ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - MEVLÂN CELÂLEDDÎN-İ RÛMΠ (Kuddise Sirruh)

KULLARDAN İSTEMEYİN !

 

"Mevlânâ" hazretleri, kendi talebesine,

Derdi ki: (Hiç kimseden, istemeyin bir nesne.

 

Allahtan isteyin ki, ihsân eder Rabbimiz.

Kuldan bir şey bekliyen, değildir talebemiz.

 

Kim kullara el açıp, beklerse bir menfaat,

Bizden, iki cihânda beklemesin şefâat.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Yaşım yediyken benim,

Tamâmiyle rûhumun emrine girdi nefsim.

 

Onun isteklerinden kurtuldum tamâmiyle.

Nefsim de, iyi işler yapar oldu hâliyle.)

 

Dediler: (Peki ama, sizi biz, neden acep,

Nefisle mücâdele hâlinde görürüz hep?)

 

Buyurdu ki: (Bu "Nefis", çok alçak, pek ahmaktır.

Onun işi, Rabbine muhâlefet yapmaktır.

 

Hep kendi aleyhine iş yapmaktan alır haz.

Bu yüzden yakasını bırakmak uygun olmaz.

 

Eğer bırakılırsa "Nefis" kendi hâline,

Sebep olur muhakkak, kendi felâketine.

 

Bunun için büyükler, tâ ki ölene kadar,

"Nefis"le mücâdele ettiler aynı karar.)

 

"Mevlânâ" zamanında, bir kimse var idi ki,

Onun büyüklüğünü bilmiyordu pek iyi.

 

Aleyhinde konuşup dolaşırken böylece,

"Resûlullah"ı gördü rüyâsında bir gece.

 

Ve hem de "Mevlânâ"nın medresesinde bizzât,

Eshâbiyle oturmuş, ederdi istirâhat.

 

Sonra, bir "Et yemeği" getirildi o yere.

Resûlullah, eshâbla başladılar yemeye.

 

O sırada bu dahî içeriye girerek,

Selâm verdi Resûle, biraz ilerliyerek.

 

O Server cevap verip onun bu selâmına,

Çağırttırıp oturttu, hem de kendi yanına.

 

Sonra, kendilerinin tabağından bir "Et"i,

Kendi eliyle alıp, bu zâta ikrâm etti.

 

O, sevinip dedi ki: (Yâ Resûl-i müctebâ!

Etin en iyi yeri neresidir acabâ?)

 

Buyurdu ki: (Kemiğe bitişik olan ettir.)

O anda uyandı ki, tam da namâz vaktidir.

 

Rüyânın tesiriyle, sabahleyin erkenden,

"Hazreti Mevlânâ"yı görmeye gitti hemen.

 

Baktı, Resûlullahın oturduğu mahâlde,

"Mevlânâ", talebeyle oturur aynı hâlde.

 

Hem de yemek yiyorlar, yemek de yine "Et"ti.

"Mevlânâ" onu görüp, yemeye dâvet etti.

 

Tam yanına oturtup ve kendi tabağından,

Eliyle bir "Et" alıp, bu zâta verdi o an.

 

Ve tebessüm ederek, buyurdu ki: (Bir ette,

Kemiğe değen kısım, en iyidir lezzette.)

 

O, bunu da görünce, kalbine "Sevgi" doldu.

Talebesi olarak, ona tam tâbi oldu.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan