ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

25 - AKŞEMSEDDÎN (Rahmetullahi Aleyh)

SANA SULTÂNLIK YAKIŞIR

 

Feth-i mübîn’den sonra, Fâtih Sultân Mehmed Hân,

Ziyârete gitmişti, hocasını bir zaman.

 

O sohbet esnâsında, dedi ki hocasına:

(Fethettik İstanbul’u, büyük yardımınızla.

 

Şu anda, sizden artık şudur ki bir tek ricâm:

Beni, talebeliğe kabûl edin ey hocam!)

 

Akşemseddîn, cevâben buyurdu ki: (Ey sultân!

Eğer sen, bu “mânevî lezzeti” tatmış olsan,

 

Bu devlet işlerini aksatırsın elbette.

İslâma hizmet” işi yapılmaz bu devlette.

 

Halkın, huzûr içinde yaşamaları için,

Bu devletin başında kalmanız lâzım sizin.

 

Ve yine şu husûsu arz edeyim ki, artık,

Yürümez bir arada dervişlikle sultânlık.

 

Seni talebeliğe kabûl edersem şu an,

Halkımızın durumu, olabilir perîşân.)

 

Bu kabil özürlerle, reddetti teklîfini.

Pâdişâh da dinleyip, mâkul gördü hepsini.

 

Bir gün "Akşemseddîn"e, biri, ikrâm olarak,

Evde pilâv pişirip, göndermişti bir tabak.

 

Lâkin el uzatmadı yemeğe Akşemseddîn.

Ev halkı dediler ki: (Buyurun, haydi yiyin!)

 

Buyurdu ki: (Bu pilâv, değildir bize nasîb.

Başkasının rızkını, yemek olmaz münâsib.)

 

O sırada bir fakîr, geldi kapılarına.

Dedi ki: (Allah için yiyecek verin bana.)

 

Hazreti Akşemseddîn, buldukça zaman, fırsat,

Gençlik senelerinde, ediyordu seyâhat.

 

Nerede akşam olsa, yatardı o mahalde.

Göynük”e düşmüş idi yolu bir seyâhatte.

 

O beldede, “Göl özü” diye bir yer vardı ki,

Çimenlik, su kenarı, Cennet gibiydi sanki.

 

Orada, bir geceyi geçirdi ibâdetle.

Gönlü, bu güzel yere meyl etmişti gâyetle.

 

Ayrılıp, “Otuz sene” geçmişti ki aradan,

Göynük’e yerleşmeye gelmiş idi tekrardan.

 

O günlerde, yanına gelerek zengin biri,

Hediye etti ona, beğendiği o yeri.

 

Tebessüm etti biraz, o zaman "Akşemseddîn".

Ne için güldüğünü suâl etti o zengin.

 

Buyurdu ki: (Otuz yıl önce ben, bu beldeye,

Gelmiş ve gönlüm o gün, meyl etmişti bu yere.

 

Gönlümdeki o arzu, geçse de tam otuz yıl,

Yine de gerçekleşti, gülerim buna asıl.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan