ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - MEVLÂN CELÂLEDDÎN-İ RÛMΠ (Kuddise Sirruh)

BİR TEPSİ HELVA

 

"Hazreti Mevlânâ"ya talebe olanlardan,

Biri, Haccı îfâya gitmiş idi bir zaman.

 

Hanımı da, mübârek bir hâtun idi gâyet.

Hazreti Mevlânâ'ya beslerdi çok muhabbet.

 

Onun medresesinde okuyan çocuklara,

Yemek hazırlıyarak, verirdi ara sıra.

 

Bir gün de, "Helva" yapıp büyükçe bir tepsiye,

Arefe gecesinde gönderdi medreseye.

 

Hac’da olduğu için o zaman kendi beyi,

Komşunun çocuğuyla gönderdi o tepsiyi.

 

Mevlânâ, o tepsiyi aldı ve sevindi pek.

Bizzât kendi dağıttı talebeye tek be tek.

 

Fazla fazla yediler talebenin hepsi de.

Ve lâkin yine helva azalmadı tepside.

 

Var idi Mevlânâ’nın yüzlerce talebesi.

Hepsi yedi, sonunda, doluydu yine tepsi.

 

Mevlânâ, en sonunda dışarıya çıkarak,

Tepsiyi, Beytullah'tan tarafa uzatarak,

 

Biraz sonra, eli boş içeri girdi yine.

Buyurdu ki: (Tepsiyi gönderdim sâhibine.)

 

Ertesi gün o hanım, gönderip bir kimseyi,

Medrese mutfağından istetti o tepsiyi.

 

Talebeler, mutfakta onu çok aradılar.

Lâkin bulamayınca, hayli meraklandılar.

 

Daha sonra insanlar, Hac’dan döndü nihâyet.

Bu hanımın beyi de, evine etti avdet.

 

Eşyâları içinde, o hanım, tepsisini,

Görünce, alamadı hayretten kendisini.

 

Bir şaşkınlık içinde, dedi: (Ben, bu tepsiye,

Helva yapıp vermiştim, bir gece medreseye.

 

Ertesi gün arattım, onu ben medreseden.

Lâkin bulunmayınca, merakta kaldım hepten.

 

Şimdi, senin eşyândan çıkardım bu tepsiyi.

Ben hiç anlıyamadım bu garip hâdiseyi.)

 

Beyi dahî şaşırıp, kaldı hayret içinde.

Dedi ki: (Bizler dahî, arefe gecesinde,

 

Arkadaşlar, toplanmış, çadırda otururduk.

Ve haccın erkânından bâzı şeyler okurduk.

 

O sırada, çadırın kapısından içeri,

"Helva dolu" bir tepsi uzattı bize biri.

 

Fakat kim uzatmıştı, hiçbirimiz görmedik.

Aç olduğumuz için, hepimiz onu yedik.

 

Sonradan düşündük ki: “Bu bize, bir hediye”

Hiç de araştırmadık “Bu kimden geldi?” diye.

 

Eşyâmın arasına koymuştum bunun için.

Fakat anlamamıştım hikmetini bu işin.)

 

O bunu anlatınca, anlaşıldı hakîkat.

Çoğaldı "Mevlânâ"ya sevgileri kat be kat.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan