Papaz bize derdi ki. (Siz, bizim dînimize,

Girerseniz, eziyet yapılmaz aslâ size.

 

Hattâ evlendiririz burada hepinizi.

Ve pek çok para verip, zengin ederiz sizi.)

 

Onun bu teklîfine, biz edince îtirâz,

Bir daha bu teklîfi etmedi bize papaz.

 

"Yortu günü" gelmişti bir de bu kâfirlerin.

Hepsi içki içtiler papaz ve râhiplerin.

 

Ben ise, zincirlere bağlı bir vaziyette,

Mahbûs ve yatıyordum hücrede o sâatte.

 

O gece yarısında, uyuyup rüyâ gördüm.

Emîr Sultân geliyor!” diye bir nidâ duydum.

 

Sesin geldiği yere dönüp baktım o sâat.

Gördüm yeşil cübbeli, nûrânî yüzlü bir zât.

 

Benim yanıma gelip, çözdü o zincirleri.

Dedi ki: (Kalkın çabuk ve terk edin bu yeri!)

 

O esnâda uyanıp, gördüm ki hakîkaten,

O kalın zincirlerden kurtulmuşum tamâmen.

 

Sevinip şükrederek, çıktım hemen dışarı.

Ve gidip uyandırdım diğer arkadaşları.

 

Hepsinin zincirini çözerek o arada,

Gördüğüm o rüyâyı, anlattım onlara da.

 

Onlar da çok sevinip, terk eyledik o yeri.

Baktık ki, papazların sarhoş olmuş herbiri.

 

Kılıçları, duvarda asılı duruyordu.

Nöbetçiler de sızmış, hepsi de uyuyordu.

 

O kılıçları alıp, çıktık hapishâneden.

Ve deniz kıyısına, âcilen vardık hemen.

 

Baktık, bizi bekliyor o kıyıda bir sandal.

Ona binip, acele açıldık yola derhâl.

 

Evimize, sağ sâlim ulaştık en nihâyet.

Ve Bursa’da, kabrini, gidip ettik ziyâret.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan