|
25
- AKŞEMSEDDÎN
(Rahmetullahi Aleyh)
GEMİLER KARADAN YÜRÜDÜ
Yıl
bindörtyüz elliüç, mevsim bahar, ay nisan.
Geldi
Bizans önüne, genç pâdişâh "Mehmed Hân".
İstanbul
önlerinde kurdu karargâhını.
Ümit ve
iştiyâkla sürüyordu atını.
Muhteşem
ordusuyla bu fethe çıktığında,
“Âlimler
ordusu” da yer almıştı yanında.
Hocası “Akşemseddîn”
ve “Molla Gürânî”ler.
“Molla
Fenârî” gibi en mûtenâ âlimler.
Talebeleri
ile gelirlerdi bu fethe.
Cesâret
verirlerdi Fâtih Sultân Mehmed’e.
Töremiz
mûcibince, genç pâdişâh, evvelâ,
İslâmı
teblîğ etti harpten önce küffâra.
Ve lâkin
red cevâbı alınca kâfirlerden,
Şehri
muhâsaraya başladı sonra hemen.
Daha sonra
pâdişâh, paşalardan birini,
Hocasına
gönderip, yaptı şu tembîhini.
Dedi: (Sor
ki hocama, bizim midir bu zafer?
Bu düşmana
karşı biz, olur muyuz muzaffer?)
Hocası
Akşemseddîn, buyurdu ki: (Bu denli,
Ümmet-i
Muhammed’den er, kumandân ve velî,
Bir
kâfir kal'asına olur da müteveccîh,
Hak
teâlâ, müyesser etmez mi bize fetih?)
Bu cevâbı,
sultâna ulaştırdılar, fakat,
Bununla
yetinmeyip, istedi tam sarâhat.
Paşayı,
hocasına gönderdi yine hemen.
Dedi: (Fethin
vaktini bildirsin bana lütfen.)
O zaman "Akşemseddîn"
daldı murâkabaya.
Kırık
kalple yalvardı, Allahü teâlâya.
O hâliyle,
bir miktâr tefekkürde kalarak,
Sonra,
murâkabadan başını kaldırarak,
Buyurdu ki:
(Gelince, Mayıs yirmidokuza,
Geçilsin
seher vakti, şu yerden taarruza.
Allahın
yardımıyla fetholur Bizans o gün.
Ve ezân
sesleriyle, şehir dolar topyekün.)
"Feth"in
târihini de öğrenince genç sultân,
Hücûm
hazırlığına devâm etti durmadan.
Ve lâkin
Bizanslılar "Zincir" çekip Haliç’e,
Mâni'a
koymuşlardı araya kuvvetlice.
Genç
pâdişâh öğrenip, Haliç'in bu hâlini,
Bunun dahî,
bir anda bulmuştu çâresini.
Gemileri,
karadan, kızaklarda bir gece,
Kaydırarak
yürütüp, indirmişti Haliç’e.
Başarılması
ile bu fevkalâde işin,
Bir mâni
kalmamıştı “Hücûma geçmek” için.
Bir buçuk
aydan beri kuşatma sürüyordu.
"Mayıs
yirmiyedi"yi târih gösteriyordu.
O gece,
bütün ordu el açıp etti duâ.
Bu “Feth-i
mübîn” için yalvardılar Allaha.
Pâdişâh,
çadırında, kendi de bizzât yine,
Gözyaşları
dökerek duâ eti Rabbine
|