ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - EMÎR SULTÂN (Rahmetullahi Aleyh)

EVLÂD-I RESÛLDENDİR

 

Muhammed bin Alî”dir asıl ismi bu zâtın.

Kerîm evlâdındandır Server-i kâinâtın.

 

Zâhirî ilimlerin hepsine oldu vâkıf.

Mânevî ilimde de, oldu bir mutasavvıf.

 

Binüçyüz altmışsekiz yılında doğan bu zât,

Ve bindörtyüz otuzda, "Bursa"da etti vefât.

 

"Buhârâ"da doğdu ve orada gördü tahsîl.

Mekke ve Medînede ilmini etti tekmîl.

 

Seyyid” olup, Buhârâ şehrinde doğduğundan,

Emîr Buhârî” diye bahsedilir hep ondan.

 

Seyyid Alî” isminde bir zâttı pederi de.

Herkese yardımıyle meşhurdu o devirde.

 

Kur’ân okumak ile geçerdi vakitleri.

İnsanlara hizmette, gitmişti pek ileri.

 

Küçük kulübesinde, hanımı ile bu zât,

Yaşarlardı ikisi, mütevâzı bir hayât.

 

Her gün ormana gidip, keserek odunları,

Taşıyıp, fakîrlere dağıtırdı onları.

 

Getirdi bir gün yine, ormandan bir yük odun.

Terleri, sakalından yerlere aktı onun.

 

Hediye etmek için onları hâlisâne,

Köyün fakîrlerini dolaştı hâne hâne.

 

Sırtında küfesiyle gezdi de akşama dek.

Lâkin alan olmadı, onlardan hem de bir tek.

 

Derlerdi: (Odunumuz var bizim bu gecelik.

Daha fakîr olana, bu işte ver öncelik.)

 

Odunları verecek bulamayınca kimse,

Duygulandırdı onu o günkü bu hâdise.

 

Yorgunluktan oturdu, bir ağacın altına.

Ve şöyle düşünerek şükretti Allahına:

 

“Bollukla yaşatırsın bizi sen ey Rabbimiz!

Sayısız, sonsuz defâ hamd ederiz sana biz.”

 

O böyle düşünürken, hanımı da bu kere,

Bir sepet hurma ile, geldi ve koydu yere.

 

Dedi ki: (Talebeniz verdi bu hurmaları.)

O dedi: (Sen ne için kabûl ettin bunları?

 

Hurma var evimizde, sen şimdi bunları al.

Köyün fakîrlerine götür de dağıt derhâl.)

 

Aldı o da eline, o bir sepet hurmayı.

Dolaştı o gün ev ev, fakîr ve fukarâyı.

 

Lâkin dolaştıysa da o köyü hâne hâne,

Kabûl eden olmadı onlardan tek bir tâne.

 

O ara, "Seyyid Alî", ellerini açarak,

Şöyle duâ ederdi Rabbine yalvararak:

 

(Yâ Rabbî, kereminden bir oğul ver ki bana,

Hizmet etsin bir ömür, hep senin kullarına.)

 

Rabbimiz, kendisine bir oğul etti ihsân,

O çocuk büyüdükte, oldu bir “Emîr Sultân”.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan