ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

25 - AKŞEMSEDDÎN (Rahmetullahi Aleyh)

NİÇİN SEVİNİYORMUŞ?

 

Gelince "Sultân Mehmed" İstanbul’un fethine,

Sordu fethin vaktini, önce "Akşemseddîn"e.

 

O dahî buyurdu ki: (Mayıs yirmidokuzu,

Olunca, şu mahalden başlatın taarruzu.)

 

Hakîkaten aynı gün, vakit tam ikindiye,

Gelince, gerçekleşti feth-i Kostantiniyye.

 

Fâtih Sultân Mehmed Hân, fetihten sonra bir gün,

Gitti ziyâretine bu “İslâm büyüğü”nün.

 

Hocası olurdu ki bu "Velî” onun, fakat,

Girince, kendisine hiç etmedi iltifât.

 

Hâlbuki İstanbul’un fethinden daha önce,

Hep ayağa kalkardı pâdişâhı görünce.

 

Genç pâdişâh, bu hâlden üzüntü duydu fakat.

Düşündü: “Niçin bana etmedi hiç iltifât?

 

Demek ki, ona karşı ettim bir hatâ, kusûr."

O gün bunu düşünüp, oldu gâyet bî-huzûr.

 

Sonra, sevdiklerinden birine anlatarak,

Dedi: (Bunun hikmeti nedir ki, ettim merak.)

 

O da, "Akşemseddîn"e arz edip vaziyeti,

Ondan suâl etti ki: (Nedir bunun hikmeti?)

 

O dahî buyurdu ki: (Bu gün, elhamdülillah!

Ona, feth-i mübîn’i müyesser kıldı Allah.

 

Eski pâdişâhlara olmıyan işbu devlet,

Ona nasîb olmuştur, bu, çok büyük bir nîmet.

 

İşte bu sebep ile, kendisinde muhtemel,

Olacak bir "Gurûr”a, böylece oldum engel.

 

Onu terbiye için yaptım bu hareketi.

İlgi göstermememin budur asıl hikmeti.)

 

O Cihân Sultânı'na ulaşınca bu haber,

Sevinç alâmetleri zâhir oldu bu sefer.

 

Öyle çok sevindi ki ve hattâ genç hükümdâr,

Öyle sevinmemişti bir şeye hiç bu kadar.

 

Dedi ki: (Beni böyle sevinçli görünce siz,

Fethe sevindiğimi sakın zannetmeyiniz.

 

Lâkin asıl sebebi şudur ki sevincimin,

Bizim zamânımızda gelmiştir Akşemseddîn.)

 

Genç cihân pâdişâhı, fetihten sonra yine,

Gitmişti hocasının bir gün ziyâretine.

 

Dedi ki: (Fetih günü, zâtınıza gelmiştim.

"Bir duâ öğretin de, okuyayım” demiştim.

 

Siz de, “Yâ Fakîh Ahmed de” buyurmuş idiniz.

Kimdir bu Fakîh Ahmed, niçin böyle dediniz?)

 

Buyurdu ki: (O kişi evliyâdan biriydi.

Zafer için, onun da himmeti gerekliydi.

 

Böyle büyük bir işte, muvaffak olmak için,

Mânevî yardımı da lâzımdı o kişinin.)

 

Hâlbuki "Fakîh Ahmed" dediği, kendisiydi.

Şöhretten kaçmak için, böyle söylemiş idi.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan