ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - MEVLÂN CELÂLEDDÎN-İ RÛMΠ (Kuddise Sirruh)

PİŞMÂN OLDULAR

 

Mevlânâ zamanında, “Sirâcüddîn” isminde,

Bir kişi var idi ki, vardı dîni ilmi de.

 

Ve lâkin "Mevlânâ"yı iyi tanımıyordu.

Onu küçültmek için gayret sarfediyordu.

 

Talebeleri dahî vardı ki bu kişinin,

Onları, etrâfına topladı bu iş için.

 

Dedi: (Bu gün gidelim, Mevlânâ’nın yanına.

Tutalım kendisini bir suâl yağmuruna.

 

Öyle çetin suâller hazırlayın ki fakat,

Veremesin onlara, bir tek doğru mâlûmât.)

 

Ve hemen başladılar suâl hazırlamaya.

Kendi de, bu iş için çalışırken, bir ara,

 

"Mevlânâ" hazretleri göründü ona birden.

Ona, sertçe baktı ve kayboldu göz önünden.

 

Hemen talebelere söyledi gidip bunu.

Dediler ki: (Efendim görmedik biz hiç onu.)

 

Lâkin o, çözemedi bu işteki mânâyı.

Zîrâ o, gözleriyle görmüştü "Mevlânâ"yı.

 

Tekrar çalışırdı ki bulmak için güç suâl,

Biraz sonra, bir daha vâki oldu aynı hâl.

 

Yine teşrîf etmişti "Mevlânâ" hazretleri.

Gördü bunu hem kendi, hem de talebeleri.

 

Hepsi, hayret içinde bakarken kendisine,

"Mevlânâ" göz önünden kayboldu tekrar yine.

 

Bir hayret ve şaşkınlık birden çıktı ortaya.

Sonra da namâz için, geçtiler yan odaya.

 

Bu sefer gördüler ki, odanın dört duvarı,

Bir takım yazılarla dolmuş her tarafları.

 

İncelediklerinde onları birer birer,

Bir sürü "Suâller"le "Cevaplar"ı gördüler.

 

Hem de, kendilerinin çıkarmış oldukları,

Suâller ve hepsinin yazılmış cevapları.

 

Bunları görür görmez talebe ve o âlim,

Yaptıkları bu işe oldular hepsi nâdim.

 

Hep birlikte giderek mübârek huzûruna,

Af dileyip, talebe oldular hepsi ona.

 

Selâhaddîn” adında anlatır bir kişi de:

Ben, İskenderiyye’ye gitmiştim gençliğimde.

 

Gemimiz bir girdâba yakalandı bir ara,

Bu, büyük bir endîşe vermişti insanlara.

 

Herkes tövbe ediyor, çok duâ ediyordu.

Kurtulmak ümîdiyle adaklar adıyordu.

 

Bâzısı bana gelip, dediler ki: (Sen dahî,

Duâ et, belki gelir bir imdâd-ı ilâhî.)

 

Konyalıydım, aklıma "Mevlânâ" geldi birden.

Şöyle imdâd istedim ben o büyük velîden:

 

(Yâ Mevlânâ, Allahın izniyle yetiş bize!

Gemimizi girdâptan kurtarıp çıkar düze.)

 

O anda "Mevlânâ"yı gördük gemi yanında.

Gemimizi düzeltip, gâib oldu ânında.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan