ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

23 - ABDÜLMECİD ŞİRVÂNÎ (Rahmetullahi Aleyh)

ÜSTÂDSIZ ÇOK ZOR

 

"Abdülmecîd Şirvânî", büyük bir velî idi.

Sohbeti, insanlara pek çok fâideliydi.

 

Bir müslümân, bu zâta, insanlık îcâbiyle,

Muhâlefet ederek, üzmüş idi hâliyle.

 

Bu "Velî"nin kalbini kırmış olan bu adam,

Onun sohbetine de etmedi artık devâm.

 

Lâkin bakıp gördü ki, kalbindeki o nisbet,

Gitmiş ve hiç kalmamış bir feyiz ve bereket.

 

Rûhsuz bir "Ölü" gibi kendini buldu gûyâ.

O günün gecesinde, gördü şöyle bir rüyâ.

 

"Som" ve “Külçe” hâlinde altını dolu olan,

Bir hazîne içinde kendini gördü o an.

 

Lâkin “Sikke" olmamış, hem de "Mühürlenmemiş".

Olan külçe altınlar, görmüyordu hiçbir iş.

 

O sırada birisi, dedi ki kendisine:

(Niçin düşünüyorsun seninken bu hazîne?)

 

Ona dönüp dedi ki: (Öyle ama kardeşim!

Bu külçe altınlarla, hâllolmuyor bir işim.

 

Basılıp mühürlenmiş olmadıkça bir altın,

Bir kıymet kazanmıyor nazarında bu halkın.

 

Şimdi çıksam pazara külçe altınlar ile,

Hiç kimse vermez bana, bir kuruşluk mal bile.

 

Hattâ şüphelenerek yakalıyabilirler.

“Nereden buldun?” diye, bana cezâ verirler.)

 

O, dinleyip dedi ki: (Bu sözün çok doğrudur.

Hemen sikkehâneye götür de damga vurdur.)

 

Dedi ki: (Peki ama, sikkehâne nerdedir?)

O, eliyle gösterip dedi: (Şu ilerdedir.)

 

Sevinip, az gidince gösterdiği o yana,

Baktı ki, üstâdının dergâhıdır o bina.

 

O esnâda uyanıp, düşündü ki: “Vallahi,

Bu rüyâ oldu bana bir îkâz-ı ilâhî.

 

Ben hocamdan ayrılıp, gitmedikçe sohbete,

Aslâ vâsıl olamam ebedî seâdete.

 

Ne kadar çok olsa da ilim ve ibâdetim,

Bir rehberim yok ise, hüsrândır âkıbetim."

 

Rüyânın tâbirini, bu şekilde yaparak,

Gitti hemen dergâha, gâyet pişmân olarak.

 

Kimseye görünmeden, gizlendi bir köşeye.

Başladı başı önde, sohbeti dinlemeye.

 

O sırada vâz eden "Abdülmecid Şirvânî",

O içeri girince, dersini kesti ânî.

 

Ve hemen buyurdu ki: (Bir kimsenin, faraza,

Bir hazîne dolusu çok altınları olsa,

 

Lâkin sikkesiz olup, yoksa mührü, damgası.

Olmaz o altınların sâhibine faydası.)

 

O, bunları duyunca, gidip öptü elini.

Pek çok özür dileyip, affettirdi kendini.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan