ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

25 - AKŞEMSEDDÎN (Rahmetullahi Aleyh)

O KABİR ŞURASIDIR

 

Fâtih Sultân Mehmed Hân, fetihten sonra bir gün,

Ziyâretine gitti bu “İslâm büyüğü”nün

 

O sohbet esnâsında, arz etti ki: (Ey hocam!

Sahâbe-i kirâmın büyüklerinden olan,

 

Ve mihmandâr-ı Resûl, "Ebâ Eyyüb Ensârî",

İstanbul surlarına yakınmış nûrlu kabri.

 

Târih kitaplarında okumuştum bunu ben.

Yerinin tesbîtini istiyorum husûsen.)

 

Buyurdu: (Şu karşıki tepenin eteğinde,

Devâmlı nûr görürüm, olmalı o mevkîde.)

 

Ve hemen pâdişâhla, büyük "Velî" kalktılar.

O nûr inen bölgeye, berâberce vardılar.

 

O yerde büyükçe bir "Çınar ağacı" vardı.

Akşemseddîn, çınardan iki tek dal kopardı.

 

Dikti kendi eliyle, bir yere birisini.

Az ilerisine de, dikti ötekisini.

 

Buyurdu: (Bu iki dal arasındaki mahâl,

Mihmandâr-ı Resûlün kabridir bir ihtimâl.)

 

Daha sonra ayrılıp, gittiler yerlerine.

Ertesi gün, oraya geleceklerdi yine.

 

Pâdişâh, bu tesbîte inanmış idi gerçi.

Lâkin istiyordu ki, tam râhat etsin içi.

 

Silâhtar ağasına emretti ki: (Gidiniz!

O dalların yerini, gece değiştiriniz.)

 

(Baş üstüne!) diyerek, gece gitti o yere.

Dalları, yirmi adım çekiverdi güneye.

 

Ertesi gün, pâdişâh ve yanında hocası,

Geldiler o mahale, hem silâhtar ağası.

 

Ve lâkin gelir gelmez oraya büyük "Velî”,

Buyurdu ki: (Değişmiş dalların dünki yeri.

 

Yirmi adım öteye dikmiştik dalları dün.

Bura değil, oradır mezârı o büyüğün.)

 

Pâdişâh arz etti ki: (İnanıyorum, evet.

Ve lâkin istiyorum bir tek daha alâmet.)

 

Buyurdu ki: (Bu yeri kazınca iki arşın,

Mübârek mezâr taşı, çıkacaktır o zâtın.)

 

Emir verdi pâdişâh, kazdılar hemen o gün.

Göründü mezâr taşı "Mihmandâr-ı Resûl"ün.

 

Hem dahî üzerinde bir yazı duruyordu.

(Bu yer, Hâlid bin Zeyd’in kabridir) yazıyordu.

 

Bunu dahî görünce Fâtih Sultân Mehmed Hân,

Hayretinden, vücûdu titredi kısa bir an.

 

Dedi ki: (Sevinmiştim İstanbul’un fethine,

Lâkin ondan daha çok sevinç var bende yine.

 

O da, benim devrimde, böyle keşif sâhibi,

Bir velî olmasıdır çok şükür hocam gibi.)

 

Öyle çok sevindi ve memnun oldu ki buna,

Kabr-i şerîf üstüne, bir türbe etti binâ.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan