ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - MEVLÂN CELÂLEDDÎN-İ RÛMΠ (Kuddise Sirruh)

MÜTEVÂZI OLUNUZ

 

Vaktiyle iki mü’min, bir vak’a üzerine,

Sinirlenip, küstüler sonra birbirlerine.

 

Lâkin arkadaşları bu hâle üzüldüler.

"Hazreti Mevlânâ"ya gelip haber verdiler.

 

Mevlânâ hazretleri, onları çağırarak,

Buyurdu ki: (Bu yolda, yoktur küsüp darılmak.

 

Allah, bâzı kulları yarattı mütevâzi.

Onlar, hep aşağıya akarlar “Su” misâli.

 

Yumuşak huylu” olur ve hep alttan alırlar.

Öyle ki, her mahlûka şefkatli davranırlar.

 

Bâzı kullarını da, "Taş" ve "Toprak" misâli,

Yarattı Hak teâlâ gâyet “Sert" tabîatli.

 

Su”, toprağa inerek, mütevâzı davranır.

Böylece sert topraklar hayât bulur, canlanır.

 

Yâni su, yere inip toprakla birleşince,

Onda, türlü nebâtlar yetişir nice nice.

 

Su, yere inmeseydi, olmaz idi bu hayât.

Bitmezdi o topraktan böyle bitki ve nebât.

 

Zîrâ toprak, kalkıp da suya gitmez idi ki,

Yetişsin üzerinde, türlü nebât ve bitki.

 

Bunun gibi ey insan, kırıldığın bir kimse,

Toprak" gibi davranıp, yanına gelmez ise,

 

Sen, “Su" gibi davranıp, yaklaş o yârânına.

O sana gelmiyorsa, sen git onun yanına.

 

Zîrâ iki müslümân, birbirine küsseler.

Hangisi ötekine önce giderse eğer,

 

Cennete, daha önce o girer âhirette.

Ve daha çok sevâba, o kavuşur elbette.

 

Hakîkî bir müslümân şudur ki ey insanlar!

Elinden ve dilinden kimseye gelmez zarar.

 

Yumuşak bir hâlı” ya benzer ki iyi insan,

Üzerinde gezenler, incinmez aslâ ondan.

 

O, öyle kimsedir ki, beğenmez kendini hiç.

Lâkin onu göreni, kaplar huzûr ve sevinç.

 

Yanına, çekinmeden, râhatça girer herkes.

Zîrâ onlar bilir ki, o, kimseyi incitmez.

 

 Kendisini, herkesten aşağı, kötü bilir.

Aynaya baktığında, kendisinden iğrenir.

 

Hiçbir icrâatını iyi bilmez o zinhâr.

İbâdet yapsa bile, eder tövbe, istiğfâr.

 

Değil ki bir mü’minden, “Uyuz köpek”ten hattâ,

Bile o, kendisini üstün görmez hayâtta.

 

Bir karıncayı bile, incitmekten çekinir.

Bilir ki, “Hayvan hakkı, kul hakkından çetindir.”)

 

Dargınlar, "Mevlânâ"dan işitince bunları,

O anda birbirine bitti dargınlıkları.

 

Sevgi ve muhabbetle kalkıp kucaklaştılar.

Barışıp, birbiriyle hemen helâllaştılar.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan