ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - EMÎR SULTÂN (Rahmetullahi Aleyh)

DUÂSI MAKBÛLDÜ

 

Hazreti "Emîr Sultân", Buhârâ’da bir kere,

Sohbet ediyorlardı kıymetli pederiyle.

 

O sırada, bir kişi geldi ki yanlarına,

Perîşân hâli vardı, acıdılar çok ona.

 

O dedi: (Buhârâ’da var idi ki bir bahçem,

Onun mahsûlü ile oluyordu geçinmem.

 

Bir fırtına oldu ki geçen gün Buhârâ'da,

Ağaç ve sebzelerim kurudu bu arada.

 

Âile efrâdım da, bir hayli kalabalık.

Bu hâlde geçinmemiz, çok müşkil oldu artık.

 

Ey Resûlün evlâdı, eyle bana inâyet.

Ferahlığımız için, bu fakîre duâ et.)

 

O an "Emîr Sultân"ın babası Seyyid Alî.

Dinleyip çok üzüldü, içi yandı bir hayli.

 

Dedi ki: (Rızıklara kefîldir cenâb-ı Hak.

Seni de, bu belâdan halâs eder muhakkak.)

 

Buna, "Emîr Sultân" da üzülmüştü iyice.

O zâtın bahçesine gizlice gitti gece.

 

Ağlıyarak, Rabbine eyledi şöyle niyâz:

(Yâ Rabbî, bu kulunu bu dertten eyle halâs.

 

Bu zâtın bahçesinde ne kadar varsa nebât,

Ver onlara yeniden bir canlılık ve hayât.)

 

Onun bu hâlisâne duâsı kabûl oldu.

Ağaçları canlanıp, dalları meyve doldu.

 

Ertesi gün o kişi, gelince bahçesine,

Gördü ki, hayât gelmiş ağaçların hepsine.

 

Herbiri meyve ile dolmuş hem de begâyet.

Bu vaziyeti görüp, şaşırdı, etti hayret.

 

Sevinip, ağaçlara bakarak biraz daha,

Ellerini kaldırıp, niyâz etti Allaha.

 

Dedi: (Ey rızıklara kefîl olan Allahım!

Bu bostanın hâlini, ben âciz anlamadım.

 

Dünkü gün, ölü iken ağaç ve nebâtlar hep,

Bu gün hepsi canlanmış, hikmeti nedir acep?

 

Yoksa "Hızır" mı geldi bu gece bu bahçeye?

Bildir bu hakîkati bu garip bîçâreye.)

 

O, böyle duâ edip, düşünürdü ki, o an,

Bahçenin bir ucunda göründü "Emîr Sultân".

 

Onu görüp anladı, bu işin hikmetini.

Bildi "Emîr Sultân"ın büyük kerâmetini.

 

Onun bereketiyle olduğunu bu işin,

Anlayıp, koştu ona, elini öpmek için.

 

Ve lâkin birkaç adım gidince o tarafa,

Gözlerinin önünde, o kayboldu bu defâ.

 

Bu kerâmeti dahî görür görmez o kişi,

Daha yakîn olarak idrâk etti bu işi.

 

Bildi ki, "Emîr Sultân" bir evliyâ mutlaka.

Bahçenin bu hâlini, anlattı gidip halka.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan