|
24
- MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ
RÛMÎ
(Kuddise Sirruh)
SON HASTALIĞI
Bin ikiyüz
yetmişüç senesinde "Mevlânâ",
Yakalandı
nihâyet “Ölüm hastalığı"na.
Hemen
başkalarına olan kul borçlarını,
Birisiyle
gönderip, beklemedi yârını.
(Biz hediye
etmiştik) diyen oldu ise de,
Aslâ kabûl
etmeyip, ödedi hepsine de.
Buyurdu ki: (Kul
hakkı, mühimdir hakîkaten.
Çok şükür ki
kurtulduk şimdi bu tehlikeden.)
Hocası "Sadreddîn-i
Konevî" hazretleri,
Ve yanında
Konya’nın ileri gelenleri,
Hastalığını
duyup, ziyârete geldiler.
Yanında
oturarak, tesellî eylediler.
Dediler ki:
(İnşallah âfiyet bulursunuz.
Zîrâ siz, bu
zamanda âlemin rûhusunuz.)
Buyurdu: (Allah
size versin sıhhat, âfiyet.
Zîrâ bizim
işimiz, artık buldu nihâyet.
Bu dünyâ
âlemiyle kalmadı bir ilgimiz.
Allaha
kavuşmaktır, en büyük ümîdimiz.)
Daha sonra
toplayıp, cümle talebesini,
Bildirdi her
birine, en son vasiyyetini.
Buyurdu: (Ben
ölünce, “Hocamız gitti” diye,
Üzülüp,
kapılmayın sakın ümitsizliğe.
Her hangi
sıkıntıya düşerseniz siz eğer,
Beni
hâtırınıza getirin, size yeter.
Bi-iznillah
hemence, yanınızda olurum.
Size, o
sıkıntıda yardımda bulunurum.
Karada,
denizlerde, olsanız her nerede,
İmdâdınızı
duyar, yetişirim yine de.
Şimdi beni
dinleyin, açın kulağınızı.
Size,
tavsiyelerde bulunacağım bâzı.
Gizli ve
âşikâre hayâ edin Allahtan.
Büyük küçük,
sakının her harâm ve günâhtan.
Az yiyip, az
uyuyun, hem de az konuşunuz.
Her gece
namâz kılıp, gündüz oruç tutunuz.
"Câhil
kimseler" ile, olmayın dost ve ahbâb.
Onları,
kendinize eylemeyin muhâtab.
Hep "İyi
insanlar"la berâber oturunuz.
Ya hayır
söyleyiniz, veyâhut da susunuz.
Sabredin
insanların ezâ ve cefâsına.
Fâideli
olmaya uğraşın her insana.
"Türbe"
yapacaksanız siz kabrime sonradan,
Kubbesi
yüksek olup, gözüksün uzaklardan.
Zîrâ benim
türbemi, bir kimse görse bilfarz,
Beni vesîle
edip, eylese duâ, niyâz,
Ben dahî
yalvarırım olsun diye o işi.
Elbette
murâdına nâil olur o kişi).
|