ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - MEVLÂN CELÂLEDDÎN-İ RÛMΠ (Kuddise Sirruh)

MELEKLER AĞLIYORDU

 

"Mevlânâ" hazretleri, edince Hakk'a vuslat,

Namâzını, üstâdı kıldırdı halka bizzât.

 

"Sadreddîn-i Konevî", vasiyyet gereğince,

Namâz kıldırmak için, ön tarafa geçince,

 

Hıçkırarak ağlayıp, kendinden geçti bir an.

Bu hâlin sebebini olmadı hiç anlıyan.

 

Kendine geldiğinde, kıldırdı namâzını.

Sordular sonra ona niçin ağladığını.

 

Buyurdu: (Namâz için geçtiğimde ileri,

Gördüm, saf saf dizilmiş binlerce "Melekler"i.

 

"Peygamber Efendimiz" imâm olmuş onlara,

Cenâze namâzını kılarlardı o ara.)

 

İnsanlar, bunu ondan duyup çok ağladılar.

Onun büyüklüğünü, daha çok anladılar.

 

"Celâleddîn-i Rûmî", âlim ve velî idi.

Herkese şâmil olan bir “Şefkat” sâhibiydi.

 

Müslim ve gayri müslim, aslâ ayırt etmeden,

Herkesin yardımına koşardı merhameten.

 

Onda, “İnsan sevgisi” çıkmıştı zirvesine.

Acır, şefkat ederdi mahlûkâtın hepsine.

 

Mevlânâ hazretleri buyurur: (Ey müslümân!

Sünnet-i seniyyeye tâbi ol, uy her zaman.

 

Helâl yoldan kazanıp, helâlinden ye ve iç.

Yoksa, ibâdetine bir sevap verilmez hiç.

 

İslâma uygun olsun her amelin ve işin.

Dışın gibi, dâimâ saf, temiz olsun için.

 

Dargın durma, git barış, hemen geç harekete.

Bunda önce davranan, önce girer Cennete.

 

Tenhâda olunca da, çek günâhtan elini.

Zîrâ cenâb-ı Allah, görüyor her an seni.

 

Sakın emri altına girme kendi nefsinin.

Çünkü o, çok kuvvetli bir "Düşmanın”dır senin.

 

Hem de o, ahmaklıkta dünyâda yegânedir.

Zîrâ her bir arzusu, kendi aleyhinedir.

 

Yemek, uyku ve sözde, az ile iktifâ et.

Çünkü sana, bu yolla erişir her seâdet.)

 

Yine o buyurur ki: (Ölüm, tatlı bir şeydir.

O, "Şeb-i Arûz" yâni, bir “Düğün gecesi”dir.

 

Çünkü insan ölünce, kavuşur Mevlâ’sına.

Bundan daha sevinçli hiçbir şey olmaz ona.

 

Bu yolda ümitsizlik ve keder bulunmaz hiç.

Yeter ki dön Allaha, senindir huzûr, sevinç.

 

Günâhlarım çok” diye, ümitsiz olma sakın.

Zîrâ affı, gufrânı sınırsızdır Allahın.)

 

Bunu, "Mesnevî"de de, terennüm etmektedir.

Herkesi, kurtuluşa dâvet eylemektedir.

 

Buyuruyor ki: (Gel, gel, her kim olursan da, gel!

Allaha şirk koşsan da, putperest olsan da gel!

 

Ümitsizlik dergâhı değildir dergâhımız.

Tövbeni, yüzbin defâ bozmuş olsan bile gel!)

 

"Mevlânâ", bu sözlerle demek istiyorlar ki:

(Gel, gel, ümitsiz olma, kurtulursun sen dahî,

 

Günâhın çok olsa da, tövbe et, affolunur.

Başka dinden olsan da, îmân et, kabûl olur.)

 

"Hazreti Mevlânâ"nın hürmetine ilâhî!

Onun şefâatına kavuştur bizi dahî.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan