|
24
- MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ
RÛMÎ
(Kuddise Sirruh)
YANMIYAN HIRKA
O zamanlar
Konya’da, var idi ki bir kimse,
İslâmın
kıymetini anlatırdı herkese.
"Hazreti
Mevlânâ"ya, hem de talebesine,
Hâssaten çok
îtibâr eder idi hepsine.
Dediler: (Mevlânâ'ya,
bu kadar hürmet, edeb,
Ve iltifât
edersin, hikmeti nedir acep?)
Dedi ki: (Ben
mâlesef önce hıristiyandım.
Mü’minleri
hiç sevmez, hattâ fenâ düşmandım.
Ve bir gün,
biz "Kırk râhip", gelerek bir araya,
Dedik ki: "Bildirelim
haddini Mevlânâ'ya."
O "Allah
adamı"nı imtihân etmek için,
Suâller
hazırladık islâmdan gâyet çetin.
Sonra da, hep
birlikte hemen yola koyulduk.
“O,
bunlara cevaptan âciz kalır” diyorduk.
Bir fırının
önüne gelmiştik ki biz fakat,
Âniden
karşımıza çıktı o mübârek zât.
Dedik: “Mâdem
onunla bu yerde karşılaştık.
İlk suâli
soralım” diye söze başladık.
Dedik:
Buyuruyor ki Kur’ânda cenâb-ı Hak,
“Her
nefis, Cehennemden geçecektir muhakkak.”
Buna göre, "Kâfir"
de, "Müslümân" da elbette,
Cehennem
ateşinden geçecek âhirette.
Mâdem
müslümânlar da “Ateş” e uğrayacak.
“İslâmın
üstünlüğü” nasıl belli olacak?)
Mevlânâ
buyurdu ki: (Evet, öyle olacak.
Lâkin
müslümânları Cehennem yakmıyacak.
Müslümânlar
ateşten geçtikleri esnâda,
Cehennem,
mü’minlere edecek şöyle nidâ:
“Ey mü’minler,
çabucak geçin ki siz buradan,
Zîrâ benim
ateşim, sönecek nûrunuzdan.”
Hattâ
dayanamayıp, sönecek alevleri.
Ve lâkin aynı
ateş, yakacak kâfirleri.
Böyle
olacağına inanmazsanız şâyet,
Bunu, dünyâda
bile görmemiz kolay gâyet.
Siz
gömleklerinizi çıkarıp verin bana.
Benimkiyle
birlikte, atalım şu fırına.
Bu benim
gömleğim de, sizinkilerle acep,
Bakalım
yanacak mı, görelim birlikte hep.)
Gömlekleri
çıkarıp, uzattık "Mevlânâ"ya.
O alıp,
herbirini getirdi bir araya.
Ve kendi
hırkasına, sarıp bizimkileri,
Yanan kızgın
fırından atıverdi içeri.
Az sonra
çıkarınca, biz şaşırdık gâyetle.
Zîrâ şâhid
olduk ki hepimiz de hayretle,
O hırkada,
yanıktan yok iken ufak bir iz,
Yanmıştı
içindeki bizim gömleklerimiz.
Kırkımız bunu
görüp, insâfa geldik o an.
"Şehâdet"i
getirip, hepimiz ettik îmân.)
|