|
25
- AKŞEMSEDDÎN
(Rahmetullahi Aleyh)
ONU SEN GÖREMEZSİN
Osmânlı
pâdişâhı sultân İkinci Murâd,
“Hacı
Bayrâm Velî”ye ederdi çok iltifât.
Ve devlet
işlerinden fırsat buldukça yine,
Giderdi bu
"Velî"nin sık sık ziyâretine.
Yine bir
defâsında ziyârete gitmişti.
“Şehzâde
Mehmed”i de yanında getirmişti.
Feyz-ü
bereketinden bereketlensin diye,
Onu, dört
yaşındayken götürdü o "Velî"ye.
Her islâm
pâdişâhı gibi Sultân Murâd Hân,
“İstanbul’u
fethetmek” arzusundaydı her an.
O sohbet
esnâsında, arz etti ki: (Efendim!
İstanbul’u
fethetmek, tek emelimdir benim.
Bu diyârı,
islâmın nûruyla aydınlatmak,
Çan sesleri
yerine, ezân sesleri duymak,
Benim için,
en büyük bir ideal ve gâye.
Bize nasîb
olur mu feth-i Kostantiniyye?)
Hacı
Bayrâm-ı Velî buyurdu: (Ey pâdişâh!
Ömr-ü
devletinizi pâyidâr etsin Allah.
Ve
mübârek eylesin bu hâlis niyetini.
Sen ve
ben, göremeyiz İstanbul’un fethini.)
Bir köşede
oynıyan “Şehzâde Mehmed” ile,
“Molla
Akşemseddîn” i göstererek eliyle,
Dedi ki: (İstanbul’un
fethi olur müyesser.
Onu, şu
çocuk ile, bizim köse görürler.)
Sultân
Murâd, söyleyip o gün "Akşemseddîn"e,
İlk hoca
yaptı onu "Şehzâde Mehmed"ine.
Ve o devrin
en meşhur ulemâsı, velîsi,
Şehzâde
Mehmed için ders verdiler husûsî.
Târih ve
coğrafyaya gösterdi özel gayret.
Geçmiş
hükümdârlardan aldı çok ders ve ibret.
Hem
kudretli askerdi, hem kültürlü bir insan.
“Ondokuz”
yaşındaydı tahta çıktığı zaman.
Gönlünde
tek şey vardı bu büyük pâdişâhın.
"İstanbul’u
almak"tı yardımıyla Allahın.
Hep bunu
düşünürdü gece gündüz ve her an.
Bunun
hesaplarını yapıyordu durmadan.
Elinde
kağıt kâlem ve Bizans haritası.
Çağırdı
vezîrini, bir gün gece yarısı.
“Çandarlı
Halîl Paşa”, vezîrdi o zamanlar,
Gün görmüş
bir kişiydi tecrübeli ihtiyâr.
Gece vakti,
alınca sultânın bu emrini,
İlk anda
anlamadı sebep ve hikmetini.
Huzûra
gider iken, düşündü ki şunu hep:
“Ne kusûr
ve kabâhat işledim ki ben acep?”
Yaşlı
vezîr, korkuyla huzûra girdiğinde,
Gördü ki
genç pâdişâh, kağıt kâlem elinde.
Buyurdu:
(Çağırdım ki gece seni ansızın,
Müşâvere
edelim, fethi için Bizans’ın.)
|