ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

23 - ABDÜLMECİD ŞİRVÂNÎ (Rahmetullahi Aleyh)

REHBERSİZ OLMAZ

 

(Şudur ki insanların hayırlısı, iyisi,

Çok olur o kimsenin kullara fâidesi.)

 

Bu hadîsi şerîften alarak ders ve ibret,

Bir ömrü müddetince islâma etti hizmet.

 

Çalışırdı bir günde, tam “Yirmiiki” sâat.

Yalnız “İki” sâati olurdu istirâhat.

 

Hocası “Şehkubâd”dan edip çok istifâde,

Evliyâlık yolunda gelmişti tam kemâle.

 

O, Kur’ân okuyorken, duyup onun sesini,

Kurt ve kuşlar toplanıp, dinlerdi kendisini.

 

Kitap mütâlâsıyla geçerdi çoğu vakti.

Öyle ki, fazlasına yetişmezdi tâkati.

 

Bir gece, yine böyle okuyorken bir kitap,

Okuduğu kitaptan, duydu şöyle bir hitâp:

 

Dedi: (Ey Abdülmecîd, şimdi sen beni dinle!

Kemâle gelmek için, bir rehber bul kendine.)

 

Hayret içerisinde duyunca bu hitâbı.

Çıkıp gitti dağlara, bırakıp o kitâbı.

 

Girip, bir mağarada, gece gündüz ibâdet,

Ederek, en sonunda oldu ehli kerâmet.

 

Kendisi anlatır ki: Geçince böyle dört yıl,

Bende, hârikulâde bir hâller oldu hâsıl.

 

Dışarı çıktığımda, dağda, vahşî hayvanlar,

Bana hiç saldırmaz ve yapmazlardı bir zarar.

 

Abdest aldığım sudan, kalanı içerlerdi.

Yaklaşıp, benim ile hergün söyleşirlerdi.

 

Daha sonra, uçardım vâdiden bir vâdiye.

Artık seviniyordum “Evliyâ oldum” diye.

 

Bir gün, o mağaranın yakınına, bir gurup,

Gelip sohbet ettiler edeblice oturup.

 

Ben de, hemen giderek oturdum bir kenara.

Kalbimde çok muhabbet hâsıl oldu onlara.

 

Hele bir üstâdları var idi ki onların,

Sohbetinin tadına, hayrân kaldım o zâtın.

 

Öyle ki, o sürûr ve lezzetten bayılmışım.

Uyandım ki, o zâtın dizinde benim başım.

 

O, "Şehkubâd" imiş ki, acıyıp bu miskîne,

Alıp koymuş başımı, mübârek bir dizine.

 

Kalkıp öptüm elini ve ettim ki istirhâm,

(Beni, talebeliğe kabûl edin ey hocam!)

 

Kabûl edip ve bana bir teveccüh edince,

O fevkalâde hâller, gitti benden hemence.

 

Kalbime, nehir gibi aktı ki öyle ilim.

"Hiç" kaldı buna göre, o önceki hâllerim.

 

Kerâmet zannettiğim o fevkalâde hâller,

İyice anladım ki, “Boş şey"miş hepsi meğer.

 

Ve yine anladım ki şunu da pek açıkça:

İnsan kâmil olamaz, bir rehber bulmadıkça.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan