|
24
- MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ
RÛMÎ
(Kuddise Sirruh)
TABUT PARÇALANDI
"Mevlânâ"
hazretleri vaktâ ki etti vefât,
Acı haber,
her yerde işitildi o sâat.
İnsanlar, her
taraftan demeyip uzak yakın,
Namâzını
kılmaya geldiler akın akın.
Büyük küçük,
genç ve pîr, erkenden yolu tutup,
Cenâze
namâzına geldiler gurup gurup.
Öyle bir
kalabalık oldu ki namâz vakti,
Konya, ilk
görüyordu böyle çok cemâati.
Gayri
müslimlerden de vardı çok kalabalık.
Onlar da,
cenâzeye sâhip çıktılar artık.
Onun
şiirlerini, yanık sesle okuyup,
Feryâd
ediyorlardı gayri müslim bir gurup.
Ve yerden,
başlarına toprak alıp saçarak,
Dövünüp
dururlardı, üstlerini yırtarak.
Müslümânlar,
bu hâlden çok râhatsız oldular.
Ve lâkin hiç
birine mâni olamadılar.
Nihâyet "Muînüddîn
Pervâne" çıktı öne.
Şöyle dedi
onların önde gelenlerine:
(Sizin bu
yaptığınız çılgınca hareketler,
İzdihâma yol
açtı, yapmayın, artık yeter.
Hem sonra
yaptığınız bu tür hareketleri,
Beğenmez,
tasvîb etmez Mevlânâ hazretleri.
Hem o
müslümân idi, sizin, başka dîniniz.
Böyleyken,
onun ile var mıdır bir ilginiz?
Biz
müslümânlar varken bu gün ona hizmete,
Siz, niçin
bizden fazla gelirsiniz gayrete?)
Onlar da
dediler ki: (Mevlânâ hazretleri,
İlim ve
irfâniyle aydınlattı bizleri.
Sonra o, öyle
parlak bir
"Güneş"
idi ki hem,
Onun ışığı
ile, nûrlandı cümle âlem.
O, bütün
düşkünlere yardımcı oluyordu.
Müslümân,
gayri müslim diye ayırmıyordu.)
Bu şekilde
bir cevap verince o kimseler,
Halkı, kendi
hâline bıraktılar bu sefer.
"Hazreti
Mevlânâ"nın tabutunu taşımak,
Maksadıyle,
hep birden hücûm etti cümle halk.
Bu yüzden bir
izdihâm olmuştu ki mâlesef,
Çoğu, ayak
altında kalarak oldu telef.
Hiç olmazsa
bir adım götürmek için onu,
Her insan,
bir tarafa çektiler tabutunu.
Mahşerî
kalabalık ve izdihâmdan sebep,
Tabut, eller
üstünde parçalandı nihâyet.
Yerine,
yenisini getirdiler ise de,
O dahî
parçalandı omuzlar üzerinde.
Onun dahî
yerine, bir başka getirdiler.
Böylece “Altı
defâ” tabut değiştirdiler.
Çok şükür bu
altıncı, etti artık kifâyet.
Ve tabut,
musallâya konabildi nihâyet.
|