|
24
- MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ
RÛMÎ
(Kuddise Sirruh)
MÜTEVÂZI OLUNUZ
Vaktiyle iki
mü’min, bir vak’a üzerine,
Sinirlenip,
küstüler sonra birbirlerine.
Lâkin
arkadaşları bu hâle üzüldüler.
"Hazreti
Mevlânâ"ya gelip haber verdiler.
Mevlânâ
hazretleri, onları çağırarak,
Buyurdu ki:
(Bu yolda, yoktur küsüp darılmak.
Allah, bâzı
kulları yarattı mütevâzi.
Onlar, hep
aşağıya akarlar “Su” misâli.
“Yumuşak
huylu” olur ve hep alttan alırlar.
Öyle ki, her
mahlûka şefkatli davranırlar.
Bâzı
kullarını da, "Taş" ve "Toprak" misâli,
Yarattı Hak
teâlâ gâyet “Sert" tabîatli.
“Su”,
toprağa inerek, mütevâzı davranır.
Böylece sert
topraklar hayât bulur, canlanır.
Yâni su, yere
inip toprakla birleşince,
Onda, türlü
nebâtlar yetişir nice nice.
Su, yere
inmeseydi, olmaz idi bu hayât.
Bitmezdi o
topraktan böyle bitki ve nebât.
Zîrâ toprak,
kalkıp da suya gitmez idi ki,
Yetişsin
üzerinde, türlü nebât ve bitki.
Bunun gibi ey
insan, kırıldığın bir kimse,
“Toprak"
gibi davranıp, yanına gelmez ise,
Sen, “Su"
gibi davranıp, yaklaş o yârânına.
O sana
gelmiyorsa, sen git onun yanına.
Zîrâ iki
müslümân, birbirine küsseler.
Hangisi
ötekine önce giderse eğer,
Cennete, daha
önce o girer âhirette.
Ve daha çok
sevâba, o kavuşur elbette.
Hakîkî bir
müslümân şudur ki ey insanlar!
Elinden ve
dilinden kimseye gelmez zarar.
“Yumuşak
bir hâlı” ya benzer ki iyi insan,
Üzerinde
gezenler, incinmez aslâ ondan.
O, öyle
kimsedir ki, beğenmez kendini hiç.
Lâkin onu
göreni, kaplar huzûr ve sevinç.
Yanına,
çekinmeden, râhatça girer herkes.
Zîrâ onlar
bilir ki, o, kimseyi incitmez.
Kendisini,
herkesten aşağı, kötü bilir.
Aynaya
baktığında, kendisinden iğrenir.
Hiçbir
icrâatını iyi bilmez o zinhâr.
İbâdet yapsa
bile, eder tövbe, istiğfâr.
Değil ki bir
mü’minden, “Uyuz köpek”ten hattâ,
Bile o,
kendisini üstün görmez hayâtta.
Bir karıncayı
bile, incitmekten çekinir.
Bilir ki,
“Hayvan hakkı, kul hakkından çetindir.”)
Dargınlar, "Mevlânâ"dan
işitince bunları,
O anda
birbirine bitti dargınlıkları.
Sevgi ve
muhabbetle kalkıp kucaklaştılar.
Barışıp,
birbiriyle hemen helâllaştılar.
|