|
25
- AKŞEMSEDDÎN
(Rahmetullahi Aleyh)
NİÇİN SEVİNİYORMUŞ?
Gelince
"Sultân Mehmed" İstanbul’un fethine,
Sordu
fethin vaktini, önce "Akşemseddîn"e.
O dahî
buyurdu ki: (Mayıs yirmidokuzu,
Olunca,
şu mahalden başlatın taarruzu.)
Hakîkaten
aynı gün, vakit tam ikindiye,
Gelince,
gerçekleşti feth-i Kostantiniyye.
Fâtih
Sultân Mehmed Hân, fetihten sonra bir gün,
Gitti
ziyâretine bu “İslâm büyüğü”nün.
Hocası
olurdu ki bu "Velî” onun, fakat,
Girince,
kendisine hiç etmedi iltifât.
Hâlbuki
İstanbul’un fethinden daha önce,
Hep ayağa
kalkardı pâdişâhı görünce.
Genç
pâdişâh, bu hâlden üzüntü duydu fakat.
Düşündü:
“Niçin bana etmedi hiç iltifât?
Demek ki,
ona karşı ettim bir hatâ, kusûr."
O gün bunu
düşünüp, oldu gâyet bî-huzûr.
Sonra,
sevdiklerinden birine anlatarak,
Dedi: (Bunun
hikmeti nedir ki, ettim merak.)
O da, "Akşemseddîn"e
arz edip vaziyeti,
Ondan suâl
etti ki: (Nedir bunun hikmeti?)
O dahî
buyurdu ki: (Bu gün, elhamdülillah!
Ona, feth-i
mübîn’i müyesser kıldı Allah.
Eski
pâdişâhlara olmıyan işbu devlet,
Ona nasîb
olmuştur, bu, çok büyük bir nîmet.
İşte bu
sebep ile, kendisinde muhtemel,
Olacak bir
"Gurûr”a, böylece oldum engel.
Onu terbiye
için yaptım bu hareketi.
İlgi
göstermememin budur asıl hikmeti.)
O Cihân
Sultânı'na ulaşınca bu haber,
Sevinç
alâmetleri zâhir oldu bu sefer.
Öyle çok
sevindi ki ve hattâ genç hükümdâr,
Öyle
sevinmemişti bir şeye hiç bu kadar.
Dedi ki: (Beni
böyle sevinçli görünce siz,
Fethe
sevindiğimi sakın zannetmeyiniz.
Lâkin
asıl sebebi şudur ki sevincimin,
Bizim
zamânımızda gelmiştir Akşemseddîn.)
Genç cihân
pâdişâhı, fetihten sonra yine,
Gitmişti
hocasının bir gün ziyâretine.
Dedi ki:
(Fetih günü, zâtınıza gelmiştim.
"Bir duâ
öğretin de, okuyayım” demiştim.
Siz de, “Yâ
Fakîh Ahmed de” buyurmuş idiniz.
Kimdir bu
Fakîh Ahmed, niçin böyle dediniz?)
Buyurdu ki:
(O kişi evliyâdan biriydi.
Zafer
için, onun da himmeti gerekliydi.
Böyle
büyük bir işte, muvaffak olmak için,
Mânevî
yardımı da lâzımdı o kişinin.)
Hâlbuki "Fakîh
Ahmed" dediği, kendisiydi.
Şöhretten
kaçmak için, böyle söylemiş idi.
|