|
25
- AKŞEMSEDDÎN
(Rahmetullahi Aleyh)
ZİNCİR İLE ÇEKİLDİ
“Hacı
Bayrâm Velî”yi tavsiye edince halk,
Onun kim
olduğunu eyledi hayli merak.
Ankara
beldesine yollandı o sâatta.
Lâkin
aradığını bulamadı o zâtta.
Fakat o,
aldanmıştı görünüşe bakarak.
Başka “Rehber”
aradı, oradan ayrılarak.
“Halep’te
bir evliyâ var" diye duydu o an.
O zâtı
görmek için, Halep’e oldu revân.
Ve lâkin o
velîyi görmeden bir gün önce,
Halep’te, "Akşemseddîn"
rüyâ gördü bir gece.
Baktı,
nûrdan bir "Zincir” geçirilmiş boynuna.
Zorla, "Hacı
Bayrâm"ın çekiliyor yanına.
Zincirin
ucu dahî, elindeydi o zâtın.
Çekilip
bırakıldı eşiğine dergâhın.
"Akşemseddîn"
görünce bu mânâlı rüyâyı,
Anladı
Ankara’da yaptığı o hatâyı.
“Hacı
Bayrâm Velî”nin aşkı ile yanarak,
Geldi onu
görmeye, Halep’ten ayrılarak.
O zaman "Hacı
Bayrâm", cümle talebesiyle,
Tarlaya
gitmiş idi çalışmak gâyesiyle.
Öğrenip, o
da hemen tarlaya gitti, fakat,
O "Velî",
kendisine etmedi hiç iltifât.
O hiç
göstermeyince bir ilgi kendisine,
Talebeleri
dahî, bakmadılar yüzüne.
Lâkin o,
çalışmaya başladı onlar gibi.
Yine de o "Velî"den
göremedi bir ilgi.
Az sonra,
yemek vakti geldi ise de, fakat,
Onu,
sofrasına da almadı o "Velî" zât.
Taksîm etti
yemeği mevcut talebelere.
Arta kalanı
ise, gönderdi köpeklere.
Onlar yemek
yemeye başlamışlardı artık,
O ise, bir
kenarda kalmıştı, kalbi kırık.
Hatâsını
çok iyi anlıyan "Akşemseddîn",
O an kendi
kendine söylendi ki: (Ey nefsim!
Gerçi bu
gün, bir miktâr gördünse de hakâret,
Yine "bu
kapı"dadır senin için seâdet.
Sen ki
beğenmemiştin Hakk’ın bu "Velî"sini,
İşte cezâ
olarak böyle yaparlar seni.
Ey nefsim,
hiç kendini müdâfâ etme sakın.
Sen artık
köpeklerle yemeye müstehaksın.)
Köpeklerin
kabına uzanmıştı ki eli,
Şefkatle
baktı ona "Hacı Bayrâm-ı Velî".
Buyurdu ki:
(Ey köse, tez girdin kalbimize.
Gel,
yanıma otur da, şeref ver haydi bize.)
Gelince,
ona bakıp buyurdu: (Bir misâfir,
Zincir
ile gelirse, böyle kabul edilir.)
Sonra ona
etti ki bir tasarruf ve himmet,
Başkaları
dururken, ona verdi icâzet.
|