|
24
- MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ
RÛMÎ
(Kuddise Sirruh)
MELEKLER AĞLIYORDU
"Mevlânâ"
hazretleri, edince Hakk'a vuslat,
Namâzını,
üstâdı kıldırdı halka bizzât.
"Sadreddîn-i
Konevî", vasiyyet gereğince,
Namâz
kıldırmak için, ön tarafa geçince,
Hıçkırarak
ağlayıp, kendinden geçti bir an.
Bu hâlin
sebebini olmadı hiç anlıyan.
Kendine
geldiğinde, kıldırdı namâzını.
Sordular
sonra ona niçin ağladığını.
Buyurdu:
(Namâz için geçtiğimde ileri,
Gördüm, saf
saf dizilmiş binlerce "Melekler"i.
"Peygamber
Efendimiz" imâm olmuş onlara,
Cenâze
namâzını kılarlardı o ara.)
İnsanlar,
bunu ondan duyup çok ağladılar.
Onun
büyüklüğünü, daha çok anladılar.
"Celâleddîn-i
Rûmî", âlim ve velî idi.
Herkese şâmil
olan bir “Şefkat” sâhibiydi.
Müslim ve
gayri müslim, aslâ ayırt etmeden,
Herkesin
yardımına koşardı merhameten.
Onda, “İnsan
sevgisi” çıkmıştı zirvesine.
Acır, şefkat
ederdi mahlûkâtın hepsine.
Mevlânâ
hazretleri buyurur: (Ey müslümân!
Sünnet-i
seniyyeye tâbi ol, uy her zaman.
Helâl yoldan
kazanıp, helâlinden ye ve iç.
Yoksa,
ibâdetine bir sevap verilmez hiç.
İslâma uygun
olsun her amelin ve işin.
Dışın gibi,
dâimâ saf, temiz olsun için.
Dargın durma,
git barış, hemen geç harekete.
Bunda önce
davranan, önce girer Cennete.
Tenhâda
olunca da, çek günâhtan elini.
Zîrâ cenâb-ı
Allah, görüyor her an seni.
Sakın emri
altına girme kendi nefsinin.
Çünkü o, çok
kuvvetli bir "Düşmanın”dır senin.
Hem de o,
ahmaklıkta dünyâda yegânedir.
Zîrâ her bir
arzusu, kendi aleyhinedir.
Yemek, uyku
ve sözde, az ile iktifâ et.
Çünkü sana,
bu yolla erişir her seâdet.)
Yine o
buyurur ki: (Ölüm, tatlı bir şeydir.
O, "Şeb-i
Arûz" yâni, bir “Düğün gecesi”dir.
Çünkü insan
ölünce, kavuşur Mevlâ’sına.
Bundan daha
sevinçli hiçbir şey olmaz ona.
Bu yolda
ümitsizlik ve keder bulunmaz hiç.
Yeter ki dön
Allaha, senindir huzûr, sevinç.
“Günâhlarım
çok” diye, ümitsiz olma sakın.
Zîrâ affı,
gufrânı sınırsızdır Allahın.)
Bunu, "Mesnevî"de
de, terennüm etmektedir.
Herkesi,
kurtuluşa dâvet eylemektedir.
Buyuruyor ki:
(Gel, gel, her kim olursan da, gel!
Allaha şirk
koşsan da, putperest olsan da gel!
Ümitsizlik
dergâhı değildir dergâhımız.
Tövbeni,
yüzbin defâ bozmuş olsan bile gel!)
"Mevlânâ", bu
sözlerle demek istiyorlar ki:
(Gel, gel,
ümitsiz olma, kurtulursun sen dahî,
Günâhın çok
olsa da, tövbe et, affolunur.
Başka dinden
olsan da, îmân et, kabûl olur.)
"Hazreti
Mevlânâ"nın hürmetine ilâhî!
Onun
şefâatına kavuştur bizi dahî.
|