|
24
- MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ
RÛMÎ
(Kuddise Sirruh)
GÖRÜLMEMİŞ ŞEY
Vaktiyle
moğolların Anadolu vâlisi,
“Noyân Hân”
nâmı ile zâlim, gaddâr birisi,
Konyayı
muhâsara etmiş idi bir zaman.
Sıkıntıya
düşmüştü Konya’da her müslümân.
İnsanlar, "Mevlânâ"nın
huzûruna geldiler.
Vaziyeti arz
edip, duâ talep ettiler.
Buyurdu ki: (Korkmayın,
tam sığının Allaha.
Rabbimiz,
mü’minleri kavuşturur felâha.)
"Mevlânâ"
daha sonra çıktı hemen evinden.
Şehrin
ortasındaki meydana geldi hemen.
Moğol
askerlerinden çekinmeden hülâsa,
Büyük bir
vakar ile, gelip durdu namâza.
Askerler onu
görüp, "Noyân Hân"a geldiler.
Vaziyeti,
hemence ona haber verdiler.
Dediler:
(Bir zât geldi Konya’nın meydanına,
Heybetinden,
hiç kimse varamıyor yanına.)
Dedi: (Bir
kişiden mi korkarsınız, çok ayıp.
Haydi, gidip
öldürün o kimseyi oklayıp.)
Okçular, ok
atmaya çıktı hemen ileri.
Ve lâkin hiç
birinin tutmaz oldu elleri.
Bunu gören
Noyân Hân, emretti süvârîye:
(Ata
binip, kılıçla boynunu vurun!) diye.
Süvârîler,
bir anda atlarına bindiler.
"Mevlânâ"nın
üstüne at sürmek istediler.
Ve lâkin yere
battı atların ayakları.
Bir santim
ileriye gidemedi atları.
Bu sefer
Noyân Hân’ın fazlalaştı hiddeti.
Hâlâ
düşünmezdi ki: “Nedir bunun hikmeti?”
Hiddetle
bağırdı ki: (Ne biçim askersiniz!
Bâri ben
öldüreyim, siz beceremediniz.)
Yay gerip, o
hiddetle üç ok attı ise de,
Ayağının
ucuna düşüverdi hepsi de.
Daha da
öfkelenip, emretti askerine.
Atını
getirterek atladı üzerine.
Hiddetle
sürdüyse de, gitmedi hayvan fakat.
Çok uğraştı
ise de, bir santim gitmedi at.
Bundan sonra,
daha da hiddeti fazlalaştı.
İnip, yaya
olarak saldırmaya uğraştı.
Ve lâkin
ayakları "Felç" oldu birden bire.
Bir adım
atamadan yuvarlandı yerlere.
Toplanmış
Konya halkı, bütün bu olanları,
Hayret ve
dehşet ile seyrederdi onları.
Heyecân ve
sevinçle Allaha şükrettiler.
Ve “Tekbîr”
sesleriyle gökleri inlettiler.
Noyân Hân, en
sonunda îtirâf etti bizzât:
(Bildiğim
insanlardan değilmiş meğer bu zât.)
Anladı
bilmecbûrî bu işin hikmetini
Terk etti
ordusuyla Konya vilâyetini.
|