ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - MEVLÂN CELÂLEDDÎN-İ RÛMΠ (Kuddise Sirruh)

NİÇİN ÇOK SEVİYORSUN ?

 

Mevlânâ” zamanında vardı ki genç birisi,

Hazreti Mevlânâ’ya pek çok idi sevgisi.

 

Herkesi “Bu Velî”ye götürmek istiyordu.

Bu iş için husûsî gayret sarfediyordu.

 

Bu gence dediler ki: (Bu hâlin nedir senin?

Nereden gelmektedir ona bu fazla sevgin?)

 

Dedi: Hacca giderken ben bir grup halk ile,

Öğleyin bir sahrâda mola verdi kâfile.

 

Ben biraz uyumuşum, uyanınca sonradan,

Baktım, beni unutup kâfile gitmiş ordan.

 

Yapayalnız kalmıştım ben o ıssız sahrâda.

Ve ne yapacağımı şaşırdım o arada.

 

Zîrâ yol bilmiyordum, ne yöne gidecektim?

Rabbime sığınarak şöyle duâ eyledim:

 

(Sevdiğin bir kulunu yâ Rabbî gönder bana,

Ki, beni ulaştırsın kâfilemin yanına.)

 

Bir de baktım “Bir çadır” görünüyor ilerde.

Gittim ki “Helva” yapar bir kimse de içerde.

 

Selâm verip, derdimi anlatınca ben ona,

Dedi ki: (Hiç üzülme,şimdi gelir Mevlânâ.)

 

Hakîkaten az sonra, baktım bir zât-ı şerîf,

Sahrâ ortasındaki çadıra etti teşrîf.

 

O helvadan yedi ve ikrâm etti  bana da.

Ben de yiyip, derdimi anlattım o arada.

 

Buyurdu ki: (Üzülme, kapat aç gözlerini.

Bi-iznillah bulursun kâfilenin yerini.)

 

“Peki” deyip, gözümü kapayıp açtım hemen.

O anda kâfileme yetiştim hakîkaten.

 

Mevlânâ”yı çok seven var idi ki bir tüccar,

İş için, İstanbula gitmeye verdi karar.

 

Hazret-i Mevlânâ’nın gelerek huzûruna,

Dedi ki: (Bu hususta emriniz var mı bana?)

 

Buyurdu ki: (Orada, falanca câmiye git.

Bakınca, göreceksin orada genç bir âbid.

 

Bizim tarafımızdan selâm söyle o gence.)

Tüccar “Peki” diyerek, yola çıktı hemence.

 

İşlerini bitirip, hemen câmiye vardı.

Hakîkaten orada böyle bir “Âbid” vardı.

 

O âbide dedi ki: (Konya’dan geliyorum.

Ve size, Mevlânâ’dan selâm getiriyorum.)

 

Tüccar bunu âbide söylediği esnâda,

Baktı, onun yanında oturur “Mevlânâ” da.

 

Hayretten yere düşüp, baygın kaldı bir miktâr.

Ayılınca gördü ki, sâdece o “Âbid” var.

 

Âbid dedi: (Efendim, siz varınca Konya’ya,

Benden selâm söyleyin hazret-i Mevlânâ’ya.)

 

Tüccar gelip arz etti: (Avdet ettim şu vakit.

Size selâm söyledi câmideki genç âbid.)

 

Lâkin o, o selâmı söylerken o arada,

Baktı ki, o “Âbid” de oturuyor orada.

 

Ve yine hayretinden bayılıp düştü tekrar.

Ayılınca gördü ki, sâdece “Mevlânâ” var.

 

Buyurdu ki: (Evlâdım, hayâtta oldukça ben,

Gördüğünü, kimseye hiç söyleme katiyyen.)

 

Tüccar, o günden sonra, mevcut varsa her nesi,

Dağıtıp, Mevlânâ’nın oldu bir talebesi.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan